‘Türkiye ekonomisi batıyor. Türkiye ekonomisi çıkmazda. Türkiye ekonomisi kötü gidiyor.’ Nereye gidersem nerede dolaşırsam gündem bu. Bu algı yayılıyor. Özellikle bürokratik ortamlar ve siyasi kulislerde bu daha yoğun. Tam bir psikolojik algı. Kim yapar? Nereden yönetilir? Nasıl başarılır? Bilmiyorum. Bu algı yaptığımız araştırmalarda insanlar kendi gelecekleri ile ilgili kaygı duymazlarken sanal dünyalarındaki, tanımadıkları kesimlerin geleceklerinden kaygı şeklinde zuhur ediyor.

Bir dönem yollarda çok dolanırdım. Özellikle İstanbul hattın da. Son zamanlarda azaldı. Yollarda gördüğüm manzara üzerine reel ekonominin gidişatı konusunda gördüklerime inanırdım. Gözlemlerim de hep doğru çıkardı. O gördüklerim şimdi sıradanlaştı. Artısı ve eksisini çok fazla anlayamıyorum.

Yazıya oturmadan önce Malatya’dan bir dostum aradı. Memleket için dertlenen biri. Böyle dostlar aradığında biraz heyecanlanırım. Çünkü onlar hem candan olur. Onların bakışlarında çıkar yoktur. Menfaat yoktur. Kendileri için değil memleket için dertleri vardır.

Dostumuz yine memleket için dertlenerek bazı gözlemlerini aktarmak istemiş. CHP’nin Türkiye’nin ekonomik büyümede dünya rekoru kırmasına karşı getirdiği eleştirilere AK Parti trolleri dahil ekonomistlerin doğru dürüst izahat getirmemesi dikkatini çekmiş.

Bütün dünyanın savaş ekonomisi uyguladığı bir dönemde Türkiye’nin ise bu savaş ortamının tam ortasında kalmasına her alanda savaş ekonomisine rağmen %11 gibi rekor büyümenin es geçilmesine anlam verememiş dostumuz.

Dostum sohbetimizde bizi 1939-1945 yılları 2. Dünya Savaşı dönemine götürdü. O günün CHP’sinin Türkiye’nin savaşa girmemesine rağmen izlediği savaş ekonomisi ile adeta ülkeyi yokluklar cehennemine çevirdiğine işaret etti. Bununla da kalmadığını her şeyin karneye bağlanarak açlığa mahkum ettiğini vurguladı. Depolarda hububatın nasıl çürütüldüğünü hatırlattı. CHP zihniyetinin eldeki devlet imkanları ve verdiği imtiyazlarla bugün adına TÜSİAD denilen zenginler kulübünü nasıl oluşturduğuna vurgu yaptı. Yani bugün devletin kaymağını yiyen kesimler CHP’nin 1939-1945’te millet açlık ve yokluk içinde yaşarken verdiği imtiyazlarla zengin olan kesimler.

Bugün için bütün dünyanın savaş ekonomisi yürütmesine rağmen Türkiye’nin nasıl olurda %11 gibi dünya rekorunu kırdığının bilinmesini istedi. Bu gerçeği TÜSİAD ve CHP’nin nasıl örtmeye çalıştığına dikkat çekti.

En kötüsü de AK Parti yönetiminin bütün olumlu verilere rağmen bu durumu kullanmayı bilmemesi. Bana bu durum 28 sürecini hatırlattı. O dönemde Parlamento muhabiri idim. ANAP’ı takip ederdim. Bir gün ANAP Genel Muhasibi Rize Milletvekili Şadan Tuzcu ile karşılaştık. Şadan bey “Ekonomimin geldiği bu güzel durum bizim elimizde olsa. Hiçbir şekilde uzun yıllar iktidarı kimseye kaptırmayız. Bunu değerlendiremiyorlar” demişti.

Tıpkı bugünün AK Parti iktidarının güzel işleri anlatma sıkıntısı gibi yani. Hatta büyüyen ekonomi karşısına silah olarak dönüyor. ‘Milletin cebindeki para eriyor. Ekonomi büyümüş neye yarar’ eleştirileri gibi.

Dünya ülkeleri büyüme endeksi açıklanmadan önce hangi Bakan bilmiyorum. Ya Zeybekçi ya da Şimşek. Beyanatı kulağıma çalındı. Türkiye’nin ekonomik büyüme hızının Çin ve Hindistan’dan sonra geleceğine yönelik. Fakat bu tersi oldu. Türkiye Çin ve Hindistan’ı çok geride bıraktı. Ellerinde bütün veriler olmasına rağmen bu bakanlar Türkiye’nin elde edeceği ekonomik büyümeyi görmemişler mi? Dünya ekonomisini günü gününe takip etmiyorlar mı? Garabet burada. Dünya ekonomilerini yönetenlerin ağızlarından çıkmadan öngörü zor yani.

Dostumun kaydettiği başka bilgiler var. Uyaralım. AK Parti’nin hem teşkilatları hem de iktidar kadrolarının halen vatandaşla temasta çok ciddi sıkıntıları devam ediyor. Vatandaşa dokunmaktan çok uzaklar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yenileşme, değişim hamleleri tabanda aynı ciddiyetle karşılık bulmasına rağmen teşkilatlarda ve kadrolarda bulmuyor. Sıradan seçmenin Tayyip beyle ilgili olumsuz düşüncesi yok. Fakat parti kadroları dolayısıyla dikkate alınması gereken çok ciddi handikaplar sürüyor. Elimdeki veriler sıradan seçmenin -ki bunlar AK Parti’ye oy verenler çoğunlukta- siyasi yelpazede arayışları devam ediyor. Eğer AK Parti yenileşme ve değişim konusunda tabanı ikna edecek bir yol izlemezse 2019 da ne olacağı belli olmaz. Kayseri, Malatya, Elazığ, Bingöl, Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakır, Bitlis, Bingöl, Muş, Urfa hattında AK Parti’den İyi Parti’ye yönlendirme söz konusu. Malatyalı dostum da aynı görüşte.

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-15 00:50:14

Yazarımızın tespitleri yerindedir. Özellikle Maliye ve Ekonomi bakanlığı yetersiz çalışmaktadır, Cumhurbaşkanımızın hızına yetisemiyorlar. Ak Parti nın iside zor hem içerde hem disarda ki hainlerle ugrasmaktadir. ABD si Batı si sınırimizdaki problemler vb. ALLAH im yardımcilari olsun

banner624