Elektrikli otomobil pazarı büyüyor.
Türkiye'de yollara çıkan elektrikli otomobil sayısı her geçen ay artarken, şarj altyapısı da aynı hızla gelişiyor. Tam da bu dönemde sosyal medyada ortaya atılan bir iddia ise binlerce elektrikli araç sahibini tedirgin etti.
"Evde şarj yasağı resmen başladı."
İddianın dayanağı ise bir elektrik dağıtım şirketinin, apartmanda bireysel AC şarj cihazı kurulumu için yapılan başvuruyu "ayrı sayaç" gerekçesiyle reddetmesi oldu. Bunun üzerine sosyal medyada "Elektrikli otomobil dönüşümü engelleniyor", "Yarın kurulu cihazları da söktürecekler" yorumları peş peşe geldi.
Peki gerçekten öyle mi?
Konuyu yalnızca sosyal medya paylaşımları üzerinden değil; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, Şarj Hizmeti Yönetmeliği, Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği, Kat Mülkiyeti Kanunu, ilgili bakanlık düzenlemeleri ve dağıtım şirketlerinin uygulamaları üzerinden inceledim.
Ortaya çıkan tablo ise iddialardan oldukça farklı.
ORTADA "EVDE ŞARJ YASAĞI" YOK
Öncelikle en önemli gerçeği ortaya koymak gerekiyor.
Bugün yürürlükte bulunan hiçbir kanunda, hiçbir yönetmelikte veya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yayımladığı herhangi bir düzenlemede, "Elektrikli araçlar konutta şarj edilemez" ya da "Ev tipi şarj cihazları yasaktır" şeklinde bir hüküm bulunmuyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) yürürlükteki düzenlemelerinde de böyle bir yasak yer almıyor.
Dolayısıyla "evde şarj yasaklandı" söyleminin hukuki bir karşılığı bulunmuyor.
TARTIŞMANIN MERKEZİNDE BİR RET YAZISI VAR
Peki o zaman bu tartışma neden çıktı?
Çünkü sosyal medyada paylaşılan AYEDAŞ'a ait ret yazısında, ikiden fazla bağımsız bölümü bulunan yapılarda elektrikli araç şarj bağlantılarının mevcut daire aboneliği üzerinden değil, ayrı ve tek sayaç üzerinden planlanması gerektiği belirtiliyor.
Yani reddedilen şey elektrikli otomobil değil...
Reddedilen, bağlantının yapılma yöntemi.
Bu ikisini birbirine karıştırdığınızda ortaya "yasak" algısı çıkıyor.
DEVLET BİR YANDAN KOLAYLAŞTIRIYOR
İşin dikkat çekici tarafı ise tam burada başlıyor.
Eğer gerçekten elektrikli otomobillerin evde şarj edilmesi istenmiyor olsaydı, devlet son iki yılda bunun tam tersini yapan düzenlemeleri hayata geçirir miydi?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı geçtiğimiz yıl apartman ve sitelerde şarj ünitesi kurulmasını kolaylaştıran önemli bir düzenleme yaptı.
Artık ortak otoparklarda şarj ünitesi kurulması için kat maliklerinin beşte dört çoğunluğu yerine sayı ve arsa payı çoğunluğu yeterli oluyor. Bağımsız bölüme ait özel otoparklarda ise belirli şartlar altında kat malikleri kararı da aranmıyor. Yapı ruhsatı zorunluluğu da kaldırıldı.
Bir taraftan kurulumu kolaylaştıran bir devletin, diğer taraftan "evde şarj yasaktır" demesi kendi politikasıyla çelişirdi.
TELEFON ŞARJIYLA AYNI DEĞİL
Sosyal medyada sıkça karşılaştığım bir yorum da şu:
"Telefonu nasıl şarj ediyorsak otomobili de öyle şarj ediyoruz."
Hayır...
Teknik olarak bu doğru değil.
Bir cep telefonu ortalama 20-40 watt enerji tüketiyor.
Ev tipi bir AC wallbox ise 7,4 kW, 11 kW hatta bazı uygulamalarda 22 kW'a kadar saatlerce kesintisiz güç çekebiliyor.
Yani tek bir elektrikli otomobil, aynı anda çalışan birkaç klimanın oluşturduğu yük kadar elektrik talep edebiliyor.
Şimdi bunu 150 dairelik bir siteye uygulayın.
Akşam herkes işten geldiğinde aracını aynı saatlerde prize taktığında bina ana kolon hattının, trafonun ve dağıtım şebekesinin nasıl bir yük altında kalacağını tahmin etmek zor değil.
İşte dağıtım şirketlerinin "ayrı sayaç" ve "ortak yük yönetimi" yaklaşımının temelinde de bu teknik gerçek yatıyor.
ASIL AMAÇ ŞEBEKEYİ KORUMAK
Elektrik dağıtım şirketlerinin yeni yaklaşımı dört temel gerekçeye dayanıyor:
- Bina elektrik altyapısının aşırı yüklenmesini önlemek,
- Yangın ve elektrik güvenliğini artırmak,
- Elektrik tüketimini doğru ölçmek,
- Gelecekte aynı binada artacak elektrikli araç sayısına hazır olmak.
Yani mesele elektrikli otomobilleri engellemek değil, milyonlarca aracın oluşturacağı yeni elektrik talebini güvenli şekilde yönetebilmek.
SÖKÜM İDDİASI DA DAYANAKSIZ
Sosyal medyada dile getirilen bir başka iddia ise mevcut şarj cihazlarının söküleceği yönünde.
Ancak yaptığım araştırmada, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya EPDK tarafından yayımlanmış, mevcut ev tipi şarj cihazlarının kaldırılmasını zorunlu kılan herhangi bir düzenlemeye rastlamadım.
Bugün itibarıyla böyle bir karar bulunmuyor.
ASIL SORU BAŞKA
Bence kamuoyunun tartışması gereken konu "Evde şarj yasak mı?" sorusu değil.
Asıl soru şu:
Türkiye'nin apartmanları ve siteleri, hızla artan elektrikli otomobil sayısına hazır mı?
Bugün yüz binlerle ifade edilen elektrikli otomobil parkı, birkaç yıl içinde milyonlara ulaşacak.
O gün geldiğinde konuşacağımız konu daire sayacından kablo çekmek olmayacak.
Akıllı yük yönetimi...
Ortak şarj altyapıları...
Trafo kapasiteleri...
Yangın güvenliği...
Ve enerji arz güvenliği olacak.
Kısacası bugün yaşanan tartışma, elektrikli otomobil devriminin kaçınılmaz altyapı dönüşümünün ilk işaretlerinden biri.
SON SÖZ
Sosyal medya artık bilgiye ulaşmanın en hızlı yolu.
Ama aynı zamanda yanlış bilginin de en hızlı yayıldığı mecra.
"Evde şarj yasaklandı" söylemi de bunun son örneklerinden biri oldu.
Eleştirilecek uygulamalar olabilir.
Dağıtım şirketlerinin kararları tartışılabilir.
Yeni bağlantı modelleri kullanıcılar açısından maliyet oluşturabilir.
Ancak bunları "yasak geldi" başlığıyla sunmak, hem kamuoyunu yanlış yönlendiriyor hem de Türkiye'nin elektrikli mobilite dönüşümüne zarar veriyor.
Gazeteciliğin görevi ise tam da bu noktada başlıyor:
Algıyı değil, gerçeği yazmak.