Mücadele ettiğin düşmanın ortaya koyduğu sisteme karşı bir dünya görüşünü nispet alamazsan,  hadiselere peşinden sürükleyecek aksiyoner tavırla değil,  altını üstünü doldurmadan yapılan reaksiyoner tavırla karşılık vermeye mahkûm olursun.

Teşhis olmadan tedavi olmaz.

Teşhisi yanlış koyduğunuz ve o yanlışın üzerine iyi niyetle dahi olsa tedavi uygulamaya kalktığınızda hasta iyileşmez, ölür!

Star gazetesinin 4’üncüsünü düzenlediği “Necip Fazıl Ödülleri” programında, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Biz üstadın ömrü boyunca hep bekleyip durduğu o inkılap var ya, işte onu gerçekleştirmek için çalıştık, çalışıyoruz. Devlerin kıvranışına, cücelerin çırpınışına aldırmadan tarihin en büyük iman devini ayağa kaldırmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz”  diyerek,   tarihin en büyük iman devini ayağa kaldırmanın yolunun Üstad’ın hayalini kurduğu inkılabı gerçekleştirmekten geçtiğini söyledi.

Üstad’ın hayalini kurduğu inkılap, “Büyük Doğu” idealini hayata hakim kılmak üzerineydi. 

“Büyük Doğu, İslamiyet’in emir subaylığı…”

Büyük Doğu, “Sünnet ve Cemaat Ehli” tabirinin ifadelendirdiği mutlak ve pazarlıksız çerçeve içinde, olanca saffet ve asliyetiyle İslamiyet’e yol açma geçidi ve O’nu eşya ve hadiselere tatbik etme işi…”

Üstadın,  “Ciğerinden kalemine kan çekerek yırtındığı, kıvrandığı ve zindanlarda çürüyerek” maya tutması için kavgasını verdiği Büyük Doğu ruhunu, bedeniyle kavuşturup  “Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını gediğine koyma”  zamanı gelmiştir.

Merkez Anadolu olmak üzere bütün İslam Coğrafyasının ayağına pranga olan zihniyetten kurtulma arafesindeyiz. Prangalardan kurtulunca hangi yöne gideceğimizi tayin edecek olan ise, sistem çapında ortaya konulmuş, içte ve dışta  dost ve düşman kutuplarını tayin etmiş olan kurtarıcı fikir Büyük Doğu’dur.

İslam Ümmetinin bugünkü parçalanmışlığının ve hâlihazırda bir araya gelemeyişinin sebebi de budur.  

Kudüs’ün, Mekke ve Medine’nin, Kabil’in,  Urumçi’nin, Grozni’nin,  Akmescid’in, Üsküp’ün yani Bütün İslam Coğrafyasının fiili ve zihni olarak esaret altında oluşu, savaşamamaktan değil,  ideal bir fikir etrafında birleşerek, mevcut egemen dünya düzenine alternatif sistem ortaya koyamamaktandır. 

Büyük Doğu idealini biz Anadolu’da hâkim kıldığımız zaman, domino taşı etkisiyle bütün İslam Coğrafyasında “devrimlerin devrildiğini göreceğiz.”

Bütün ihanet girişimlerine rağmen, neredeyse her cephede hâkim olunduğu halde sıkıntıda oluşumuzun sebebi, Büyük Doğu’nun yaşayan hali İBDA fikriyatının Mimarı Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun şu tespitinde gizli:

 “Her şey tamam olsa bir şey eksik olsa o iş nihayete ermez; ihtilalci şuur!” Bu şuur, “devrimleri devirip” yerine kendi dünya görüşünü imar edecek fikirle birlikte yürüdüğümüzde  kurtuluşumuz gerçekleşecek inşallah.

Üstad, “İslâm, 500 yıl kılıcını elinde tutan Türkiye'de bozuldu ve her yerde altüst oldu. Bu, ancak Türkiye'de düzelirse her yerde sağlığa kavuşabileceğine ait ilahi bir ihtar... İslâm’ı yenileyecek olan nesil, bu ruh ve madde felaketleri Türkiye'sinde son ve som, hepçi ve bütüncü tepki halinde zuhur etmekle mükellef...” diyor.

Önce Anadolu kurtulacak.  Ancak Anadolu kurtulduğunda  “bunca zevalin ardından ancak kemal çığırı açılabilir...”

Cumhurbaşkanımızın şuurla ve dik durarak dile getirdiği bu hakikati, Anadolu’dan başlayarak bütün İslam Coğrafyasına  sirayet ettirmekle mükellefiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.