Zincirlerinden kurtulan Türkiye artık kafa tutuyor

Türkiye’nin ABD ve Batı’nın buyruklarına boyun eğmeyen bağımsız bir aktör olarak hareket ettiğini ifade eden Hasan Basri Yalçın, “Türkiye zincirlerinden kurtuluyor. Kendisini kontrol etmek isteyenlere artık kafa tutuyor” dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye’nin güvenliğini sağlamak amacıyla, yurt içi ve yurt dışında PKK/KCK/PYD-YPG ve DAEŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. Suriye’deki iç savaşın açtığı yaraların üzerine çöreklenen terör örgütleri Türkiye ile geniş bir sınıra sahip olan Suriye topraklarında cirit atıyor. ABD’nin maddi ve askeri desteğini arkasına alan ve terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD/YPG’nin terör devleti kurma hayallerini, PKK’nın ülkemizin güvenliğine yönelik tehditkâr tüm planlarını bozmak için gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekâtı sürüyor. 20 Ocak’ta başlayan harekât çerçevesinde Suriye’deki tablonun son durumunu İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi SETA Strateji Araştırmaları Direktörü Hasan Basri Yalçın’la konuştuk.

PYD/YPG’NİN SAVAŞMA İRADESİNİ TÜKETTİK

Bölgeyi çevreleyen tepelere konuşlanan Türk askerinin Afrin merkezine girmesi an meselesi. Bu kapsamında Zeytin Dalı Harekâtı ne aşamada?

Harekât ilk günlerine nazaran daha da hızlandı. Raco ve Cinderes’in ele geçirilmesinden sonra PYD/YPG adına ciddi çökmeler yaşandı.  Örgütün acil çekilişi terör örgütü mensuplarının iradesinin kırılmaya başladığını gösteriyor. Kitaba uygun bir harekât gerçekleştirdik, acele etmedik. Adım adım ilerledik. Düşmanın savaşma iradesini tükettik. O yüzden geriye doğru kaçıyorlar.

Bu planlı bir çekilme olabilir mi?

Planlı olduğunu sanmıyorum. Telaş içinde bir kaçış yaşıyorlar. Bir hafta da olsa karşı tarafı oyalamak yerine birkaç saat içinde bulundukları bölgeleri terk etmeyi seçtiler. Örgüt kendisini Afrin merkezine doğru atıyor. Artık ellerinde tutabilecekleri tek yerin Afrin olacağını düşünüyorlar ama bunda da yanılıyorlar. Tüm alanları kaybedip, Cinderes ve Raco gibi yerlerde bile direnemeyip geri kaçmalarından boş bir hayal kurduklarını görebiliriz.

TERÖR ÖRGÜTÜ KENDİSİNİ DEVLET SANDI

Terör örgütü neden bu kadar çabuk çözüldü?

Çok yanlış planlamalar yaptılar. Savunmalarını kendileri için kritik ve iyi alanlara kurmak yerine TSK’nin iyi oldukları alanda yapmaya kalktılar. Terör örgütleri sınır müdafaası yapmaz, vur-kaç taktiği uygular. YPG/PYD kendini devlet sanıp sınır muhafazası yaptı. Oysa bir terör örgütü karşısında yer alan ateş gücü yüksek bir orduya dayanamayacağı için kendisine siper kazmaz. Geniş alanda manevra kabiliyeti yüksek hareketli bir yapı haline dönüştürmeye çalışır ama terör örgütü farklı davrandı.

O halde terör örgütü böyle bir risk alıp neden sınır savunmasını tercih etti?

Çünkü psikolojik bir bunalım içerisindeler. Şişirilmiş bir özgüven çerçevesinde kendilerini devlet sandıkları için planlamalarını da ona göre yapmışlar. Sınırlarda kazanamayacakları bir çatışma içerisine girdiler. Hava ve topçu birliklerimiz işin içine girdiği an iki saat içinde çöktüler. Enerjilerini ve manevra alanlarını tükettiler.

ABD ARTIK SURİYE’DE BELİRLEYİCİ DEĞİL

Türkiye’ye rağmen PYD/YPG’yi her anlamda destekleyen ABD terör örgütünü yalnız mı bıraktı?

