Cumhuriyet gazetesinin 6 Mart 1933 tarihli nüshasında çıkan haberi okuyalım:

“Atina’daki Türkiye sefiri Enis Tulça Bey, bugün Yunan Hariciye Nazırı Mihalokopulos'u ziyaret ederek İsmet Paşa'nın Yunan harp malulleri sandığına 300 Türk lirası hediye ettiğini bildirmiştir. Mihalokopulos İsmet Paşa Hazretlerinin bu nezaketine hararetle teşekkür etmiştir…”

Peki, bu Yunan harp malulleri hangi savaşta, nerede yaralanmışlardı?

Bizim İstiklal Savaşımızda!

— Mehmetçiğe kalleşçe kurşun sıkarken,

— Anadolu'yu yakıp yıkarken!

— Genç kızlarımızı kirletirken!

— 30 bin kadını dul bırakırken!

Anasının karnındaki bebeği dahi gözünü kırpmadan süngülerken!

***

Kemalist Cemaat!

1999’da yayınlanan "Köstebek"inde Necip Hablemitoğlu, daha 1992’lerde Polis Teşkilatı'nın o zamanki adıyla Fetullah Cemaati'nin eline geçtiğini, 1999’larda ise, ele geçme oranının %60-70’lere ulaştığını söylüyor, bundan dert yanıyor.

Hablemitoğlu, adaletin zedelenmesinden değil, kendi cemaatinin bu yerleri, diğer bir cemaate kaptırmasından rahatsızdı.

Peki, Fetullah Cemaati'nin eline geçmeden önce; emniyet, üniversiteler, yargı hangi cemaatin elindeydi?

Hablemitoğlu'nun cemaati neydi?

Kemalist Cemaat!

FETÖ'den önce Kemalistler, FETÖ'nün işlediği hemen her cürmü fazlasıyla  işliyorlardı.

27 yıl CHP milletvekilliği yapmış Falih Rıfkı’nın üvey kızı Mina Urgan, Bir Dinozor’un Anıları”  isimli kitabında “Ben bir toplumsal haksızlığın ürünüyüm” diyor. Tek cümlede durumu özetliyordu.

 Ancak "millet" öylesine sindirilmiş, öylesine alıştırılmıştı ki, kimse bunda bir anormallik görmüyordu.

“Kemalist cemaat”ten değilseniz yargı da, üniversiteler de, Emniyet de size kapalıydı.

Hademe, çiftçi, esnaf, işçi olmanızda bir beis yoktu!

Tabandan öyle güçlü bir dalga geldi ki, bu yerler zorunlu olarak el değiştirdi, değiştiriyor, Kemalist Cemaat bu kaybın sancısını, öfkesini yaşıyor.

***

Ayağa kalkıyorsunuz!

Putin’in baş stratejisti, hatta beyni olarak nitelendirilen Prof. Dr. Aleksandr Dugin, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Erdoğan karşıtı huzursuzluk yaratılmak istendiğini söyleyen Dugin, Türkiye'ye karşı saldırıların devam edeceğini ve hükümetin (B) planı yapması gerektiğini ifade etti.

Türkiye döndürülemez, vazgeçilemez büyüme dönemine girmiştir. Bu biyolojik bir ritimdir, dönüşü yoktur.

Hamama giren terler.

Devler ligine yürüyorsunuz, bedelini ödeyeceksiniz.

ABD okyanusların ötesinden gelip Orta Doğu'da ne arıyor?

Küresel güç olmanın böyle bir bedeli var.

Siz de tarihe, tarihinize dönüyorsunuz!

Saldırılara da hazır olacaksınız, saldıracaksınız da...

Gerektiğinde, Bangladeş'te de, Somali'de de, Katar'da da, Güney Kutbu'nda da bulunacaksınız.

Dipten gelen derin dalga sizi itiyor.

Tarih sizi çağırıyor.

Yeni bir dünyaya akıyorsunuz!

Ayağa kalkıyorsunuz!

Mevlana bu akışı ne güzel özetler:

“Şu akıp giden kum seline bak;

Ne durması var, ne dinlenmesi,

Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya,

Nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Doç.Dr.Enis Tulça 2017-11-12 08:56:31

Sayın Şirin,
Yazınızda bahsettiğiniz Dönemin Atina Sefiri Bey, düzeltilmesi ricası ile Enis Akaygen’dir.
Teşekkürler

Avatar
Talimatimilat 2017-11-12 11:32:39

Katılmıyorum.

Avatar
orhan inan 2017-11-12 15:05:37

ELİNİZE SAĞLIK.İSABETLİ VE İSTİKBALE BAKIŞIMIZI ETKİLEYECEK BİR YAZI OLMUŞ