Gürses, Ahbap’ın denetlenmesi gerektiğini savunduğunu, kendisinin bağış çağrısı yapmadığını ve kamuoyu nezdindeki itibarının kullanılmış olması hâlinde şikâyetçi olacağını söyledi. Hazal Kaya ise AHBAP’a 120 bin TL bağış yaptığını açıkladı, “Ben de mağdurum, bağışımın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum” dedi. Kaya, bağışların bahis ve kumarda harcandığı iddialarına ilişkin “Alçakça bir harekettir” ifadesini kullandı. İki isim de kamuoyu güveninin kötüye kullanıldığı ihtimali karşısında sert tepki gösterirken, biri sorumluluk kabul etmedi, diğeri açıkça mağduriyetini ve hayal kırıklığını dile getirdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Özlem Gürses ile Hazal Kaya’nın ifadeleri alındı.
İki isme de deprem döneminde Ahbap Derneği ve Babala TV üzerinden yürütülen bağış kampanyaları, kamuoyundaki tanınırlıklarının bu süreçte kullanılıp kullanılmadığı ve derneğe duyulan güvenin hangi gerekçelere dayandığı soruldu.
İfadelerde, kamuoyuna verilen güven mesajlarının ardından yaşanan hayal kırıklığı, denetim eksikliği ve bağışların akıbetine ilişkin ağır şüpheler öne çıktı.
HAZAL KAYA: AHBAP’A 120 BİN TL BAĞIŞ YAPTIM
Hazal Kaya, deprem döneminde her vatandaş gibi yardım etmek istediğini ve Babala TV’nin canlı yayınına kendi isteğiyle katıldığını söyledi. Kaya, yayına gitmesi için kimseden çağrı ya da yönlendirme almadığını, o dönemde hamile olduğu için depremden etkilenen kadın ve çocuklara karşı daha yoğun bir sorumluluk hissettiğini anlattı.
İfadesinde en dikkat çekici ayrıntı ise AHBAP’a yaptığı bağış oldu. Kaya, derneğe şahsen 120 bin TL bağış yaptığını açıkladı ve “Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum” dedi.
“BAĞIŞIMIN NEREYE GİTTİĞİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORUM”
Hazal Kaya, ifadesinde yalnızca hayal kırıklığını değil, bağışının akıbetini öğrenme talebini de açıkça dile getirdi. Kaya, “Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Gerekli olursa şikâyet hakkımı da kullanacağım” ifadelerini kullandı.
Kamuoyundaki tanınırlığının bağış toplamak amacıyla kullanılmış olmasını “topluma yapılan bir kötülük” olarak nitelendiren Kaya, derneğin Kızılay’dan çadır temin etmesinin ve bazı kamu görevlilerinden destek açıklamaları paylaşmasının kendilerinde güven oluşturduğunu söyledi. Ancak gelinen noktada bu güvenin kötüye kullanıldığını savundu.
“BAHİS VE KUMARDA HARCANMASI ALÇAKÇA”
Hazal Kaya’nın ifadesindeki en sert bölüm, bağışların bahis ve kumarda kullanıldığı iddialarına ilişkin oldu. Kaya, basından öğrendiğini söylediği savunmaları “korkunç” bulduğunu belirterek, bunların hiçbir geçerliliği olmadığını söyledi.
“Benim de aralarında bulunduğum binlerce insanın iyi duygularını suistimal ederek yaptığımız bağışları bahis ve kumarda harcaması alçakça bir harekettir” diyen Kaya, derneğe duyduğu güvenin yıkıldığını ve kendisini mağdur hissettiğini ifade etti.
ÖZLEM GÜRSES: BAĞIŞ ÇAĞRISI YAPMADIM
Özlem Gürses ise ifadesinde deprem döneminde işsiz olduğunu, ekranlarda yer almadığını ve yalnızca bazı YouTube yayınlarına katılıp sosyal medya paylaşımları yaptığını söyledi. Gürses, Ahbap ve Babala TV’ye yönelik paylaşımlarının bağış çağrısı amacı taşımadığını, bu yapıların bağımsız organlarca denetlenmesi gerektiğini savunduğunu belirtti.
Haluk Levent’le şahsi tanışıklığının olmadığını söyleyen Gürses, depremden önce kendisiyle herhangi bir röportaj ya da özel haber çalışması yapmadığını ifade etti. Kendisinin hiçbir yayında Ahbap adına yardım istemediğini savunan Gürses, kamuoyundaki itibarının bağış toplamak için kullanıldığının ortaya çıkması hâlinde şikâyetçi olacağını açıkladı.
