Türkiye, 7 Haziran Genel Seçimlerine odaklanmış durumda. Sıkıntılı, sancılı ve bıçak sırtında yol alan bir seçim süreci ile karşı karşıyayız. Bu süreçte ortaya çıkan iki parametre, Türkiye'nin geleceğini belirleyecek etkilere sahip. Bu parametrelerden ilki, AK Parti'nin %45 üzerinde oy alarak tek başına iktidar olması, diğeri ise HDP'nin seçim barajını geçerek Meclis aritmetiğini değiştirmesi ve koalisyon şartlarının ortaya çıkması… Her iki ihtimal de çok yakın görünüyor. Bu olasılıklardan en korkuncu, uzun AK Parti iktidarından sonra, koalisyon şartlarının ortaya çıkması olsa gerek. Koalisyonu, en korkunç olasılık olarak tanımlıyorum; çünkü bu ülkenin enerji ve sermayesi, koalisyon hükümetleri tarafından tüketilmiştir. Evet, parlamenter sistemin bir handikabı olan koalisyonu canavarlaştırmıyorum; ancak, bu ülkenin koalisyon ile Misak-ı Milli sınırlarına hapsolmasına da razı değilim.
Koalisyonun Dönemlerini Hatırla!
Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli tarafından kurulan 57. Koalisyon hükümeti dönemini gençlere hatırlatmak isterim. O dönem, film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor; bankaların iflası, cinayetler, OHAL, özgürlüklerin kısıtlanması ve hayatın her alanında yaşanan kriz... Kredi kartlarındaki aylık faizlerin yüzde 600'lere kadar tırmandığı günleri ne çabuk unuttuk. Kimse, koalisyonun faziletlerinden bahsetmesin.
Ben, AK Parti dönemini, Türkiye'nin kendini, kimliğini potansiyelini keşfetmesi ve bulması olarak anlamlandırıyorum. AK Parti, batılılaşma tecrübesi ile beraber tarihin dışına itilen veya tarihin dışında bir milletin yeniden tarih sahnesine çıkma iradesidir. Yerli oryantalistler tarafından yönetilen bir milletin, kendi geleceğini tayin etme isteğinin ifşası…
Kendi Kimliğini Bulan Türkiye…
AK Parti, 3 Kasım 2002 yılından itibaren yönetiyor. Dünyanın sayılı tarihçilerinden biri olan Kemal Karpat, Türkiye'nin uzun on yılını ve AK Parti iktidarını şöyle değerlendiriyor; "Gerçek bir demokrasi, yeni bir toplum…. Türkiye bu 10 sene içinde, her bakımdan, gerek ekonomik gerek kültürel derin kökler saldı. Türkiye rahat, kendi başına bırakırsa, halkın kararlarına hürmet ederseniz bu yolda yürüyebilir. Türkiye artık, kendini buldu."
Artık, kendi kimliğini keşfeden, yolunu bulan bir ülke gibidir Türkiye. Yatağına kırgın akmayan bir ırmaklar gibi… "Türkiye'yi bu yoldan alıkoymak veyahut başka bir yöne itmek, Türkiye'yi mahvedecektir. Türkiye'nin başına sonsuz dertler çıkarabilecektir. Demokrasiyi getirenler, nasıl bir toplum yarattıklarını anlamalı ve ona göre hareket etmeli."
Karpat'a göre; "Yapılacak iş, kurulmuş olan Yeni Türkiye'yi, yeni Türkiye'nin temellerini sağlamlaştırmaktır. Çünkü hakikaten bugün bir Yeni Türkiye vardır." Yeni Türkiye'nin temellerini konsolide edecek olan, AK Parti'nin seçimden galip çıkarak tek başına iktidar olmasıdır. Daha fazla demokratikleşme…