AK Parti HDP'li belediyeleri nasıl alır?

0

Özellikle bögedeki yeni siyasi iklimin siyaset kurumuna açtığı yeni alanlar, bu alanlar üzerinden manevra yapabilme olanakları ve HDP'nin 7 Haziran'dan sonra benimsediği tarz-ı siyasetin toplumda yarattığı temsiliyet sorunu, siyasetle yahut siyaset bilimi ile uğraşan herkese başlıktaki soruyu sorma imkanı sağlıyor.

Çok değil, 5 dönem önce 1994 yerel seçimlerinde sağ tandanslı ve AK Parti gibi bir partiyi bünyesinden çıkartan Refah Partisi'nin başta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, bölgede bir çok il ve ilçe belediyesini kazandığını unutmamak gerekiyor.

Esasen 1999'dan 2014 yerel seçimlerine kadar geçen süre zarfında bölgedeki siyasal ve sosyal gelişmelerin Kürt halkını ne yönde etkilediğini iyi irdelemek, Çözüm Süreci'nden itibaren oluşan yeni paradigmanın siyasi eğilime ne derece yansıdığını doğru parametrelerle tahlil etmek ve "çukur siyasetinin" yarattığı travma üzerine gelişen siyasi temsiliyet sorununun yapı taşlarını detaylarıyla görmek ve kavramak gerekiyor.

Bugün gelinen noktada bölgede "defacto"yu aşan ve giderek yerleşik hale gelen kırılma süreci, bölgede iddiası olan AK Parti'ye büyük imkanlar sunuyor.

Buradan hareketle AK Parti'nin yarına bırakmadan bölgeye dönük etkili adımlar, siyasi ve sosyal yatırımlar ve doğru bilgi alışverişini sağlayacak kanallar açması oldukça elzemdir.

AK Parti için yola başlarken gerçekleştirilmesi gereken en önemli hususlardan birisi hiç kuşkusuz bölgedeki 23 ilin her birinde bağımsız kişilerden oluşan, toplumsal dinamikleri, hareketleri, eğilimleri, olayları ve gelişmeleri çok yönlü gözlemleyebilen, yapılması gereken müdahaleleri Ankara'ya bildirecek, Ankara'nın doğru zamanda, etkili bir retorikle gerekli müdahaleyi yapmasını sağlayacak komisyonlar kurmalıdır.

Bu komisyonların bölgede "algı yönetimi" açısından AK Parti'ye önemli katkılar sağlayacağından hiç şüphe yok. Öte yandan bu komisyonlarla, PKK ve FETÖ'nün bürokrasideki kripto elemanlarının manipülatif yönlendirmelerinin önüne geçilebileceği gibi, PKK ve FETÖ'nün dışında kalan, ancak hiyerarşik baskıdan dolayı bazı gerçeklerin üstünü örtüp herşey "güllük gülistanlık-mış gibi" aktarılmasının da önüne geçilmiş olacak.

AK Parti, bölge illerinde kuracağı bu 23 komisyonu, ileriye dönük siyasi bir yatırım ve sigorta olarak düşünmeli ve buna göre gerekli çalışmaları başlatmalıdır.

Bölge dinamiklerini ve AK Parti'nin bölgeye dönük hamlelerini iyi bilen herkes, burada ciddi bir eksiklik ve paradoks olduğunu görür. Zira ya bölgede ihtiyaç duyulan siyasi hamlelerin muhtevası ile ilgili ya da atılan adımlarla ilgili ciddi bir çelişki söz konusu. Bu çelişki giderilmeden AK Parti'nin bölgede oluşan temsiliyet boşluğunu doldurması pek mümkün görünmüyor.

Bir diğer husus da, "salon teşkilatçılığı"ndan arınmaktır hiç kuşkusuz.

Bölgede HDP ve AK Parti'den başka hiç bir siyasi partinin gücü ve etkisi yoktur. Öyleyse AK Parti'nin rekabet ettiği partiyi iyi bilmesi ve o partiden daha iyi bir teşkilatçılık ve örgütlülükle, bugün ortada olan, çıkış yolu arayan ve kendisini temsil edecek siyasi parti arayan seçmenlere hitap etmesi gerekir.

O halde "salon teşkilatçılığı"na acilen son verip "saha teşkilatçılığı"na geçilmelidir. Çünkü HDP'nin bölgede etkin olmasının temelinde sahada güçlü olma ve tüm kılcal damarlara anında ulaşabilme kabiliyetidir. Bu kabiliyetini, algı yönetimi açısından başarılı bir şekilde kullanan bir siyasi partiden bahsettiğimiz unutulmamalı.

Öte yandan Ak Part'nin bölgeye hitap eden siyasetçilerinin de revize edilmesi gerekiyor. Sözgelimi, AK Parti'de siyaset yapan Kürt siyasetçilerin HDP'den daha üretken, pratik, güçlü ve etkili bir retoriğe sahip olması gerekiyor. Bu meyanda kırılması gereken en önemli husus bölgede "HDP'liler bizi savunuyor" algısıdır. Bu algı ancak AK Partili Kürt siyasetçilerin daha üretken olmasıyla kırılabilir. Aksi mümkün değildir.

AK Partili Kürt siyasetçilerin tehdit edilmesi, sindirilmeye çalışılması ve siyasi cinayetler karşısında AK Parti Genel Merkezi'nin daha hassas davranması gerekmektedir. Orada siyaset yapan her bir teşkilat mensubunun arkasında daha güçlü durması AK Parti açısından ıslalanmaması gereken diğer bir husustur. Sözgelimi Hakkari Milletvekili Adayı Ahmet Budak'ın cenaze merasiminde AK Parti Milletvekillerinin olmayışı ciddi bir sorundur. Bundan sonra benzer hususlarda AK Parti yöneticilerinin daha hassas ve dikkatli olması gerekmektedir.

Son tahlilde, yerel ve genel siyaset açısından bölge "1994 koşullarına" geri dönmüştür.

Kritik soru şudur:

AK Parti, bu yeni paradigmayı ve bölgedeki siyasi temsiliyet boşluğunu görecek mi?

Bu boşluğa hitap etmek için uygun adımlar atacak, doğru enstrümanlar sahaya sürecek mi?

Eğer bu sorunun cevabı AK Parti için "evet" ise, o zaman önümüzdeki yerel seçimlerde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bir çok belediyenin AK Parti'ye geçtiğine hep birlikte şahit olacağız.