“BENİ KULLANDILARSA ŞİKÂYETÇİ OLACAĞIM”
Gürses, toplum önünde tanınan kişilerin itibarının kullanılması ihtimaline özellikle dikkat çekti. “Eğer ben ve benim gibi toplumun önünde bulunan kişilerin itibarını kullanarak bağış toplandıysa, tespitlerin ortaya çıkmasıyla bizzat şikâyetçi olacağım” diyen Gürses, afet dönemindeki iletişim ve koordinasyon sorunlarının kötü niyetle kullanılmasını “vicdansızlık” olarak nitelendirdi.
Ancak Gürses, kendisinin herhangi bir kurumu parlatma çabasında olmadığını ve bu nedenle sorumluluk hissetmediğini söyledi. Gürses, açık bir pişmanlık beyanında bulunmadı; buna karşılık kamuoyu güveninin izinsiz kullanılması hâlinde hukuki yollara başvuracağını belirtti.
HALUK LEVENT’E “LAKAYIT TAVIR” ELEŞTİRİSİ
Özlem Gürses, Haluk Levent’i deprem felaketinin üçüncü yıl dönümünde Hatay’dan canlı yayına konuk aldıklarını söyledi. Bu yayında Levent’in ofis sandalyesinde oturarak depremzedelerden bahsettiğini ve tavrını “lakayit” bulduğunu ifade etti.
Gürses, bu rahatsızlığını yayın sırasında reji ekibine ilettiğini, programın da deprem sonrası yerine getirilmeyen vaatleri sorgulayan bir içerikte olduğunu anlattı. Yayında müteahhidi kaçan projelerde mağdur olan iki depremzede avukatını konuk ettiğini belirten Gürses, bunun verilen sözlerin peşinde olduğunun göstergesi olduğunu savundu.
“ÖRGÜTSEL YAPI VARSA FARKINDA DEĞİLDİM”
İfadesinde “Eğer deprem sürecinde örgütsel yapı kurulduysa ve yardım etmeyenlere linç furyası başlatıldıysa ben bunun farkında değildim” diyen Gürses, Ahbap ve Babala’nın rakibi görülen kuruluşlara çağrı yapan kişilerin karalanmış olabileceğini de bilmediğini söyledi.
Gürses, “Bu denli büyük bir travma içinde bunu düşündülerse yazıklar olsun” diyerek olası manipülasyona tepki gösterdi.
“KAMU GÖREVLİLERİYLE FOTOĞRAF VEREREK KAFALARI KARIŞTIRDI”
Özlem Gürses, Haluk Levent’in kamu görevlileriyle ve sahada çekilen fotoğraflarla güven algısı oluşturduğunu savundu. “Haluk Levent sürekli kamu görevlileriyle ve sahada fotoğraflar vererek insanların kafalarını karıştırdı” diyen Gürses, buna rağmen özür dilemesini gerektirecek bir eylemde bulunmadığını söyledi.
Devlet kurumlarına saygılı olduğunu, Ahbap ve Kızılay dâhil bütün yapıların denetlenmesi gerektiğini savunan Gürses, o dönemde hiçbir kuruma özel destek çağrısı yapmadığını söyledi. Gürses, Kızılay’ın çadır satışı tartışmalarının vatandaşlarda tereddüt oluşturduğunu, buna karşılık Ahbap’ın da aynı şekilde denetlenmesi gerektiğini söyledi.
BİRİ SORUMLULUK KABUL ETMEDİ, DİĞERİ “MAĞDURUM” DEDİ
İki ifade arasındaki en belirgin fark, yaşananlara ilişkin kişisel sorumluluk ve pişmanlık yaklaşımında ortaya çıktı. Özlem Gürses, bağış çağrısı yapmadığını, şeffaflık ve denetim talep ettiğini, bu nedenle sorumluluk hissetmediğini söyledi. İtibarının bilgisi dışında kullanılması hâlinde ise şikâyetçi olacağını açıkladı.
Hazal Kaya ise AHBAP’a 120 bin TL bağış yaptığını belirterek kendisini doğrudan mağdur olarak tanımladı. Bağışının nereye gittiğini öğrenmek istediğini, güveninin zedelendiğini ve gerekirse şikâyetçi olacağını söyledi. Kaya’nın “Bahis ve kumarda harcamak alçakça bir harekettir” sözleri, soruşturma sonrasında yaşanan öfke ve pişmanlığın en açık ifadesi oldu.
KAMUOYU GÜVENİ SORUŞTURMANIN MERKEZİNDE
İfadeler, soruşturmanın yalnızca bağışların mali akıbetiyle değil, kamuoyunda tanınan isimlerin oluşturduğu güvenin nasıl kullanıldığıyla da ilgilendiğini ortaya koydu.
Hazal Kaya, kamuoyu nezdindeki bilinirliklerinin bağış toplamak için kullanılmasını topluma karşı işlenmiş bir kötülük olarak değerlendirirken; Özlem Gürses, böyle bir kullanımın tespit edilmesi hâlinde şikâyetçi olacağını söyledi.