(3) Şahısperestlikden kaynaklanan tahrîfkâr tercümelere on misâl

İmdi, ne olup bitti de günümüzün Kemalist mütercimleri, Saint-Exupéry’nin ifâdelerinden gocunup onun eserini de tahrîfe kendilerinde hak buldular?

İşte mütercimlerin elinde kılıktan kılığa giren bahis mevzûu pasajdan birkaç nümûne:

1) Ahmet Muhip Dıranas: “Bereket, Türkler sonradan büyük bir önderin yardımıyla Avrupalılar gibi giyinir oldular da B612 yıldızının ünü kurtuldu. Daha doğrusu, o Türk gök bilgini, 1920 yılında, arkasında çok zarîf bir elbiseyle tekrar kongreye katıldı, keşfini orada bir daha anlattı ve bu defa herkesi kendisine inandırdı.” (Çocuk ve Yuva mecmûası, c. 1, sy. 3, Mayıs 1953, Tefrika No: 3, s. 13)

2) Azra Erhat: “Mutlu bir rastlantıyla, Asteroid B612’nin ünü kurtuldu. Çünkü dediği dedik bir Türk önderi halkını, ölüm cezasıyla korkutarak, Avrupalılar gibi giyinmeye zorladı. Bunun üzerine aynı gökbilimci 1920’de açıklamasını Batılı bir kılıkla yaptı. Ve bu sefer herkes onun görüşüne katıldı.” (ilk baskı 1955: Doğan Kardeş Yl.; Sim Yl.,1991, ss.21-22; Neydim’den naklen).

3) Fatih Erdoğan: “Bir süre sonra bir Türk lideri herkesin Avrupalılar gibi giyinmesini zorunlu kılmış, hatta buna uymayanları ölümle cezalandıracağını söylemiş de, 1920 yılında aynı gökbilimci etkileyici ve şık giysisiyle Asteroid B-612’yi tanıtabilmiş. Bu kez herkes ilgiyle izlemiş onun söylediklerini.” (İstanbul: Mavi Bulut Yayıncılık, 2000 -3. basım; ilk basım: 1987-, IV/18-19)

4) Selim İleri: “Neyse ki, dediği dedik, sınırsız yetkili bir Türk başkanı çıkmış da, halkını ölüm cezasıyla korkutarak Avrupalılar gibi giyinmeye zorlamış, göktaşı B-612’nin ününü kurtarıvermiş bu yoldan. Pek ince beğenili bir giysiyle gökbilimci, 1920’de tanıtlayıcı açıklamasını yeniden sunmuş. Bu kez herkes katılmış ileri sürdüğü görüşe.” (Ankara: Bilgi Yayınevi, 2000 -6. basım; ilk basım: 1986, IV/21-23)

5) Cahide Günay: “Ama mutlu bir rastlantıyla Asteroyid B 612’ nin ünü kurtuldu. Çünkü büyük bir şef Türkleri Avrupalılar gibi giyinmeye ikna etti. Böylece Astronom görüşlerini şık giysiler içinde bir defa daha tekrarlayınca bu kez herkes ona hak verdi.” (İstanbul: Parıltı Yayıncılık, 2002, s. 15)

5) Ülker Baykal: “Bereket versin bir Türk önderi çıkmış, bir yasa koymuş: ‘Herkes bundan böyle Avrupalılar gibi giyinecek’ demiş. 1920 yılında aynı gökbilimci şık giysiler içinde kurultaya gelmiş. Tabiî bu kez bütün üyeler görüşüne katılmışlar.” (Ankara: ÜBL Yayınları, 2003, 4/18-19)

Çocuk ve Yuva, cild 1, Mayıs 1953, sayı 3, s. 13’te, Ahmet Muhip Dıranas’ın Küçük Prens tercümesinin Mustafa Kemâl’le alâkalı pasajının muharref tercümesi… Küçük Prens’in tercümesinde ideol̃ojik sebeblerle tahrîfat an’anesi, kitablaşmamış bu ilk tercümeyle başlıyor...

***

6) Cemal Süreyya ve Tomris Uyar: “Bereket versin, Asteroid B 612’nin onurunu kurtarmak için bir dediği dedik Türk önderi tutmuş bir yasa koymuş. Herkes bundan böyle Avrupalılar gibi giyinecek, uymayanlar ölüm cezasına çarptırılacak. 1920 yılında aynı gökbilimci bu kez çok şık giysiler içinde kurultaya gelmiş. Tabiîi bütün üyeler görüşüne katılmışlar.” (Süreyya, İstanbul: Cem Ye., 1991, ss. 21-22; Uyar, İstanbul: Can Yl., 1991, ss. 21-22; Neydim’den naklen).