ABD’nin artık Afrin konusunda belirleyici bir faktör olduğunu düşünmüyorum. ABD’nin Afrin’de oynayacağı bir rol yok. Aslında PYD/YPG’yi gözden çıkarmak istemedi ama Türkiye Rusya’yla uzlaşı sağladı. Rusya da hava sahasını açınca PYD/YPG Türkiye’nin kucağına düşmüş oldu. Artık bu saatten sonra ABD’nin yapabilecekleri sınırlı.

ABD emellerinden bu kadar çabuk vazgeçer mi?

Afrin’de PYD/YPG’yi kaybetse de Menbiç’te Türkiye’ye karşı savunmak isteyecektir. En azından Fırat’ın doğusunda terör örgütüne sahip çıkmaya çalışacaktır. Dünyanın en güçlü devleti olsa da bölgede istediklerini elde edemeyebilir.

ABD İÇ SİYASETİ KARGAŞA YAŞIYOR

Güçlü bir devlet olmasına rağmen neden peki?

ABD’nin kendi iç siyasetindeki kargaşa, hangi düşmanına öncelik vereceğine dair belirsizlikler, Suriye’de ne yapacağı konusunda kafasının netleşmemiş olması, bir NATO müttefikiyle burun buruna kavgaya kalkışmasının NATO’yu çatlatması anlamına gelmesi.  Bu çatlamanın Avrupa’da sisteminin çökmesi anlamına geleceğini ABD de biliyor. Bu da dünyada bir karmaşa yaratır. Bence bu yüzden Afrin’i feda etti.

O zaman ABD Suriye’de Türkiye ile çekişmeye girmeyecek diyebilir miyiz?

Terör örgütünü savunmaya kalkışsa bile bir sonraki adımda Menbiç’i de feda etmek zorunda kalacak. Türkiye adım adım ilerlerken o tarihlerde ABD’nin yapacakları da değişebilir. İran’la mücadele etmek gibi bir stratejiye geçiş yaparsa PYD/YPG’yi terk edip NATO müttefiki Türkiye’ye yanaşabilir. Rusya ile karşı karşıya gelirse de yine klasik müttefikleriyle anlaşmayı tercih eder. Fakat ABD’nin pozisyonu şu an net değil, bir karmaşa içinde savruluyor ve nereye savrulduğunu bilmiyor. Dolayısıyla elinde var olanı yani PYD/YPG’yi tutmaya çalışıyor.

TERÖR DEVLETLERİNE MÜSAADE ETMEYİZ

Türkiye’nin Suriye’deki önceliklerini ABD neden görmezden geliyor?

Normalde Türkiye’nin Suriye’deki müttefiki ABD’dir ve öyle olmalıydı. Biz Suriye’de demokrasiyi destekleyip Esed’in gitmesini ve çoğunluğun iktidara gelmesini beklerken ABD başka bir şeyin peşine düştü. Ülke olarak Suriye halkının iyiliğini önemsedik ama bizim de ulusal güvenliğimiz söz konusu. Bu çerçevede Suriye’de kurulmak istenen terör devletlerine asla müsaade etmeyiz.

ABD’nin güvenliğimizi tehdit eden terör örgütüne desteğini sürdürmesi Türkiye’yi Rusya ile anlaşmaya itti değil mi?

Bu konuda da bize yardımcı olmak adına karşımıza Rusya çıktı. Bu konuda ABD ile defalarca müzakere etmeyi denedik ama bizi oyaladılar. Biz Rusya ile Suriye iç savaşının başında karşı saflardaydık ama mesele öyle bir yere geldi ki ABD, PKK/PYD’ye destek verdi. DEAŞ saldırılarında istihbarat paylaşmadı. Darbe kalkışmasında büyük rol oynadı. Türkiye bu yüzden ABD’den müttefiklik bekleyemezdi. Kendi ulusal güvenliğini önceleyerek Rusya ile işbirliğine girdi. Rusya da Türkiye’nin ABD ile arasını açmak için yakınlaştı. İki ülkenin de karşılıklı kazanımları olduğu için Türkiye Rusya ile yürüyor.

RUSYA YÜZÜNDEN ABD’Yİ DEVRE DIŞI BIRAKMAMALIYIZ

Bölgede sadece Rusya müttefikliği yeterli mi?

