Hani CHP döneminin Ankara Valisi Tandoğan'ın meşhur bir sözü vardır: "Memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz."
Aynı zihniyet öğretmenleri onure edecek bir şey yapılacaksa da onu biz yaparız mantığıyla hareket etmiş öğretmenler gününü belirlerken.
Kuşkusuz öğretmenlik mesleğinin önemine kimsenin diyecek bir şeyi yoktur.
Öğretmenlik mesleğini kafadan "kutsal meslek" diye nitelemeyi de çok anlamlı bulmuyorum?
Neden mi?
Çünkü öğretmenin ne öğrettiği önemlidir. Öğretmenin nasıl kullanıldığı önemlidir. Öğrencilere "kendini bilmeyi" ve "var olmayı" öretmek yerine modern dönemin ulus devleti için araçsallaştıran öğretmenliğin kutsal tarafı yoktur.
Öğretmen çoğu ülkede rejimin propagandacısı ve ikna odasıdır. Vatandaşın çocuğunu dönüştürmeye yönelik kurulmuş düzenin aracıdır öğretmenlik çoğu zaman.
Onun için mutlak olarak öğretmenlik kutsal meslektir gibi bir yaklaşım hamaset içeren siyasi bir söylem olabilir ancak.
Ama "bana bir harf öretenin 40 yıl kölesi olurum" anlayışın kast ettiği öğretmenlik insana bilmeyi, düşünmeyi ve var olmayı öğrettiği için kutsaldır.
Normalde dünya ILO ve UNESCO tarafından kabul edilen "Öğretmenler Günü" 5 Ekimdir. Ve dünya bu günde öğretmenlerin mesleki sorunları, statüleri ve özlük hakları konuşulur.
Ama bizde öğretmenler günü 24 Kasım'dır. Malum bu gün 12 Eylül'de halkın seçtiği hükümeti zorla alıkoyan ve askeri darbenin belirlediği bir gündür.
Mustafa Kemal'in Başöğretmen kabul edilmesine denk gelen günolduğu için bu gün Öğretmenler Günü olarak kabul edilmiştir.
Bilimin, sanatın, düşüncenin ve öğretmenlerin emeğinin değerinden yola çıkılarak belirlenmiş bir gün değildir.
Öğretmenler ve öğretmenlik "aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller yetiştirdikçe kutsal iş yapmış olurlar.
İnsan dahil her şey gibi öğretmenlik mesleğini de "devletin bekası" ve statükonun devamı için araç yapan öğretmenlik anlayışı kutsal değildir.
Çünkü insan bu dünyaya "kendi" olmak için ve "kendini ne olduğunu bilmek" için vardır.
Ama insanı böyle düşünmeyen seküler medeniyetler öyle veya böyle onu araçsallaştırırlar. Amacı insanı dönüştürmek, standartlaştırmak ve "kullanışlı hale" getirmektir.
Ama hayatımızın neredeyse tamamı gibi neyi nasıl yapacağımızı başkası kurguluyor.
Ismarlanmış ve planlanmış hayatlar yaşıyoruz. Ne giyeceğimizi ve nerede nasıl davranacağımızı birileri belirliyor. Bizler sadece rolümüzü oynuyoruz.
Bu kurgulanmış yaşamları bize dayatanlara karşı o kadar eziğiz ki bizi beğenmediklerinde yok oluruz sanıyoruz.
Öğretmenler Günü de ısmarlanmış bir gündür. Öğrenciler kısıtlı harçlıklarıyla hediye almazlarsa mutsuz olurlar.
Öğretmenler tebrik ve ilgi almayınca sitem ederler. Çocukları tarafından bayramda aranmayan ebeveyn gibi unutulmuş hissederler.
Darbecilerin biz öğretmenler için kurguladığı günün kendisi, anlamı ve kutlama şekli artık birer ritüele dönüşmüştür.
Bu gün iktidarda olan hükümet bu günü değiştirmelidir bizce. Daha anlamlı bir gün ve daha anlamlı bir içeriği olmalıdır Öğretmenler Gününün.
Öğretim üyelerini, öğretmenleri ve öğrencileri fişleyen, süren, haksız yere tutuklayan ve işkenceden geçiren darbecilerin belirlediği günü değil öğretmenler günü olarak kutlamak alay etmek gibi bir şeydir.
Öğretmenlere ve öğrencilere çağrımdır. Cuntacıların ve darbecilerin öğretmenler gününü kutlamayın. Unutulup gitsin.