Önceki bir yazımda iki tip eleştiri türünün varlığından söz etmiştim.

Biri evcilleştirilmiş, rehin alınmış mevcudu tahkim etmeye, onu var etmeye odaklanmış; bakışı, ufku dar eleştiri. Evcilleştirilmiş eleştiri, Türkiye gündemini meşgul eden eğitim sistemi eleştirilerinin neredeyse tamamını kapsar. TV’de mikrofon uzatılan, kendisine söz hakkı verilen aşinası olduğumuz, bildik eleştiri türü budur. Diğer bir eleştiri ise yapısal olarak sistemi sorgulayan, kendisini sınırlandırmayan, herhangi bir ideolojinin bu sahadaki ajanlığına soyunmayan ve bu türden blokajlardan kurtulmuş geniş perspektifli eleştiridir.

Şayet bu iki eleştirel konum alıştan ikincisini tercih ettiyseniz vay halinize!

Sizi bu konum alışınızdan dolayı pişman etmeye yeminli bir kalabalık çok yakınınızda bekliyor olacaktır.

Bunu nereden biliyorsun diye sorabilirsiniz?

Bilmiyorum, bizzat yaşıyorum!

Bu alanda yazan çizen düşünen birisi olarak deneyimlediğimiz gerçek bu.

Ortaya çıkışından bugüne modern zorunlu eğitim, gayr-i insani amaçlılığına ve o amaçlılık içinde taş ya da tahtalar üzerinde değil körpe dimağlar üzerinde gerçekleştirdiği her türden pervasız uygulamaya rağmen ona esastan yöneltilen her eleştirinin kaderi, sorgucular tarafından etrafının sarılması olmuştur.

Modern zorunlu eğitim her seferinde iddiasının tam aksi sonuçları önümüze sermesine rağmen ona karşı yapılan eleştiri, sadece sistemi canhıraş bir biçimde savunanların değil bizzat sistemin mağdurlarının da kaza oklarını bugüne kadar üzerine çekmiştir.

İnsanlığın binlerce yıllık büyük hikâyesi düşünüldüğünde, modernliğin gün doğumundan bugüne aslında kısa sayılabilecek bir mazisi olan modern zorunlu eğitim; taraftarlarının gözünde ezelden ebede giden bir kader hüviyetinde algılanmıştır. Bu sebeple sistemi eleştiren kim olursa kadere meydan okuyan bir asi ya da bir mülhit muamelesine tabi tutulup kolektif bir çabayla üstesinden gelinmesi gereken birisi olarak görülmüştür.

Modern zorunlu eğitim sisteminin tüm rasyonel iddiasına karşın hasılası olan irrasyonellik; planlaması, örgütlenmesi ile akılcılık harikası gibi gözüken suretine karşın koynunda büyüyen akıl-dışılık elimizden kayıp gitse kıyamet kopacakmış endişesi taşıyan bir sürü kaygılı, zorunlu eğitim sistemi sorgulamasını henüz dibacesinde boğmayı kıyametten ve endişeden azatlık olarak görmektedir. Bunların çoğu daha sorunun kendisinin ne olduğunu fark edememişken peşin olarak çözümün önüne konulmasını istiyor. Çözüm onlara göre standart, herkes için bağlayıcı bir şey olduğu için; hemen iki kilo tart da gidelim, havasındalar!

Eğer meselemizin ne olduğunu idrak etmek hesaba katılmayacaksa, ellerinde çözüm reçeteleriyle dolaşan çok insan var. Çözümün reçeteye yazılan cinsten bir şey olduğuna ya da bir iki doz alınıp bizleri şifaya boğacak olan bir hap olduğuna inanıyorsak; hakikaten ne ile karşı karşıya olduğumuzu da bilmiyoruz demektir.

Peki o zaman zorunlu eğitimin alternatifi ne?, sorusu bunun en açık ispatı olan bir sorudur.

Sistemin tarihi arka planından başlayıp, amaçlılığı ve işlerliği ile bütününü sorgulayan bir eleştirinin, onu alt edeceğini düşünerek karşısına dikilir bu soru. Ne var ki böyle bir soru peşinen mevcudun alternatifsizliğine dair bir iman tazelemesidir. Soru eleştirinin haklılığı ile tartışmayı derinleştirmek yerine, ona karşı duvar olmayı tercih eder.

Alternatifler gökten başımıza düşen elmalar değildir. Onlar bir sürecin hasılası olarak belirirler. Tek bir insanın cebinden çıkmazlar. Tek bir insanın herkese hitap eden bir alternatifi de alternatif değildir zaten; olsa olsa herkes için yeni bir tuzaktır!

Zor soru sorduğunu düşünenleri hayal kırıklığına uğratmak istemezdim; ama vakıa bu!

Tıpkı Bauman’ın veciz bir biçimde dile getirdiği gibi;

“…alternatifler “bulunan nesneler” değildir; alternatiflerin üretilmesi, yaratılması gerekir. Alternatifler kendi başlarına var olmaz, bizim girişimlerimizle ortaya çıkarlar. Alternatifler, şeylerin olduğu gibi kalmalarına izin vermeyi reddetmekle tasarlanır ve o şeyleri değiştirmeye yönelik çabalarımız süresince olgunlaşır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Özgür 2018-01-10 09:18:56

yürekten tebri̇k ediyorum. çok önemli tespitler içeren bir yazı. eğitime ilişkin kavrayışımız bu mantıksal düzleme kaydığında bir şeyler başarma imkanımız olacak. aksi taktirde zorunlu eğitime meftun bunca müridin olduğu yerde patinaja devam edeceğiz.

Avatar
Metin ÇİFTÇİ 2018-01-10 12:04:41

Birinci gurup eleştirilere verilecek tek cevap "zorunlu eğitimin alternatifinin yine zorunlu eğitim"olduğunu söylemektir.