7) Nihal Yeğinobalı: “Ama Asteroid B612’nin gene şansı varmış: 1920 yılında buyurgan bir Türk hükümdarı yurttaşlarının bundan sonra Avrupalılar gibi giyineceklerine, buna uymayanların ölüm cezasına çarptırılacağına ilişkin bir yasa çıkarmış. Böylece o gökbilimci 1920’de buluntusunu kongreye yeni baştan sunmuş ama bu kez etkileyici bir çalım ve şıklıkla giyinmiş olarak. Ve bu kez onun bildirgesini herkes benimsemiş, doğallıkla.” (İstanbul: Engin Yayıncılık, 1991, s. 22; Neydim’den naklen).

8) Emel Tanver: “Her ne ise, çok iyi bir rastlantı olarak büyük ve değerli kumandan Atatürk bütün Türklerin Avrupalılar gibi giyinmelerini sağladı. Böylelikle, daha sonraları Türk Astronomu Avrupalılar gibi giyindi ve düşüncesini tekrarladı ve B 612 asteroidinin gerçek olduğu kabul edildi.” (İstanbul: Düşünen Adam Yl., 1994, ss. 21-22; Neydim’den naklen).

9) Filiz Borak: “[Baş kısmı atlanmış.] Ama 1920 yılında aynı gökbilimci Avrupalı gibi giyinmiş olarak tezini tekrar ileri sürdüğü vakit, herkes kendisine inanmıştı.” ( İstanbul: İnkılâp Ke., 1992, s. 22; Neydim’den naklen).

10) Yrd. Doç. Dr. Necdet Neydim: “Daha sonra B 612 asteroidinin ününü korumak için bir Türk diktatörü halkına Avrupalı gibi giyinmeyi emretmiş. Uymayanlara ölüm cezası verilecekmiş. Bu sayede Türk astronom şık bir giysiyle 1920’deki kongreye katılmış ve bildirisi kabul edilmiş.” (“Küçük Prens çevirilerindeki Çevirmen Kararlarına Erek Odaklı Bakışla Bir İnceleme”, İ.Ü. Alman Dili ve Edebiyatı Dergisi, sayı: 17/2005) (Bu son “tercüme”de de, mişli zaman kullanılarak ifâdeye bir masal havası veriliyor ve bu sûretle üslûb yumuşatılıyor...)

Tahrîfk̃ârlığın bir başka çeşidi

Son olarak, şu husûsu da tasrîh etmek isteriz ki eserin tahrîfatı, kim tarafından ve hangi maksadla yapılırsa yapılsın, takbîhe müstahaktır. Binâenaleyh, Küçük Prens gibi bir edebî şâheseri, başkalarının yaptıkları tercümeleri düzenleyip tekrâr yazarak tanınmaz hâle getiren, üslûbunu bozan, okura müellifin değil, kendisinin fikirlerini okutma cür’etk̃ârlığını gösteren Muharrem Ekisçeli’ninki gibi tercümeleri de takbîh ve reddediyoruz. Bu son mütercim, Küçük Prens’in bahis mevzûu ettiğimiz pasajını aşağıdaki sûrette tercüme etmekle, ak̃si yönde haddi aşmıştır:

“Astığı astık, kestiği kestik korkunç bir önder geçmiş Türklerin başına. Halkı yasa zoruyla Batılılar (Avrupalı ve Amerikalı) gibi giyinmeye mecbur etmiş. Buna karşı çıkanları öldürtmüş. Fötr şapka giymeyenlere işkence ettirmiş. Kravat takmayan öğrencileri okuldan, memurları dairelerden attırmış. Sokağa başını örterek çıkan kadınların örtülerini, genç ihtiyar demeden polis ve jandarma eliyle açtırmış. Bütün bunlardan sonra B-612’ciğin Türkler tarafından keşfedildiği kabul edilmiş. Türk gökbilimcinin 1920 yılında, ayağında pantolonu, sırtında smokini, sadece kulaklarının üst kısmında kalmış briyantinli saçları ve boynunda papyonuyla bir Batılı gibi giyinmiş olarak yaptığı aynı konuşma ve kendinin değil, Batılıların harfleriyle hazırladığı belgeler, alkışlarla karşılanmış… İşte (Batılı ve onlara benzemeye çalışan) büyükler böyledir.” (İstanbul: Nehir yayınları 1996; Neydim’den naklen)