Yoksulluk, insanın  fizyolojik,  sosyal ve psikolojik  düzeydeki temel ihtiyaçlarını insan onuruna uygun bir şekilde karşılayamaması durumudur. Yoksulluğun,  insan hayatının temel olgusu haline gelmesi halinde, kişi ve toplum, insan onuru ve özgürlüğü dahil her şeyini kaybedebilmektedir. BM, 17 Ekimi Dünya Yoksullukla Mücadele Günü ilan etmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar  Bakanlığı ve Dünya Bankasının iş birliğiyle  17-18 Ekim tarihleri arasında Ankarada  Yoksullukla Mücadele Stratejisi Hazırlık Belgesi Çalıştayı düzenlenmiştir.Yoksullukla mücadelenin ülkemizde sistematik, sürdürülebilir ve sürekli bir strateji dahilinde uygulanması, acil bir ihtiyaçtır.

Yoksulluk insan varlığını ve hayatını tehdit eden varoluşsal bir tehlike olduğu için,  dünyada yoksulluktan ziyade yoksullukla mücadele üzerinde durulmaktadır. Yoksullukla mücadelede amaç, insan onurunu ve özgürlüğünü korumaktır. İnsan onurunu ve varlığını korumak için yoksullukla mücadele etmek, sadece varlıklı olanların hayırseverlik işi değil, bütün insanların sorumluluğu ve  görevidir. İnsan onurunu korumak temelinde yoksullukla mücadele bilinci ve strateji geliştirmek, kişinin sosyal, ekonomik, cinsiyet, etnik, dini, mezhebi ve kültürel sınırlamaların  ötesinde sahici anlamda dünyanın daha  insani, adil ve ahlaki bir ye olması için çaba sarf etmeyi gerektirmektedir.

Yoksullukla mücadele, varlıklı olanların  yokluk içinde olanlara hayırseverlik duygusu içinde yardım etmesinden ibaret değildir. Yoksullukla mücadele,  sahip olanlar ve olmayanlar şeklinde bir hiyerarşiye dayanmamaktadır. Yoksullukla mücadele konsepti,  hepimizin birbirimize insan onuruna uygun olarak muamele etmemiz gerektiğini, insan onuruna aykırı ve karşıt olan  yoksulluk gibi  büyük bir problemin hepimizin insanlığını  zayıflattığını ve tehdit ettiğini fark etmemiz gerektiğini bize öğretmektedir.

Yoksul olanların,  daha az  onura sahip  daha düşük  insanlar oldukları şeklindeki bir yaklaşım, büyük bir yanılgıdır. İnsanı onurlu yapan şey, sahip olduğu maddi zenginlikler değildir.   Gelişmiş ve az gelişmiş gibi ülkeler gibi dünyayı  alt ve üst  kategorilere ayırmak, hegemonik ve emperyalist bir yaklaşımın tezahürüdür. Kalkınma ve gelişme, herkes için onurlu, özgür ve ahlaki bir insani yaşama katkı sunduğu sürece anlamlı, verimli ve değerlidir. İnsanlığın sefaleti üzerine zenginlik ve varlık  elde edinen azınlıkların, mutlu, onurlu ve özgür olmayacakları açıktır.  Kalkınmış ülke kategorisi içinde değerlendirilen  ülkelerin yaşadığı sosyal ve insani krizler,  dünyayı sömürme ve yoksullaştırma  sonucu elde edilen maddi zenginliğin, küresel ölçekte sefaleti arttırmaktan  başka bir işe yaramadığını ortaya koymaktadır.

Yoksul insanlar,  kendilerini çaresiz ve hiç hisseden insanlar değildirler. Yoksul insanların ve toplulukların, yokluklar içinde dahi daha iyi hayat  şartları oluşturmak için  sürekli mücadele içinde olduklarını ve çalıştıklarını biliyoruz. Yoksulluğa karşı mücadele, her şeyden önce bir onur ve özgürlük mücadelesidir. Yoksul insanlar, çalışarak, üreterek ve var ederek  kendilerine ait bir hayat inşa etmenin çabasındadırlar. Kalkınma, artık ekonomik gelişme şeklinde dar bir anlayışla tanımlanmamaktadır. Kalkınmanın  özgürlük olarak tanımlanması, insanların yoksullukla mücadeleyi bir özgürlük mücadelesi olarak anlamaları şeklinde yeni bir bilinç düzeyinin geliştiğini göstermektedir.

Yoksulluğa karşı verilen özgürlük mücadelesi, yoksul insanlara balık verilerek ve hayırda bulunularak kazanılacak bir mücadele değildir. Yoksulluğa karşı savaş şeklinde ifade edilen özgürlük mücadelesi,  kişilerin bizzat kendilerinin sorumluluk sahibi olması ve    balık tutmasını öğrenmeleri halinde kazanılabilir. Yoksulluk durumunun aşılmasında çözüm,  insanın yaratıcı ve üretici kapasitesinin  harekete geçirilmesidir. Yoksullukla mücadelede, insanlar kendilerini öğrenilmiş  çaresizliğe mahkum hissetmemelidirler. Yoksullukla mücadelede  kişiyi aktör ve sorumlu kılan güçlü bir özgürlük psikolojisinin oluşturulması lazımdır.

Yoksulluğun, hiçbir insani, ahlaki ve manevi meşruiyeti ve temeli bulunmamaktadır. Bütün kötülüklerin ve yozlaşmaların kaynağı olmasından dolayı Rahmet Peygamberi, Fakirlik, neredeyse küfür olacaktı diyerek bizleri yoksulluğa karşı  özgürlük mücadelesi vermeye davet etmektedir.  Yoksulluğa karşı verilecek özgürlük mücadelesi, ancak bilgiyle, varlıkla ve emekle kazanılabilir. Rahmet Peygamberi, İlim ve mal her kusuru örter. Cehalet ve fakirlik de her kusuru ortaya çıkarır diyerek,  sorunun kaynaklarını ve çözüm yollarını birlikte  bize göstermektedir. Rahmet Peygamberi, onurlu, özgür ve adil bir hayat sürmek için sürekli olarak şu duayı etmiştir: Allahım! Fakirlikten, yoksulluktan, düşkünlükten, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan sana sığınırım.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.