Abdullah Gül ne yapmalı?

0

Şöyle bir soru ile başlamak istiyorum; bu ülkede bakanlık, başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış siyasi bir aktörün güncel politikanın dışında kalması düşünülebilir mi? Gül gibi, hayatının önemli bir kısmını siyasetin içinde geçirmiş, bu ülkenin iyi ve kötü günlerine tanıklık etmiş birisi politikanın dışında mı olmalıdır? Kurucusu olduğu AK Parti'nin ve Ahmet Davutoğlu'nun krize düşmesini mi beklemektedir? Yeniden dönmek için, siyasetin kendisine topyekûn ihtiyaç duymasını mı beklemektedir? Kısacası, böyle mi olmalı?

Şüphesiz, Abdullah Gül, bu ülkenin birikim ve tecrübelerinden birisidir. Öğrencilik yılarından itibaren siyasetin içinde... Milli Türk Talebe Birliği, İslam Kalkınma Bankası ve Milli Görüş hareketi Gül portresini oluşturan sacayakları… Başarılı bir devlet adamı olmanın yanı sıra, Türk siyasetinin parlak şövalyelerinden… Türkiye'yi 2003'ten itibaren başarı ile yöneten üçlü Triumvira'dan biri… Böylesi bir politik aktörün siyaset yelpazesinin dışında kalması tabii ki beklenemez, beklenmemeli de. Türkiye'nin böyle bir lüksü bulunmamaktadır. Peki, Gül ne yapmalı; nasıl bir yol haritası izlemeli?

Gül, bölen olmaz; Brütüs hiç olmaz

Öncelikle, Gül, bir kısım aklı evvel köşe yazarlarının yazdığı gibi, ne Başbakan Davutoğlu'nun sıkıntıya düşmesini beklemektedir, ne de siyasetin topyekûn kendisine ihtiyaç duymasına… Bunu bilmek için Nostradamus olmaya gerek yok. AK Parti'yi kuran, iktidara taşıyan ve siyasetin mutfağında pişmiş biri, böylesi bir krizin kendine fayda sağlamayacağını elbette bilir. Gül'ün basireti ve politik duruşu da, ayrıca, buna engeldir. Paralel medya fazla heveslenmesin; Gül, bölen olmaz; Brütüs hiç olmaz.

Gül, küresel ölçekte bir aktöre dönüşmelidir. Tıpkı, kozanın kelebeğe dönüşmesi gibi... BM Genel Sekreterliği, İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanlığı, NATO Genel Sekreterliği, Avrupa Konseyi Başkanlığı gibi küresel ölçekli kurumlarda Gül; Türkiye'nin vitrini olmalı, yerini almalıdır. Türkiye'nin marka değerini yükseltmelidir.

Değerli Yalnızlıktan Pax Turcica'ya…

Aslında tüm bunları şunun için söylüyorum: Türkiye'nin küresel sistemden bağımsız olarak politika üretme hamleleri, beraberinde yalnızlaşmayı getirmiştir. Bu bağımsız ve yerli siyaset hamlesi, İbrahim Kalın'ın ifadesi ile "değerli yalnızlık"a neden olmuştur. Türkiye'nin, hem değerli yalnızlık prangasından kurtulması, hem de pax turcica'ya dönüşebilmesi için yeni aktörlere, oyun kurucularına ve hatta yeni bir stratejiye ihtiyacı vardır. Yeni strateji; Türkiye'nin ekonomik, askeri, teknolojik ve kültürel boyutları içinde bulunduran politik gücünü yeniden inşa etmesine dayanmalıdır. Bu küresel sistemin tüm dayatmalarına rağmen Türkiye, barışı ve savaşı tesis etmeli ve tanzim edici rolü yeniden üstlenmelidir. Gül, bu strateji perspektifinde, siyasi tecrübesini bir üst basamağa taşıyarak yeniden siyasete dönmelidir. Bu, aynı zamanda, AK Parti ile beraber ama AK Parti üstü bir siyasettir. Gül, böylesi bir siyasete talip olmalıdır.