YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Aydın

Bir savaş terimi olarak eğitim

15.05.2019 14:04

“Kendimi bozmadan atom bombası üzerine kafa yormama izin veremem. Bir atom bombası hakkında haykırmaksızın ne söyleyebilirsin?”

İvan İllich

***

Eğitim üzerine ne zaman konuşmam gerekse ya da bir yazı yazmak için ne zaman otursam yukarıda İvan İllich’in atom bombası hakkında konuşmak ile ilgili söyledikleri aklıma aklıma geliyor.

Geçen hafta Hatay’da çocuklarını okula göndermedikleri için mahkeme kararı ile çocukları alınarak yetiştirme kurumlarına yerleştirilen bir ailenin dramını konu etmiş ve söz konusu “eğitim” olduğunda işi bu raddeye kadar getirme iradesinin bir sebebi bir tarihi arkaplanı olduğunu hatırlatmıştık. Halkın modern iktidarlar için heykel gibi biçimlendirilmesi, şekillendirilmesi gereken bir ödev olarak görüldüğünü belirtmiş bilhassa Batı’da Aydınlanma dönemi aydınlarının “halk” tasavvurlarına dair örnekleri sıralamıştık. Yazıyı ise şu soru ile bitirmiştik: Peki, ne yapılacaktı da “halk” insan gibi bir şeye benzetilecekti?

Eğitim seferberliği : Kültürel haçlı seferi

Bunun için pedagojik bir ütopya ile girişilecek eğitim seferberliği gerekliyidi. Bauman Aydınlanma dönemini kendine özgü uslubu ile anlatırken “eğitim seferberliği” tamlamasını kullanmaz bunun yerine “kültürel haçlı seferi” , der.

Eğitim ile yapılamak istenileni tarihî bağlamı, anlamı ve aktörlerinden soyutlarsanız “Ne güzel bir şey eğitim seferberliği” gibi çocukça bir tasdik ile de karşılaşabilirsiniz. Ne var ki bu durumda eğitimin Fransız İhtilalinden sonra eski rejim, kilise ve inançlara karşı sivil dinin ikamesini mümkün kılacak ateşli bir silah olarak konumlandırılışını gözden kaçırabilirsiniz.

Robespierre’in hazırladığı eğitim planına göre ülkede bütün çocuklar beş yaşından on iki yaşına kadar birlikte yetiştirilecekler, aynı yemeği yiyecek ve aynı eğitim ve ilgiyi göreceklerdi. Ana babalarından alınan çocuklar cinsiyetlerine göre “yatılı-kışla” okullara dağıtılacaklardı. Çocuklar buralardan “cumhuriyetçi kalıptan” “yeni insanlar” olarak çıkacaklardı. Çocuklar okuma, yazma ve hesap yanında daha da önemli olarak cumhuriyetçi ahlakın ilkeleri öğretilecek, burada elde edilen davranış biçimleri giderek ulusal bir nitelik kazanacaktı.

İhtilalin simge isimlerinden birisi olan ve eğitimin ekmekten sonra halkın ilk gereksinimi olduğunu söyleyen Danton şöyle diyordu; “Ben de bir babayım, fakat oğlum bana ait değildir. O, Cumhuriyetindir. Ona kendisine iyi hizmet edebilmesi için ödevlerini zorla benimsetmek Cumhuriyet’e düşer.”

Merhum Kürşat Bumin “Batı’da Devlet ve Çocuk” isimli kitabında Fransız Devrimi’nin bu “pedagojik ütopyası” hakkında yazarken eğitime duyulan inancı da yansıtıyordu. İhtilalcilere göre eğitim ve öğretim toplumdaki hangi kuruma, hangi soruna uygulansa, bir sihirli değnek gibi yanlışları doğru, kötüleri erdemli kılacaktı. Cumhuriyetçiler kilise ve krala karşı savaşmışlardı, onların bıraktığı boşluk doldurulacaktı. Bumin’in ifadesiyle “Tanrı okuldan ayrıldığı gün, onun yerini dolduracak başka birisi kapıda beklemektedir. Kilise ve Devlet, her ikisi de okula büyük umutlar bağlamakta, ideolojilerinin en kolay ve etkili biçimde yeşereceği yer olarak küçük öğrencilerin kafalarını ve bedenlerini hedef almaktadır.”

Bizde de durum farklı değildi. Mesela Fahreddin Kerim 1933’te basılan “İnkılap Çocuğunun Terbiyesinde Ruhi ve Ameli Esaslar” isimli kitabında; “İnkılabı şuura değil tahteşşuura (biliçaltına) da yerleştirmeliyiz. Onun için de tek bir çare vardır. Telkin, daima telkin.”

Söylemeye bile gerek yok ama Fahreddin Kerim’in üstüne basa basa belirttiği telkin okulda olacaktı tabi ki...

Öğretmen, ders kitapları, müfredat ve okul niçin vardı zeten?

Mürebbiye-devlet, vatandaş-öğreci terkibi modern zamanlarda işte bu düşüncelerle uyarlandı. Terkibin doğru işleyebilmesi, kıvamın altın oranının şaşması gerekiyordu. Bunun için kimse dışta bırakılmamalı en küçük bir boşluk kalmamalıydı. 1819’da Almanya, 1825’te İngiltere, 1843’te Fransa art arda “zorunlu eğitim” uygulamasına geçtiler.

Okul hakkında yalan söylüyorlar!

Araçlar kullanım amaçlarına göre yapılandırılmışsa farklı bir amaçla kullanılmak istendiklerinde aynı sonucu vermeyebilirler. Modern okulun niçin, hangi amaç için yapılandırıldığını gözardı ederseniz daha insanî amaçlarla bile yola çıksanız mevcut form ile fazla uzaklaşamazsınız.

Bürokrasi, iyi ya da kötü amaçları aynı kolaylıkla gerçekleştirmeye uygun bir araç değildir, der Bauman. Şunu demek ister: Bürokrasi itildiği yönde hareket etse bile, daha çok hileli zar gibidir. Kendi mantığı ve momenti vardır. Bazı çözümleri daha çok bazılarınıysa daha az olanaklı kılar.

Size okul ve eğitim hakkında konuşan şarlatanların söylemedikleri de tam olarak budur! Bürokrasi için söylenenler mevcut okul için de geçerlidir!

 

 

 

Son Haberler

  • 1

    Trabzonspor'dan UEFA'ya tatsız veda

  • 2

    Bakan Selçuk'tan flaş 'Mesleki Yeterlilik Belgesi' açıklaması

  • 3

    İş dünyası faiz indiriminde büyüme ivmesi bekliyor

  • 4

    İBB'de yine skandal! Kişisel verilerin istenmesi tepki topladı

  • 5

    'Libya uluslararası baskılara boyun eğmeyecek'

Günün Manşetleri

ABD Senatosu Ermeni karar tasarısını kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İntikam alma hissi ile girişilen bir saldırı ile karşı karşıyayız
Türkiye'nin Libya adımı İngiltere'yi rahatsız etti!
İşte Savunma Sanayi toplantısında alınan kararlar!
İBB'den yüzde 15'lik zam! Yeni yılda geçerli olacak
TFF limit artırım gerekçesini açıkladı!
UEFA asker selamı soruşturmasında karar verdi!
Suudi Arabistan hac ve umre için yeni düzenleme getirdi
100 bin sosyal konut için başvuru tarihi belli oldu!
Bosna'da FETÖ'ye NATO desteği