YAZARLAR

Tüm Yazıları Abdülbaki Değer

2023 Vizyon Belgesi

08.11.2018 00:02


MEB, 2023 Eğitim Vizyonu belgesini geçenlerde kamuoyuyla paylaştı. Görebildiğim kadarıyla açıklanan belgeden herkes memnun. Belgede dile gelen sorun analizinin ve çizilen yol haritasının yerinde olduğunu düşünüyor. Ufak tefek teknik-lokal eleştiriler var, bir de ideolojik eleştiriler var. Lakin metni bütüncül kavrayan bir okuma malesef yok. Malesef diyorum ancak bu şu şekilde anlaşılmasın: Meseleyi bütüncül bir şekilde kavrayacak düzeyimiz  var ancak birtakım eksiklik-aksaklık nedeniyle yapamıyoruz. Mesele böyle değil! Biz belirli bir düzeyde olmadığımız için zaten meseleyi bütüncül kavrayamıyoruz. Ortada bütüncül bir kavrayış olsaydı zaten böyle bir vizyon belgesi olmazdı. Olmazdı, çünkü elimizdeki metin birbiriyle ilintisi olmayan iki evren üzerine inşa edilmiş. Birisi metnin başında bir anlamda belgenin teorik zeminini oluşturan kısım. İkincisi ise 2023’e kadar MEB’in uygulama takvimine bağladığı pratik kısmı.

Daha önce değişik vesilelerle Türkiye’de kamu politikalarının keyfe keder bir nitelik arzettiğini  dile getirdim. Bu metinde de durum malesef bu. Teorik kısımda küresel bir analiz yapılıyor, bizim kim olduğumuza, ne olmamız gerektiğine, mevcut duruma ve eğitim yaşadığı dönüşüme ilişkin. Bu kısımda yapılan çözümlemeden etkilendiniz, hak verdiniz ve bu yönde bir takım çalışmaların yapılması gerektiğine ikna oldunuz diyelim. Bu çözümleme üzerinden hayata geçecek bir takım uygulamaları bekliyerek ikinci kısmı yöneliyorsunuz. Lakin bu kısım inşa edilirken malesef yapılan çözümlemeden hareket etmek yerine bu çözümlemede eleştirilen, değiştirilmesi gereken olarak betimlenen teorik çerçeveye yaslanılmış. Eğitimin dönüşümöü, beklentilerdeki farklılık vurgulanıyor ancak uygulamada çözüm pedagojik formasyonun YÖK’ten alınarak MEB’e aktarılması olarak görülüyor. Açıkçası bunca yıl tedrisattan geçmiş birisi olarak bu mantksal işleyişi çözümlemekte sıkıntı çekiyorum. Burada kurulan nedenselliğin ne olduğu çözebilmiş değilim. Yani teorik boyutta küresel ekonom,-politiğe ilişkin eleştirel bir tutumumuz olacak, kültür-medeniyet değerlerimize vurgu yapılacak, yeni bir insan tipinin gerekliliği vurgulanacak, mevcut eğitim düzeneğinin yanlış ve sıkıntılı olduğu belirtilecek. Sonra da hiçbir şey yokmuş gibi çoğunluğu MEB bünyesinde daha önce uygulanmış araçlar ileri sürülüyor. Hizmetiçi eğitimden, öğretmenlere yüksek lisanstan, tekli eğitimden, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasından vs. bahsediliyor.

Durumumuz, vizyon belgesinin durumu şuna benziyor: Önce küresel ısınmadan, iklim değişikliğinden, doğal yaşam alanlarının tahribinden, çevre kirliliğinden bahsediyoruz, bundan şikayet ediyoruz, mutlak surette bu gidişe dur dememizve şüphesiz buna yönelik bir çözüm bulmamız gerektiğinden bahsediyoruz. Bu yakınmayı, eleştirileri, çözümlemeyi yaptıktan sonra çözüm olarak iklim değişilkliğine, çevre kirliliğine, doğal yaşamın tahribarına neden olan hususları ileri sürüyoruz. Mevcut üretim sistemini daha rantabl hale getireceğimizi söylüyoruz, fabrikalarımızın daha üretken olacağını söylüyoruz vs. İyi de tüm bunlara daha kararlı bir şekilde sürdürerek çevre kirliliğinin önüne nasıl geçiyoruz, iklim değişikliğinin önünü nasıl alıyoruz? Kendimize dert ettiğimiz şey ile derman olarak ileri sürdüğümüz şey arasında bir bağ yok.

Bütünsellik yok derken de kastım bu. Zihin ve eylem dünyası parçalanmış bir durumdayız. Birbirine değmiyor maalesef. Bütünlüğü olmayan bir toplumun bütünlükçü politikaları da olmuyor. Vizyon Belgesi de bu durumumuzun bir yansıması.

Öne Çıkanlar

Milat Gazetesi 1. Sayfa

Yitik kadınlar kendini bulsun diye!

Bakan Soylu açıkladı!

Bakan Turhan müjdeyi verdi!

Lokanta ve kafelerde yeni dönem!

Benzin ve motorinde indirim müjdesi!