Dünya

ABD'de güvenlik güçlerinin müdahaleleri öfkeyi sokağa taşırarak kitlesel protestolara dönüştürüyor

ABD'de polisin ve güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri, zaman zaman öfkeyi sokağa taşırarak kitlesel protestolara dönüştürüyor.

Ülkede polis şiddeti, zaman zaman belirli olaylarla gündeme gelse de bugünlerde Minnesota'da federal güç ICE'ın müdahaleleri, kitlesel gösterileri ve eleştirileri beraberinde getiriyor.

Özellikle siyahilerin gözaltı esnasında uğradığı şiddet, geniş toplumsal protesto ve isyanlara yol açtı.

AA muhabiri, ülkede bugüne kadar öfkenin sokağa taşmasına yol açan olayları derledi.

- Ülkede isyana yol açan tutuklama, 'Watts İsyanları' ve perde arkası

ABD'de modern tarihte polis şiddeti sonucu kitlesel olaylara dönüşen ilk vaka 1965'te yaşandı.

Los Angeles'ta 11 Ağustos 1965 akşamı Marquette Frye isimli 21 yaşındaki siyahi genç, alkollü araç kullandığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alınmak istendi.

Frye'ın arabada bulunan annesi ve kardeşinin polise karşı koyması sonucu olay büyüdü ve etrafta toplananlar, polisin aşırı güç kullandığını söyledi.

Bunun üzerine 6 günlük 'Watts İsyanları' olarak bilinen olaylar başladı. Olaylarda 34 kişi yaşamını yitirdi, 1000'den fazla kişi yaralandı, 4 bin civarında kişi gözaltına alındı.

Olaylarda 40 milyon dolar civarında hasar meydana geldi.

- Video kaydıyla yayılan öfke

Ülkede polis şiddetinin kameralara yansıması ve bunun kitlesel hareketlere yol açmasının ilk örneği ise 1992'de yaşandı.

Los Angeles'ta 3 Mart 1991'de polis, Rodney King isimli siyahinin kullandığı aracı çevirdi.

Gözaltı esnasında polisin King'e copla şiddet uyguladığı anlar, George Holiday tarafından kamerayla kayda alındı.

Görüntülerin yerel ve ulusal basında yayımlanması ve olayda yer alan polislerin bir yıl sonra beraat etmesi sonucu sokaklar savaş alanına döndü.

6 gün süren isyanlarda 60'tan fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce bina yakıldı. Sonunda ulusal muhafızlar olaylara müdahale etmek zorunda kaldı.

- 'Nefes alamıyorum'

Takvimler 2014'ü gösterdiğinde Missouri ve New York'taki iki ayrı olay tarihe geçti.

17 Temmuz 2014'te Eric Garner, polis tarafından kelepçe takılması sırasında boğazına baskı uygulanması sonucu hayatını kaybetti.

Garner'ın kaydedilen son anlarında 'I can't breathe (Nefes alamıyorum)' diye bağırması, protestoların sloganı haline geldi.

9 Ağustos 2014'te Missouri'nin Ferguson şehrinde polis, hırsızlık yaptığı gerekçesiyle 18 yaşındaki Michael Brown'u silahla birçok kez ateş ederek öldürdü.

Bunun üzerine 'Ferguson Ayaklanmaları' adı verilen protestolar başladı. Bu olayla 'Black Lives Matter (Siyahilerin Hayatı Değerlidir) Hareketi de yükselişe geçti.

- Baltimore'a OHAL ilan ettiren ölüm: Freddie Gray

Baltimore kentinde Nisan 2015'te 25 yaşındaki siyahi Freddie Gray, gözaltındayken omuriliği hasar gördüğü için kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Gray'in ölümü, ülke genelinde günlerce süren protestolara neden oldu. Baltimore'daki protestolarda iş yerlerine zarar verildi, polis göstericilere biber gazı ve plastik mermiyle müdahale etti.

Kent yönetimi ise çareyi 'olağanüstü hal (OHAL)' ilan etmekte buldu.

- Tüm ülkeyi ayağa kaldıran George Floyd olayı

Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde siyahi Amerikalı 46 yaşındaki George Floyd, 25 Mayıs 2020'de dolandırıcılık şüphesiyle gözaltına alındığı sırada 44 yaşındaki polis memuru Derek Chauvin'in 9 dakika 29 saniye boyunca diziyle boynuna bastırması nedeniyle dakikalarca 'Nefes alamıyorum' diye yalvardı.

Floyd, olay yerine gelen acil sağlık ekiplerince kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi, olayla ilgili görüntüler ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmalarını alevlendirdi.

Bunun üzerine ülke genelinde şiddetli protestolar yaşandı. Başkent Washington başta olmak üzere birçok şehirde ulusal muhafızlar devreye girdi.

Olayların ardından birçok eyalette gözaltı sırasında boğaza baskı uygulamak yasaklandı.

- Yanlış ihbar üzerine öldürülen Breonna Taylor

Acil tıp teknisyeni 26 yaşındaki siyahi Amerikalı Breonna Taylor, Louisville kentinde 13 Mart 2020'de polisin evine yaptığı baskında yatak odasında vurularak öldürüldü.

Taylor'ın ölümü, George Floyd'un öldürülmesinin ardından ülke genelinde ırkçılığı ve polis şiddetini kınayan protestoların yayılmasıyla yeniden gündeme geldi ve Louisville'deki protestoların odağı oldu.

Louisville Metro Polis Departmanı tarafından 6 Ocak 2021'de yapılan açıklamada, Taylor'ın dairesine yanlış ihbar üzerine giren ve siyahi kadının ölümüne sebep olan iki polis memurunun görevden el çektirildiği duyuruldu.

- Minnesota olayları

Yıl 2026 olduğunda ise bu kez eleştirilerin odağında polis değil federal güç Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlilerinin eylemleri yer aldı.

Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde ICE görevlileri, 7 Ocak'ta göçmenlere yönelik operasyonları sırasında 37 yaşındaki ABD vatandaşı Renee Nicole Macklin Good'u aracında silahla öldürdü.

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, Amerikalı Good'un ICE memurlarını 'ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını' öne sürdü.

Kentte protestolar devam ederken bu kez 24 Ocak'ta bir kişi daha ICE ekiplerince gözaltına alınmaya çalışılırken vurularak öldürüldü.

Yetkililer, 37 yaşındaki kurbanın Alex Jeffrey Pretti adlı Amerikalı hemşire olduğunu ve olaylar esnasında yanında silah bulundurduğunu açıkladı.

Kentteki gösteriler hala devam ediyor.