Batılın hakka karşı savaşında gemi azıya aldığı şu dönemde, nice iç karartan olaylar oluyor. İslam âleminde 2 asra yakındır devam eden işgal ve talanı devam ettirmek için, düşman tüm gücüyle saldırıyor. Savaş daha çok içimizden devşirdikleri vekâlet ordusu örgütlerle sürse de, artık her şey apaçık. İşte o iç karartan olaylardan biri de, son bir asırda; davet, irşad, islah, teşkilatlanma ve cihad gibi, sosyal, siyasal vs. İslami ve insani çalışmalara damgasını ihvanın zindanlarla imtihanıdır. Biz o zindan yiğitlerinden Müslüman kardeşlerin 7. Genel mürşidi üstat Muhammed Mehdi Akif’i özetle tanımaya devam edelim. Ki üstad bu aziz şehitler kervanının ne ilkidir, ne de sonu olacaktır. Şehitler kervanı, ber devam, yola revandır.

Üstad Akif'in Tutuklanmaları

1954’ün Ağustos ayında Müslüman Kardeşlerin öğrenci başkanı iken Cemal Abdunnasır döneminde tutuklanan binlerce Müslüman Kardeşler üyesi gibi üstad Akif’te General Abdulmunim Abdurrauf’u cezaevinden kaçırdığı iddiası ile tutuklandı. Çeşitli işkencelere maruz kalan üstad Akif, o dönemde Cemaatin 2. Mürşidi üstad Hasan el-Hudeybi, Abdulkadir Udeh ve Seyyid Kutub ile birlikte cezaevi yattı. İdam cezasına çarptırılan üstad Akif daha sonra sözde cezası hafifletilmek üzere müebbet hapse mahkûm edildi.

20 yıl hapis yattıktan sonra Enver Sedat döneminde 1974 yılında cezaevinden çıktı. Üstad Akif cezaevinden çıkar çıkmaz Müslüman Kardeşler Teşkilatı'ndaki çalışmalarına kaldığı yerden devam ederek yeniden Müslüman Kardeşlerin Uluslararası öğrenci sorumlusu oldu. Ancak bu kez de Mısır hükümeti tarafından Riyad'a sürgüne gönderildi.

Suudi Arabistan, Ürdün, Malezya, Bangladeş gibi Müslüman Kardeşlerin çalışmalarının olduğu ülkelerde gençliği, teşkilatı ve hareketi güçlendirdi. Türkiye, Avustralya, Mali, Kenya, Kıbrıs, Almanya, İngiltere ve Amerika'da Müslüman gençlerin kamplarına katıldı. Çalışmalarını ise sürgüne gönderildiği Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'dan yönetti.

1987'de tekrar Mısır'a döndü Müslüman Kardeşlerin İrşad Bürosu üyesi oldu. 1996'dan 1999’a kadar Müslüman Kardeşlerdeki çalışmaları nedeniyle yeniden tutuklandı ve 3 yıl daha hapis yattı.

Üstad Akif, Mısır’daki öğrencilerin ve yurt dışından gelen öğrencilerin her yönü ile ilgilenerek onları Mısır’daki tehlikelerden korumaya çalışırdı. 1990’lı yıllarda Türkiye’den Ezher üniversitesini okumaya gidenlerle de özel olarak tanıştı ve ilgilendi.

Bu üniversiteyi okumaya gidenler arasında Diyarbakır’dan Mavi Marmara şehidi üstad Ali Haydar Bengi hocada vardı. Şehit Ali Haydar Bengi hoca bir anısında; Üstad Akif ile tanıştığını ve kimsenin kendisine kestiremediği uzun saçını kestirdiğini anlatmıştı. Üstad Akif’in davet açısından yaklaşarak, sadece Türkiye değil, İslam âleminin birçok bölgesinden gelen öğrencilerinde birer davetçi olarak yetişmelerine çalışmıştı. Tüm bunlar, Mısır istihbaratının kendisini ve öğrencileri takibe alma ve fişleme kimi zaman operasyonlar düzenleme tehlikeleri altında yapıyordu. Bu endişelerini dile getirerek öğrencilerin dikkat çekmemeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyordu. Bu derece gençliğe değer veren, hayatını gençleri yetiştirmeye adayan Üstad Akif ömrünün üçte birini zindanlarda işkenceler çekerek geçirmişti.

Üstad Muhammed Mehdi Akif'in Dilinden Çektiği İşkenceler Ve Hapis Hayatı

“Oğulcuğum, 25 yıl hapis yattım. (son yattığı yıllarla 30 yıla yakın) Hapishanede bir kişinin zor ayakta durabileceği bir zindanda yıllarca kaldım. Bulunduğum hücrenin kapısını kapatırlardı, zemini tuvaletti ve su yoktu. Namaz kılmayalım diye hücrede su yoktu, hep teyemmüm ederdim. Namazları hep ayakta kılardım.

Hücrenin demir kapısında bir pencere vardı. Gardiyanlar içerisine işedikleri suyu kova ile bize içirirlerdi. Ekmeklere dışkılarını sürer bize öyle verirlerdi. Günlerce yemedim ama aç kalınca üzerime sürer, duvarlara sürer temizler yerdim o ekmekleri. Seyyid Kutup ve Abdulkadir Udeh'in de aralarında olduğu yedi arkadaştık bu hücrelerde. Onların hepsi tek tek bu zindanlarda idam edildi. Beni idam etmediler. Ama çok işkence gördüm. Hortumla bizi şişirirlerdi. Yediğimiz dayaklar, işkenceler ve insanlık dışı muameleleri kelimeler ifade edemez.

Fiziki işkencelerden çok daha ağır olanı, bize yapılan manevi işkencelerdir. Kuran-ı Kerim'i tuvalete atarlardı. Allah'a, Peygambere küfrederlerdi. Her gün işkence saatlerimiz vardı. Rutubetli, soğuk zindanlarda farelerin olduğu bölüme atarlardı. Saatlerce orada kalırdık. Ailemizden ziyarete gelenleri taciz ederlerdi. Onlara zarar gelmesin diye ziyaretlerin daha uzun aralıklarla ve seyrek olmasını isterdik. Çünkü onların gördüğü muameleler, bize ayrı bir işkenceydi. Allah (cc) onu tüm dava arkadaşları ve şühedayla cennette buluştursun. Makamları âli olsun… Selam… Dua…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.