Türk siyasetinin ana gündemi, ABD’de görülmeye başlanan Zarrab davası. Zarrab ile yatıyor, Zarrab ile kalkıyoruz. “İran’a yönelik yaptırımların yasadışı yollarla delinmesi” olarak görülmeye başlanan dava, kamuoyunu uzun süre meşgul edecek gibi görünüyor.

Öncelikle şöyle bir soru ile başlayalım; davanın konusu “İran’a yönelik yaptırımların yasadışı yollarla delinmesi mi? Hadi biraz daha ileri gidelim; Davanın gerekçesi, Zarrab’ın bazı bakanlara rüşvet verdiği iddiası mı?

Kazın ayağı pek öyle değil gibi görünüyor. Dava ne bir kısım bakanın almış olduğu iddia edilen rüşvet ne de İran’a yönelik uygulanan ambargonun delinmesi… Dava, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan kuşatılması… Hatta şimdiden Türkiye’nin ve Erdoğan hükümetinin kuşatılmasına dönük bir işlev görmeye başladı bile. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden piyasaya sürülmesi, Egemen Bağış ve Zafer Çağlayan hakkındaki rüşvet iddiaları davanın gidişatı ve amacını ifşa eder nitelikte.

Bir kısım medya ve mensupları, mal bulmuş mağribi gibi rüşvet olaylarına balıklama daldı. Neymiş efendim, bu adamlar burada layıkıyla yargılansaymış ABD’de böyle bir dava açılmazmış, onlar Yüce Divan’a gönderilmeliymiş. Güler misiniz, ağlar mısınız? Sanki ABD, Türkiye’deki rüşvet olayıyla ilgileniyor.

Hiç lafı kıvırmaya, eveleyip gevelemeye gerek yok. Bu davanın iki amacı var; Bunlardan ilki, Zarrab davasında adı geçen bazı kamu bankalarının ipotek altına alınarak ekonomiyi istikrarsız hale getirmek, ekonomik olarak bu ülkeyi baskı altına almak ve ekonomik krize davetiye çıkarmak. İkincisi de rüşvet algısı üzerinden AK Parti’yi ve Türk siyasetini itibarsızlaştırmak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu, ABD’nin ve küresel aktörlerinin yanında saf alsa da CHP eski milletvekili Şükrü Elekdağ gibi bazı isimler büyük fotoğrafı daha net olarak görüyor. Emekli Büyükelçi ve eski CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ katılmış olduğu bir televizyon programında, Batı’nın Zarrab davası üzerinden Erdoğan’a karşı adeta bir savaş yürüttüğüne vurgu yaptı.

Elekdağ’ın ifadesiyle; “Zarrab davası, hukuk davası olarak başladı. Fakat Amerika’da Türkiye bakış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bakış dolayısıyla bu dava tamamen şekil değiştirdi ve siyasi bir dava oldu. Bu dava Türkiye’nin aleyhine gelişiyor. Hedef İran değil. Hedef Erdoğan. Bunu kabul edelim, hazırlanalım… Dışişleri Bakanlığı’na girdiğimden bu yana 65-66 yıl geçti. Bu dönem zarfında ben hiçbir zaman Türkiye’nin veya bir Türk liderinin Amerikan ve Batı medyası tarafından bu kadar ortaklaşa bir bombardımana tutulduğunu görmedim bu güne kadar. Söz vermişler gibi.”

Emekli Büyükelçi olayların sebebinin ABD olduğunun da altını çiziyor; “Bunun sebebi Amerika. ABD, Obama döneminden itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Atlantik sistemi içinde güvenilir bir lider ve müttefik olarak görmüyor. Onun ne Batı ne de Türkiye’ye bir yararı olduğunu düşünüyor. Onu yıkmak için elinden geleni yapıyor.”

Aslında tablo tam olarak böyle…

Özetle, Erdoğan fobisi ABD siyasetinin gözünü kör etmiş durumda. ABD hukuku da, ABD’nin emperyalist siyasetinin köpekliğini yapıyor. Ve adalet de “sadece” bir hikâye…

Not: Bir hatırlatma yapayım; kaçak FETÖ’cülerin sosyal medyadaki paylaşımları dikkatinizi çekiyor mu? Adamlar, sevinçlerinden dolayı neredeyse göbek atacaklar. Zarrab davası, onlara da yeni bir umut aşılamış gibi.

Hülasa bu dava, kimlerin bu ülkeye dost kimlerin bu ülkeye düşman olduğunu gösteren bir “siyasi barometre”ye dönüşmüş durumda.

Akıl edenler için…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.