Akıl ve gönül hürriyeti

0

Modern savaşların merkezi insan ve insanı tuzağa çekmenin silahları da bilgi ile olacaktır. İnsan bilgi ile sınanacak bundan sonraki zaman diliminde. Daha belirgin bir ifade ile, bilginin gönülde tecessüm ediş hali olan iman ile.

Sağlıksız ve yanlış bilgilerin ekranımıza her saniye akıp geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu akış daha gelişmiş teknolojilerle, algı boyutunu aşarak devam edip gidecektir.

Bilgi akışının alabildiğine hızlı olduğu bir dünyada yanlış ile doğrular, temiz ile pisler bir birine karışacak, insan çaresizliklerle yüzleşecektir.

İnsan kendine bağışlanmış akıl ve gönül uzuvlarını nasıl kullandığı ölçüde, ya gerçek yaratılış amacına, yada dünyalık değerlere hizmet eder hale gelecektir.

Öyle ise insanı diğer varlıklardan farklı kılacak olan bu iki uzvun yaratılış gayesine uygun bir şekilde yapılandırılması, şekillendirilmesi için çalışılmalı, emek harcanmalı, masrafa girilip eğitilmelidir.

Asırlardır bu coğrafyada varlık sebebimiz haline gelen kurumlarımız vardır. Bizi biz yapan, varoluşumuzun temel kaynağı haline gelen ehli sünnet ve tasavvuf anlayışımızdır. Akıl ve gönül de bu iki kurum tarafından temsil edile gelmiştir.

Batı emperyalizmi bu iki uzvun önemini keşfettiği için, İslam dünyasında bu iki uzuvla ilgili kurumları yozlaştırmak için bütçeler ayırmış, kendine hizmet edebilecek adı bizden ama aklı ve gönlü kendilerinden ajanlar yetiştirmiş kalelerimizi içten fethetmişlerdir.

İlmi donanımdan yoksun olan toplumumuz gönül erbabı olduklarından, her sakallıyı hacı zannetme saflıkları yüzünden Müslüman kisveli, şeyh elbiseli, sözleri aşk, sevgi, peygamber, muhabbet gibi kelimelerle kapana çekilmekten kurtulamamışlardır.

Fareyi yakalamak için nasıl ki kapanın önüne gerçek peynir konursa, saf Müslümanları tuzağa çekmek için de aynı şekilde hakikat sözleri, iman, ahlak değerleri kullanılmış ve tuzağa çekildikten sonra da gerçek amaçlarına hizmet eder hale getirilmişlerdir.

Yapılan işe değil, amaçlara ve kime hizmet edildiğine bakılmalıdır.

Aynı tuzaklar maalesef, sadece ülkemizde değil bütün İslam aleminin her bir köşesine varıncaya kadar kurulmuş, emperyalizme hizmet edecek yeni köleleri beklemektedir. Her taraf sahte şeyh, sahte mehdi, sahte resul kaynamakta, Deccal'in askerleri harıl harıl çalışmakta, emperyalizme hizmete memur ajanlar cirit atmaktadırlar.

En büyük problemimiz hakikatin zamanında, yeni yetişen nesillerimize öğretilmemiş olmasındandır. Öncelikle Hakkın ve doğrunun öğretilmesi gerekir ki yanlışın ve sahtelerinin ne olduğu bilinebilsin.

Geleceğimizi düşünüyorsak, 15 Temmuz direnişinde halkımızın gösterdiği üstün başarının devamının gelmesini istiyorsak, bu iki değerin sağlıklı kullanılmasına yönelik eğitim metodları okullarımıza acilen konulmalıdır.

Eğer okullarımızda Peygamber Efendimizi yaşam modeli olarak hayata uygulayan gerçek tasavvuf öğretilmezse, Peygamber Efendimizin bütün insanlık için örnek hayatı öğretilmezse, şarlatanlar tarafından suistimal edilip sahteleri okullarımızda öğretilecek, nesillerimizin akıllarını ve gönüllerini zehirleyeceklerdir.

Eğer okullarımızda gerçek Tasavvuf öğretilmezse, insanlar sahtelerine bakarak gerçeğinden de nefret etmeye başlayacaklardır. Emperyalizmin asıl amacı da budur zaten...

Selçuklu İmparatorluğu'nu imparatorluk yapan, Haçlılar'a Anadolu'da hezimet üstüne hezimet yaşatan gerçek tasavvufun Anadolu'da hem devlet bünyesinde hem de toplum bünyesinde yaşanılır kılınmasından dolayıydı. Hakeza Osmanlı'yı altı yüzyıl dünyaya hükümran kılan yine aynı gerçek tasavvuf anlayışıydı. Dedelerimize, Allah onlardan razı olsun, İstanbul'u fethettiren, Viyana kapılarına kadar dayattıran da aynı gerçek tasavvuf anlayışıydı.

Akıl ve gönül sağlığından yoksun olan toplumlar, vücut olarak belki sağlıklı olabilirler ama din düşmanlarına, hizmet eden sadık varlıklar ve köleler olacaklardır.

Oysa Allah hariç hiçkimseye hürriyet verilemez. Hürriyet aziz bir varlıktır. İnsan hürriyeti için yaşar ve hürriyeti için şehit olur.

Bu vesileyle okullarda nesillerimizi bilinçlendirme adına yapılan "15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma" programlarının devamı gelmeli. Bunlara ilaveten, dinimiz İslam'ın toplumda yaşanılır kılınmasını sağlayan gerçek Tasavvuf anlayışının anlatılması da sağlıklı nesillerin yetişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

Rabbim devletine, milletine, ümmetine faydalı sağlıklı nesiller versin. Neslimizi muhafaza eylesin...