15 Temmuz dersi!

Zamanın Kültür Bakanı kimdi?

CHP’de genel sekreterlik yapmış “laikçi” Ertuğrul Günay.

O zamanlar bizim camianın değerlerini görmezden gelmesinden dolayı aleyhinde nice haber yaptığımız için bazı AK Partililer bize çok kızıyordu.

İktidarın Bakanı’nı hedef almak suretiyle CHP’ye malzeme verdiğimizi öne sürüyor, bizi yıpratmaya çalışıyorlardı.

Bugün…

Ertuğrul Günay aleyhindeki haberlerimizi hatırlayan AK Partililer “Allah razı olsun!” diyorlar.

Hüseyin Çelik de bu iktidar döneminde hem Kültür Bakanı hem de Milli Eğitim Bakanı olarak görev üstlenmişti.

Çelik’in Kültür Bakanlığı dönemi kısa sürmüştü zira hemen ardından Milli Eğitim Bakanı yapılmış ve 6 yıl boyunca o koltukta oturmuştu.

Ertuğrul Günay’ın Kültür Bakanlığı ise 5,5 yıl sürmüştü.

İkisi bu görevlerde en fazla kalan AK Partili bakanlar olma unvanını elde etmişlerdi.

Biz o zamanlar iktidarın eğitim ve kültür politikalarını sık sık eleştiriyor, bu gidişin iyiye gidiş olmadığını söylüyorduk.

Bundan dolayı da şikâyetler alıyorduk.

Bu şikâyetler o zaman görev yaptığımız Akit’in yönetimine de ulaştırılıyordu.

Onlar sağ olsunlar beni şikâyetçilere karşı koruyorlardı ama hayli de zorlanıyorlardı.

Bugün…

Hem Ertuğrul Günay ve hem de Hüseyin Çelik’e çok kızıyor AK Parti önde gelenleri ve tabanı.

Her iki isim, bilhassa da Hüseyin Çelik artık bakanı olmadıkları iktidara yükleniyor ve “sol”a bol bol malzeme veriyor!

Biz bu durumlarda çok karşılaştık ve karşılaşıyoruz.

İktidarın doğrularına destek verdiğimiz için iktidar karşıtları kızıyor bize…

Yanlışlarına işaret ettiğimiz için de iktidardan kızanlar oluyor.

Hatta şikâyet edenler oluyor!

Bir gazetecinin iktidarın bütün yaptıklarını karalaması ya da alkışlaması normal bir durum mudur?

İktidarın savunma alanındaki hamlelerini desteklerken, aile politikaları alanındaki yanlışlarına dikkat çekip “dost uyarılarında bulunmak” niçin yanlış olsun?

Bir yerlerden “maddi beklentiniz” varsa, eleştirmekten çekinirsiniz.

Vatandaşın gündemindeki meseleleri görmezden gelirsiniz.

“Ailemiz” çöküyormuş, “Manevi Vatan”ımızın zemini kayıyormuş, 1 artı 1 konutların oranı gittikçe artıyormuş…

Yalnız yaşayanların sayısı rekor üstüne rekor kırıyor, nüfus artış hızı dibe çakılıyormuş…

Bunlara girmezsiniz.

Zira, bunlar iktidar üzerinde etkili olabilen çevreleri rahatsız edecek meselelerdir.

Dost uyarılarında bulunduğunuzda birileri hemen kaşlarını kaldırır…

Sizi, tıpkı Ertuğrul Günay, Hüseyin Çelik dönemlerinde olduğu gibi “iktidara zarar vermekle” itham eder.

“Doğruya doğru, yanlışa yanlış” deme gayreti içinde olan…

Her daim milletinin ve devletinin çıkarlarını gözeten…

Omurgalı insanların “dost uyarılarına” kulak arkası etmek, hele hele görevlerini yaptıkları için kızmak, olmayacak ithamlarda bulunmak ne gibi sonuçlara yol açar?

Bu konu üzerinde tefekkür etmeye değmez mi?

*

Herkesin “dost eleştirilerine” ihtiyacı vardır.

Bana “dost” uyarılarında bulunan herkesi can kulağı ile dinlemeye çalışıyorum.

Bu sayede bazı noktalarda “hata yapmaktan” kurtulduğum da oluyor.

Bazen “yanlışa” savrulacak gibi oluyorum, sağ olsunlar “yapıcı eleştiriyi” ihmal etmeyen kardeşlerimiz bizi uyarıyor.

Bu da bizi çok sevindiriyor.

Bizden maddi beklentisi olan insanlar, etliye sütlüye karışmaz.

Her yaptığınızı alkışlarlar.

Bazılarının da sizin karşıtlarınızdan maddi beklentileri vardır, onlar da her yaptığınızı karalamayı görev bilirler.

Bugünlerde “asrın felâketi” için toplanan paraların akıbetinin ne olduğu tartışılıyor.

O acılı günlerimizde, depremzedelere el uzatmak, yaraları sarmak için varlarını yoklarını ortaya koyan “devlet yetkililerine” ne iftiraların atıldığını o zamanlar ayrıntılı olarak ortaya koymuştuk.

Şimdi, asıl maksatları iyice ortaya çıkmış durumda.

Doğrunuza doğru, yanlışınıza yanlış diyen insanları “kırarsanız”, siz “kırıldığınızda” yanınızda çok az insan kalır.

Biz “mümine müşfik, İslam karşıtlarına şedid” insanlarız.

Allah rızası için destekler, Allah rızası için karşı çıkarız.

Kimseden maddi beklentimiz olmaz!

Sayımızın gittikçe azaldığını göremeyen var mı acaba?

Bu “ders”e son verirken bütün şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, minnetle yâd edelim bir kez daha.

Rabbim hasbî insanların sayısını arttırsın, diye de dua edelim.