Abdullah Yeğin: Gençleşen sadakatti

0

Dava adamlarının ölümü, sevdiklerine vuslat olmasına, ebedi huzur ve istirahata rağmen, arkada yürekleri döven hüzün dalgaları bırakıyor… Bizi hüzne salan onları tanımış olmak, ya da anılarımızın olmasından dolayı değildir; gerçek dava adamlarının terk-i dünyası, hizmeti yüklenmiş güçlü omuzların terhis olması ve davanın ehemmiyetindendir…

Onlar hep ön saflara ve muhabbete layık insanlar olduklarını hayatlarının her döneminde gösterdiler… Ağabeylerin sadakatleri gerçek, gayretleri gerçek... İlerleyen yaşlarına rağmen, sebatları, şevkleri hep genç kalmıştır…

Sungur ağabeyinin vefatından sonra, sanki Üstad'a kavuşmak için, bir telaş ve heyecan başladı; peş peşe Allahın rahmetine, kanat açtılar… Ve Abdullah yeğin ağabeyi de ebedi kavuşanlardan oldu. Cümlesinin mekanı cennet olsun... Abdullah Yeğin ağabey, ebedi saadet kapısından, asra yakın ömürle Kur'an'a hizmet şerefiyle girdi. Ömür ne şerefli olur iman mücadelesi ile noktalanınca.

Abdullah Yeğin ve önceden vefat eden ağabeyler, her hususta Bediüzzaman'a sadık talebe olduklarını gösterdiler ve adeta bizleri de hayran ve şahit bıraktılar… Şimdi sıra bizde; biz Allah yolunda hizmetimizi sabırla ve aşkla nasıl kanıtlayacağız? Sabrımız çelimsiz, gayretimiz zora gelince tıkanıyor... Tek kişilik ordu olan bütün geçmiş İslam fedailerinin verdiği gayret neticesidir Müslümanların günümüzde yaşadığı bu maneviyat… Arkada sağlam şahitler bırakarak giden "Selef-i salihin" sabırsızlıklarını sadece şeytana karşı kullandılar… Gitmek kolay ama gidiş şekli çok önemli. Çok yola çıkmış menzile ulaşamadan heba olmuş insanlar var… Her an ve her şekilde yola çıkılır, mühim olan şerefle ve zayi etmeden yolculuğu bitirmektir...

Abdullah Yeğin ağabeyin cenazesine katılanları izliyorum… Yüzlerdeki rahatlık, Abdullah ağabeyimizin menzile manevi piyangoyu kazanmış olarak vardığını gösterir gibi. Binler edep ve huşu içindekilere, sanki bir anlık perdeler açılmış ve ağabeyimizi cennette görmüşler… Doğrusu Maşallah diyerek imreniyoruz; koca bir ömür, iman ve Kur'an hizmetinde, aşk ile feda edilmiş. Her an taze heyecan ve gençleşen sadakat elbette tazelenen abdest ile noktalanır. Böyle bir ömür ise milyonların sevgisini kazanır…

Yolun açık olsun, gençleşen sadakat timsali ağabeyimiz. Sizden önce menzile varmış Kırkıncı Hocam ve Said Özdemir ağabeyimizin heyecanla karşılaması ile başta Efendimiz (sav) olmak üzere, Üstad'a olan derin hasretiniz bitecek... Ayrıca; Sünnet-i Seniyye'yi titizlikle yaşamanız da, inşallah hoş karşılanmanıza sebep olacaktır.

Yazıma, izninizle Abdullah Yeğin ağabeyi ile alakalı, bir hatıramı paylaşarak son vermek istiyorum: Sadeleştirme ihaneti, vicdanlar üzerinden silindir gibi geçiyordu… Ve 2013'ün başları olmuştu. Gördüğüm tahrip edilmiş kitap, ruhumu acılar içinde bırakmıştı. Cirmim kadar bile olsa yer yakacak minnacık bir ateş olmak istiyordum. Ağabeylerin haklı itirazı yanında, cılızda olsa feryadımla, bu sadeleştirme ihanetine, dur demek istiyordum. O ara Mektubat'ı okuyordum… Oğlumdan istedim. Kitabı elime alır almaz, Allah'ın yardımı ile hiç aramadan ilk açışta Beşinci Desise-i Şeytaniye karşıma çıktı. Okudukça kafamda yazacağım yazı şekillenmeye başlamıştı... Beşinci Desise-i Şeytaniye'de Üstad'ın koyduğu teşhis, bana ilham vermişti.

Bilgisayarın başına geçtim ve başlığı attım: Sadeleştirme mi, Cibali Baba olmak mı(!)? Ve Yüce Mevlam'ın yardımı ile yazıyı bitirdim. Birkaç kardeşe okuduktan sonra, yayınlanması için gönderdim. Bu arada aklıma yazıyı Abdullah Yeğin ağabeyime de göndermek geldi ve yazıyı gönderdim. Bir süre sonra Abdullah Yeğin ağabeyimi aradım, neşeli bir şekilde: "Yazıyı okudum. Ellerine sağlık kardeşim. Müspet olan her yere bu yazıyı gönder, yayınlasınlar… Hislerimize tercüman olmuşsun" diyip, tebrik etti. Bir sonraki telefon ile görüşmemizde Abdullah Yeğin ağabeyi yazıyı fotokopi yaptırdığını ve gelen misafirlere verdiğini de söyledi. Çamlık Mevlidi için İzmir'e geldiğinde Şaban kardeş vasıtası ile çağırdı ve hemen gittim. Uzun uzun konuştuk… Bu çalışmalara devam etmemi söyledi ve dua ettiğini belirtti. Emir telakki edip, sadeleştirme üzerine yeni yazılar hazırladım ve Risale Haber'de yayınlandı…

Âcizane kaleme aldığım Sadeleştirme mi, Cibali Baba olmak mı(!)? yazısını Abdullah Yeğin ağabey gibi bir iman kahramanı, teveccüh gösterip ilgilenmesi, şevk vermişti. Büyüklüğü ve zirvelerdeki nur fedailiği gayret vermeye engel olmamıştı. Büyükler küçükleri gayrete getirdikçe daha da büyüyorlar… Merak eden okuyucularım, bu başlıktaki yazımı; Sadeleştirme mi, Cibali Baba olmak mı(!)? internette bulup okuyabilirler… Allah, cümle Kur'an ve sünnet aşıklarından ebeden razı olsun; ahirete intikal edenlerin de makamı cennet olsun. Ruhları için Fatiha…