Geçmişte turizm bacasız sanayi olarak adlandırılırdı. Bugün futbol, turizmi de geride bırakarak zirveye ulaştı ve yakın gelecekte bu zirveyi bırakacak gibi de durmuyor. Fazla söze gerek yok… Futbolu seven bir toplumuz… Tuttuğumuz takımla gülen, ağlayan, mest olan, kahrolan insanlarız… Takımlarımız kazanıyor, futbolcular primlerini alıyor, yöneticiler prestij sahibi oluyor… Peki ya taraftarlar?

Taraftarlar Türk futbolunun hep kaybeden tarafı oluyor. Kaybedenler Kulübü’nün baş üyeleri ne yazık ki taraftarlar… Yayın gelirleri, forma satışları, sponsorluklar, reklam gelirleri derken kulüpler “turnayı gözünden vuruyor” , sefalarını sürüyor, taraftarlara ise cefalarını çekmek kalıyor!

Türkiye’de spor futboldan ibaret!

Çok farklı spor dalları bulunmakta. Bunlar neler mi? Basketbol, voleybol, tenis, atletizm, yüzme ve aklımıza gelmeyen daha niceleri… Ama bizim için tek spor futbol. Bizim için derken medyayı kastediyoruz elbette. Hafta sonları her akşam farklı spor programları adı altında futbol tükettiriliyor. Futbolun popüler kültüre hizmet eden bir tarafı bulunmakta…

Meşin yuvarlak adeta afyon etkisi oluşturuyor ve bireylerin beyinlerinin uyuşmasına neden olarak var olan gerçeklikten geçici bir süre de olsa koparıyor.

Bazı programlarda gerçekten futbol konuşuluyor. Pozisyonlar yorumlanıyor, istatistiksel verilere yer veriliyor, tartışmalı kararlar değerlendiriliyor. Elbette reytingin ve tirajın önemli olduğu bir medya düzeninde bu noktaları eleştirecek halimiz yok!

 Ancakkk; program esnasında cacık yapılması, bel altı esprilerle bireylerin rencide edilmesi, taraftarlarla aleni bir şekilde dalga geçilmesi medya etiğine ve ahlakına nasıl sığdırılır?

Tırnak içerisinde söylemek gerekiyor. Spor değil futbol programlardan en dikkat çekeni Beyaz Futbol…

Geçmişte Telegol programı vardı. Şimdi kendi klasmanında rakipsiz kaldı.

Ertem Şener’in moderatörlüğünde, Ahmet Çakar, Sinan Engin, Rasim Ozan Kütahyalı ve Abdülkerim Durmaz bir araya gelerek bu programı gerçekleştiriyorlar. Sosyal medyayı da aktif kullanan Beyaz Futbol, izleyicilerin ilgisini çekmesini çok iyi biliyor.

Televizyon zaten Fransız filozof, yazar Guy Debord’un da belirttiği gibi “gösteri toplumu”nun bir parçası durumunda…  Günümüzde futbol; gösteri ve şov dünyasının temel öznesi konumundadır. Üzülerek belirtmek gerekir ki futbolun bu duruma düşmesi ve Türkiye’de magazinel, skorlara dayalı bir futbol anlayışının ortaya çıkması ileride çok büyük hezimetler yaşayacağımıza işaret ediyorKahin olmaya gerek yok… Görünen köy kılavuz istemez.

Türk Milli Takımı 2018 Dünya Kupası'na gidemeyecek!

Milli takımımız çok zor bir süreçten geçti ve geçmeye devam ediyor. Turnuva devam ediyorken Fatih Terim’in görevden alınması, tazminat tartışmaları eşliğinde bir dönem Galatasaray ve Beşiktaş’ı da çalıştıran Rumen teknik adam Mircea Lucescu ile anlaşılması, yapılan kadro tercihleri, önce alınmayıp sonra kadroya dahil edilen futbolcular derken Dünya Kupası şansını yitireceğimiz zaten aleni ortadaydı. Hırvatistan maçındaki galibiyetle ümitler tekrar yeşerirken, İzlanda’ya 3 farkla kaybedilmesi Dünya kupasına katılma hakkımızın yitirilmesine neden oldu ve büyük bir üzüntü yaşadık.

Milli takımımızda yer alan oyuncuların bonservis bedelleri 152 milyon euro iken, İzlanda milli takımında yer alan oyuncuların bonservis bedelleri ise 59 milyon euro. Dile kolay 2,5 kat bir fark var arada. Çünkü bu bilek değil, yürek işi, ruh işi…

Ruhunu kaybetmiş bir milli takım, bir futbol anlayışı var ülkemizde.

 Futbolun yalnızca bahis olarak görüldüğü bir mantalite bize ne kazandırabilir, ne verebilir?… İnternette İzlanda galibiyetine bahis oynamış insanların sevinci ve paylaşın kuponlar tek kelimeyle yürek inciticiydi.  Bir vatandaş olarak kendimden utandım…

Milli takım futbolcusu onurlu, gururlu ve örnek olmalıdır. Çünkü ay yıldızlı formayı giymek, terletmek herkese nasip olmaz. A Milli Takım, İzlanda karşısında 3-0 geride olduğu sırada Arda Turan, kenara alındı. Arda, 60. dakikada yerini Emre Mor'a bırakırken tribünler onu ıslıklayarak protesto etti. Özrü kabahatinden beter derler… Kendisi de bu protestolara gülerek karşılık verdi… Birazcık el insaf. Galibiyet bekleyen ve büyük özverilerle, fedakarlıklarla gelmiş taraftar bu davranışı hak etti mi? Yaptığın oldu mu Arda Turan? Milli takımı bıraktığını ifade edip tekrardan bu formayı giymek nasip olmuşken bu yaptığın yakıştı mı sana?

Bir eleştiri de Yıldırım Demirören’e…

 TFF Başkanı Yıldırım Demirören'in maç sonu gülerken çekilen görüntüleri sosyal medyada tartışma yarattı. Neye güldüğünün önemi yok. Bu durumun bir açıklaması da yok. Çünkü federasyon başkanı maç sonu böyle bir kareye imza atıyorsa, burada futbolcuları eleştirmenin bir anlamı da yok! Gelinen noktayı tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor zaten…

İzleyenler çok iyi bilirler… Futbol yorumcusu Erman Toroğlu, bundan 5-6 yıl önce Telegol programında Türk futbolunun ruhunu çağırıyordu… “Eyyy Türk futbolunun ruhu! Neredeysen çık gel” diyordu. Şimdi biz de milletçe bunu söylüyoruz: “EYYYY TÜRK FUTBOLUNUN KAYIP RUHU! ARTIK ÇIK GEL DE BU RUHSUZ YÖNETİCİLER VE RUHSUZ FUTBOLCULARDAN KURTULALIM…”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Samet Ünsal 2017-10-08 18:18:30

güzel yazı olmuş

Avatar
Selami Karabey 2017-10-09 07:29:30

Hocam kalemine sağlık