Türkiye’yi dışlayan bir dizi ABD politikalarıyla yüzleştiğimizi idrak etmek zorundayız. Böylece “ABD bizi gözden çıkarttı mı, yoksa çıkartmadı mı” tartışmalarının cevap bulması işten bile sayılmaz. Mesela Trump öncesi görevde olan Demokratların PKK/PYD politikaları herkesçe malum. Örgüte K.Suriye ve K.Irakta statü kazandırmak üzerine kurulu bir strateji izliyorlardı. ABD’nin DAEŞ bahanesiyle bölgeye inmesinde ve teröristlere silah gönderme kararında da, hatırlarsınız söz sahibi yine Demokrat yönetimdi.

Devletimize verdikleri sözleri tutmamasıyla ünlü bu kanat, ilk bakışta ilişkilerin gerilmesinde başlangıç noktası görülebilir belki. Fakat 2017’de iş başı yapan Cumhuriyetçilerden sonrada, ABD’nin pozisyonunda herhangi bir değişiklik olmaması bir şeyler ifade ediyor. Çünkü Ne PKK/PYD’ye silah yardımı kesilmişti, ne FETÖ hamiliği, ne de Suriye politikası… Üstelik düzmece davaları tedahüle sokarak, devraldıkları bayrak yarışını adeta sürdürdükleri de cabası.

Anlayacağınız değişen sadece figürlerdi ve tabi bundan nemalanan bir takım lobiler. Namı değer Establishment ya da yerleşik düzen adına ne dersek diyelim, ABD derin devlet projeleri devam ediyordu kısaca. Bunun coğrafyamıza akseden bir KOMBİNASYONA liderlik ettiği ise artık inkâr edilemeyecek seviyelerde. Kombinasyon diyorum; zira ABD ve İsrail’in dışında, İsrail’i kardeş ABD’yi de abi belleyen zengin bir figüran olmadan bölgede bu denli yol almaları neredeyse imkânsız.

Amaçlarını ise uzun uza anlatacak değilim. Zaten çoğuna yediden yetmişe herkes hâkim. Bunu uzun vadedeki Arzı Mevud saplantılarından ziyade, orta vadede Bir Kuşak Bir Yol projesinin hedef alınması şeklinde özetlemek mümkün. Yani her şey petrol ve iletim hattındaki ülkeleri kaos ile terbiye ederek, projeyi (bir kuşak bir yol) kontrollerine alma çabalarından kaynaklanıyor. Çünkü petrol ve iletim hatları kontrol edildiğinde, söz konusu projeyi bir şekilde bağımlı kılacaklarını çok iyi biliyorlar.

İşte en son ABD’nin koalisyon adına yaptığı sınır ordusu açıklamasıyla, bu noktanın işaret edildiği çok bariz... Kaldı ki terör unsurları ve paralı itlerinin, bölgede zaten var olduğunu bilmeyen neredeyse yok gibi. Bunu bir anlamda terör kuşağını tanıma veya meşruiyet kazandıracak hamle olarak da okuyabiliriz elbette. Belki de ABD kamuoyunda geçenlerde ortaya atılan “özerk bölge” HÜLYASININ doğal seleksiyonu.

O cihetle Astana görüşmelerini sulandırmak istemelerinden itibaren, kurguladıklarını bozacak her türlü iradeye yeltenmeleri tamamen bununla bağlantılıdır. Yani tarafların arasını bozmak için her türlü melaneti denemekten bugüne dek geri durmamış/durmayacaklardı da. Ne var ki Rus üssüne saldırıp bizim üzerimize atmaktan tutunda, teröristlere müdahale edeceğimiz biranda, Esed rejiminin İdlib’e saldırması hep aynı izleri barındırıyor. Zira BAE yönetiminin Esed ile olan gizli ve güçlü bağı göz önüne alındığında, bu hadisedeki etkileri kesinlikle yadsınmamalı.

Bazı stratejistler ise Rusya ve İran’ın ay sonu Soçi’de yapılacak zirve öncesi, Ankara’nın pazarlık sınırlarını tartmak istediği gibi bir yaklaşım içerisindeler. Oysa bu işin şakaya gelmeyeceğini en az bizim kadar onlarda farkındadır umarım. Öyle ki bu ihtimalin asıl bölgeye müdahale ettiğimiz zaman belli olacağı muhakkak. Böylelikle müttefiklerimizin özellikle Rusya’nın, samimiyetini de test etmiş olacağız. Güncel tabirle ABD ve çetesinin kayığına binip binmeyecekleri, sonrası adına YENİ EKSENİN temellenmesini de sağlayacak.

Hülasa bölgeye müdahale etmememiz için Pandora’nın kutusunu açmış durumdalar. Eteklerindeki taşları tek tek döküyorlar. Ama nafile. Çünkü bizim için sınır; DEVLET demekti, NAMUS demekti. Buna müsaade etmek ne kelime, akıldan geçirmek bile zul sayılırdı. Tüm sınır hattının terörden temizlenmesi bir baka meselesiydi neticede. Son sözü ise Sn. Cumhurbaşkanımız zaten söyledi. “Terör örgütünün üslerindeki bayrakları kendiniz indirin ki, biz size teslim etmek zorunda kalmayalım….” Fazla söze ne hacet… Hadi bakalım! “Afrin oradaysa arşın burada”. Zor oyunu bozar…

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-18 00:14:58

ABD de yönetim değişse bile askeri konularda Pentagon'un ağırlığı var. Planlar buradan yapılıyor. Eğer ABD müttefik ilişkilere ters davranmaya devam ederse ABD nin Türkiye'de ki uslerine, konsolusluk çalışanlarına kısıtlama getirmelidir. Cumhurbaşkanimizin dediği gibi ansızın girip gereğini yapmalıyız.

Avatar
ramazan 2018-01-18 13:08:02

ver mehteri