Rusya ile yürümek demek ABD’yi tamamen devre dışı bırakmak anlamına gelmemeli. Yoksa İran’ın Rusya’nın kucağına düştüğü gibi biz de Rusya’nın kucağına düşeriz. Bu yüzden İran’la, Rusya’yla, ABD’yle müzakereler bir şekilde sürdürülmelidir. İzlenmesi gereken diplomatik adımlar gözardı edilemez ama ABD’de gerçek anlamda bir hükümet yok. Böyle olunca da yönünü belirleyemiyor. Klasik tüm müttefikleriyle arasını açmış vaziyette.

Türkiye’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği harekâtlar Batı’da nasıl yankı buluyor?

Türkiye bir geçiş evresinde. Artık başkalarının beklentilerine uygun hareket etmiyor. Kendi başına buyruk, seyredenlerin canını sıkan bağımsız bir aktör olarak hareket diyor. Tabi bağımsızlığın ve özgürlüğün de bedeli vardır. NATO içinde kalıp ABD’nin ve Batı medyasının beklentilerine göre davranırsanız hiçbir sorun yaşamazsınız. Ama onlara itiraz edip isteklerine göre hareket etmezseniz tepkiyle karşılaşırsınız. Türkiye zincirlerinden kurtuluyor. Kendisini kontrol etmek isteyenlere artık kafa tutuyor.

ALMANYA BİR ENVER PAŞA DAHA İSTİYOR

Özellikle Almanya’da Türkiye karşıtlığı oldukça yüksek sesle dile getiriliyor. Bunun nedeni nedir?

Bu coğrafyanın Avrupa düzleminde kendisini patronu olarak gören diğer bir ülke Almanya. Kendi doğal yayılmacılığının düşmanı olarak Türkiye’yi görüyor ve bizi Avrupa’nın çeperinde ama Avrupa’nın parçası olmayan bir aktör haline getirmek istiyor.  Erdoğan’ın gitmesini isteyen Almanya bir Enver Paşa arıyor. Onlarla daha iyi geçinip kural ve kaidelerine uygun hareket edecek bir Türkiye talep ediyor.

Bazı muhalif isimler Esed’le anlaşma yapmamız gerektiğini dile getiriyor. Bu fikir hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de uzun süredir birileri Esed’in tanınmasını tavsiye ediyor. Bu hastalıklı bir fikirdir. Esed’le temasa geçmek bize hiçbir şey kazandırmaz çünkü Esed gerçek bir aktör değil. Biz onu tanırsak Esed çok şey kazanır. Suriye’deki çözümün sahibiymiş pozisyonuna ulaşır. Fakat biz, bayrağımız altında PYD/YPG’ye karşı savaşan ÖSO’yu kaybetmiş oluruz. Bu yüzden ‘Esed’i tanıyalım’ diyenler Türkiye’ye tuzak kuruyorlar.

ÖSO SURİYE’NİN SAHİBİDİR

Türkiye ile birlikte aynı safta savaşan ÖSO’yu nasıl okumalıyız?

ÖSO Suriye’nin sahibidir. Suriye için savaşan Suriyelilerdir. Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında savaşan bu insanlara terörist demek Türkiye’yi Batı kamuoyunda karalamaya çalışmaktan başka bir şey değildir. İşte bunu söyleyenler FETÖ ahlakıyla ülkeyi yurt dışına şikâyet etme peşinde olanlardır. ÖSO Afrin’de Türkiye için PYD/YPG ile savaşıyor. Bu insanlara hakaret etmek başka bir amaca hizmet etmektir.

HASAN BASRİ YALÇIN KİMDİR?

Lisans eğitimini 2004’te Beykent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde, yüksek lisansını 2006’da Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamlayan Hasan Basri Yalçın, doktorasını 2011’de University of Cincinnati Siyaset Bilimi’nde “The Struggle for Autonomy: A Realist Theory of International Relations” başlıklı teziyle tamamladı. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesidir. Uluslararası ilişkiler teorisi, uluslararası güvenlik, strateji, NATO ve sosyal bilimler felsefesi konularında çalışmaları bulunan Yalçın, SETA’da Strateji Araştırmaları Direktörlüğünü sürdürmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.