Bir Sahabe Peygamber Efendimiz’e (sav) gelir ve der ki “Ya Resûlallah! Sana biat ediyorum. Tâbi oluyorum sana, emrine giriyorum ya Resûlallah. biat ediyorum sana. Yalnız, benim on tane devem var. Ailem kalabalık, bunların sütleri ancak yetiyor bana. Benden zekât isteme. Zekât mükellefiyetini kaldır benden. Sana tâbi olacağım, her dediğini yapacağım ama zekâtı benden isteme”, bir de “Beni cihaddan da muaf tut” der.

Sahabenin iki şartı var, biri savaştan diğeri de zekât vermekten muaf tutulmak. Bunun üzerine Peygamber efendimiz (sav) onun elini tutar ve der ki “zekât olmazsa, cihad olmazsa Müslümanlık nasıl olur?”

Şimdi Mehmetçik canı ile sınır ötesi Afrin’de Müslümanlığının gereğini yapıyor.

Türkiye daha önce bölgede barış ve huzurun tesis edilmesi için diplomasinin her türlü yolunu denedi. Terörist gruplara silahlarını bırakıp bölgeyi terk etmelerini, arkalarındaki Batılı güçlere güvenmemelerini çeşitli vesilelerle ifade etti. Barışın temsili olan zeytin dalını onlara ulaştırabilmek için nefesi tükendi.

Düşmanın diplomasiden anlayacak kulağa sahip olmayışı, onların farklı yollarla ikna edilmesini zorunlu kılar. Türkiye de bunu yaptı. Onlara anlayacakları dilden karşılık verdi.

Şu anda Pentagon’un ne açıklama yaptığı, Hollanda’nın ne dediği, bizi hiç mi hiç ilgilendirmemeli. Biz bu coğrafyanın sağduyulu sesiyiz. Bölgenin güvenliği için bildiğimizi yapmak zorundayız. Üyesi olduğumuz NATO’nun süslü söylemlerine pek itibar edilmemelidir. En zor ânımızda bizi nasıl yalnız bıraktıklarını aklıselim olan herkes biliyor. Sınır güvenliğimizi tehdit eden bu PYD/YPG/PKK/KCK ve bunlarla işbirliği içinde olan DEAŞ terör örgütleri ile sonuna kadar mücadele edilmeli ve hiçbir şekilde geri adım atma düşüncesi aklımızın ucundan dahi geçmemelidir. Geri adım atış bizi sınırlarımız içine hapsedecek, kurulmak istenen oyunun içinde boğacaktır.

Tarih boyunca birçok devirlerde inşa edilmiş medeniyetlerin varoluş ve yok oluşunun güç parametrelerinden geçtiğini biliyoruz. Eskiden olduğu gibi şimdi de bu hakikat geçerlidir. Askeri güç, bir medeniyetin varlığının da garantisidir. Gücü kaybeden her medeniyet yok olmaya mahkûm bırakılmıştır. Güç bir başkasına tahakküm kurmak için değil elbette, adaletin sağlanması, mazlumların zalimler tarafından ezilmesinin engellenmesi içindir. Düşmanlarımızın gözünde güçsüz oluşumuz onların saldırganlığını artırır, emperyal arzularını kamçılar. O yüzden sadece kendimiz için değil, bütün mazlumlar için güçlü olmak zorundayız.

İslam silahı ve gücü insan için kullanır, insanın adaletle varlığını devam ettirmesi, medeni bir yaşam içinde olması için kullanır, yani bir başkasına zulmetmek, baskı altına almak için değil. Zaten Cihad da bunun için vardır. İnsana yaratılışına uygun özgürlüğünü vermek, insanın sadece Allah’a kul olmasını sağlamak için vardır. Cihad olmazsa devlet olmaz, devlet olmazsa vatan olmaz, vatan olmazsa ne din kalır ne şeref ne de haysiyet.

Bunun önemini Peygamber efendimizin hayatında bizzat görüyoruz. Yaşamı boyunca hep mücadele etmiş, malı ile canı ile durmadan savaşmış. Ölüm döşeğinde iken bile cihattan geri durmamış, Üsame bin Zeyd’i (ra) kendi yerine savaşa göndermişti. Sahabe-i Kiram efendilerimizin örnek hayatı bize yeter de artar bile. Asırlarca yeryüzüne adaleti getiren dedelerimiz at üstünde canlarını teslim ettiler. Şimdi at yok ama tanklar var, uçaklar var...

Mücadeleden geri kalan yok olmaya da mahkumdur. Eskiden bu mücadeleye cihad denilmiş. Şimdi buna farklı isimler veriliyor. Kimisi sefer, kimisi harekât, kimisi savaş, kimisi müdahale diyorlar. Ne isim verildiğinin hiç önemi yok. Asıl olan insanın insanca yaşaması için mücadele içinde olmasıdır. Dedelerimiz canlarını mallarını feda etmeselerdi bizler var olabilir miydik, İslam varlığını devam ettirebilir miydi?

Bölgemizdeki gelişmelere askeri güçle karşılık ver(e)mediğimiz zaman başımıza nelerin gelebileceğini en yakın hadislerden hatırlıyoruz.

İşte bu yüzden Afrin’e müdahale çok önemlidir ve “Zeytin Dalı Harekâtı” nın barışa açılan bir kapı olduğunu çok yakında göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624