YAZARLAR

Tüm Yazıları Ali Aydın

Toplumun ekosistemini korumak

06.12.2018 00:01

Sizi bilmiyorum ama ben nefes almak ve içinde yaşadığı topluma nefes aldırabilmek için Türkiye’nin muktedirlerine, yazılı ve görsel medyada köşeleri tutanlara, toplumun yoğun bir biçimde endokrine edilmiş ve sesi herkesten çok çıkan kesimine karşı yıllarca “İnanca saygı, düşünceye özgürlük” diyerek konuşmak zorunda bırakılmış bir geçmişin içinden geldim.

Ben her akşam ana haber bültenlerinde “adam asmaca” oynanan – ki bunun 28 Şubat faslı korkunçtu - , ekranlarda ve gazete sayfalarında itibar suikastlarının bile isteye, güle oynaya yapıldığı dejenere bir medyaya tanıklık edilen yılların içinden geldim.     Tanıklık ettiğimiz yıllar asgari bir demokrasiden, ortalama bir devlet – toplum ilişkisinden uzak olduğumuz yıllardı.

Bazen iyi olanı kötü olandan öğrenirsiniz. O yılların bir hayrı varsa o da asla o gün toplumun maruz bırakıldığı vasatın Türkiye için çıkar bir yol olmadığını öğrenmekti. 2002’de siyasetin kerli ferli yapılarını sürklase ederek Ak Parti’nin iktidara uzanması herhangi bir partinin seçim başarısından çok toplumun kendisine karşı pozisyon almış örgütlü bir kurumsallığa on yılara yaslanan birikiminin bir cevabıydı. Bu birikim siyasetin de Türkiye’nin de kaderini değiştirdi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk geçenlerde katıldığı bir programda eğitime dair şunları söylemişti; "Eğitime ekosistem olarak bakmazsak bir habitat kuramayız, bir habitat kuramazsak atmosfer oluşturamayız, atmosfer oluşturmazsak orada canı olan bir sistem kuramayız."

Çok güzel!

Tıpkı eğitim gibi toplumun siyasal ve sosyal düzeyde eriştiği seviye, haklar temelinde elde ettiği kazanımlar ancak onları yaşatacak bir ekosistem bir habitat ile mukayyettir. Bunlar bir seferde elde edilmiş ve sürekli elde tutulacağı garanti altına alınmış şeyler değildir. Hem bireysel hem de toplumsal açıdan hiçbir durum sabit, değişmez değildir. Bu olumlu olduğu düşünülen ya da olumsuz olduğu varsayılan durumlar için de geçerlidir.

Demokratik kazanımları da insanın hakkını, hukukunu, onur ve haysiyetini de muhafaza eden esasında toplumun ekosistemidir. Egemen iklimdir. Bu iklimi siyaseti, aydını, sivil toplumu ve medyası ile birlikte içinde pek çok unsurun yer aldığı bir dinamikler alanı belirler. Her bir bileşenin olumlu ya da olumsuz açıdan toplumun ekosistemine kattıkları yahut ondan eksilttikleri vardır.

Bir toplumun ekosistemi zarar gördüğünde araçları etkisizleşir ve amaçlarının aksi sonuçları üretmeye başlarlar. Mesela mahkemeler adalet dağıtmak yerine adaleti öğütür, siyaset toplumun beklenti ve taleplerine cevap veremez duruma gelir, medya kamu adına söz alamaz ve konuşamaz….

Birey ve toplum açısından belki de kıskançlıkla muhafaza edilmesi gereken nokta; toplumun bugüne kadar vesayet odaklarına karşı sürekli genişleterek elde ettiği manevra alanı, dayatılan sahte gündemi etkisizleştirerek ülkeye aldırdığı mesafe ve tüm bunları mümkün kılmasını sağlayan erişmiş olduğu seviyedir.

Toplumun hem bürokrasinin hem siyasetin birkaç gömlek üstüne çıkarak Türkiye’ye kazandırdıkları bugün risk altındadır. Bu riski görmeyen ya da görmezden gelen herkes vebal altında olduğunu bilmelidir.

Herkesin sorumlulukları var. Medyayı ele alalım mesela. Türkiye’de kamuya karşı kendisini sorumlu hisseden bir yayıncılık var mıdır? Varsa nerededir? Bunlar tartışılabilir. Ne var ki tartışmasız biçimde önümüzde duran medyada yaşanan düzey kaybıdır. ‘Youtube’ kanalında bile söylenmeyecek sözler haber bültenlerinden taşmaktadır. 

Bu ülkede yaşadığımız onca şeye, geride bıraktığımız yıllara, tecrübe ve birikimimize ihanet etmenin bir manası yok.

Bugün toplumun vesayet odaklarına karşı bugüne kadar verdiği mücadeleyi, temel hak ve hürriyetlerde elde ettiği kazanımlarını yok hükmüne düşürmek isteyen türediler ile çevriliyiz. Özet bir listede şunlar var: Siyaseti rant olarak görenler, 15 Temmuz gibi felaketleri fırsata çevirip yuvarlandığımız yokuşu yeniden hedef olarak önümüze koyanlar, medyada yer kapma telaşındaki aparatçikler… Tüm bunlar iklimi zehirliyorlar!

Toplum olarak bunu hak etmiyoruz ve buna rıza gösteremeyiz!

 

Milat Ailesi iftarda buluştu

Milat ve Yenisöz ailesi, 8. kez düzenlenen geleneksel iftar programında bir araya geldi. Ertuğrul Gazi Parkı Osmanlı Konağı'nda gerçekleştirilen iftar programına Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Adakoğlu, Medya Grup Başkanımız Ahmet Zeki Gayberi, Genel Yayın Koordinatörümüz Serdar Arseven, Ankara Temsilcimiz Bayram Zilan ve Milat ve Yenisöz yazarları katıldı.

Kudüs'e giriş engeli

BİM 10 Mayıs aktüel ürünler indirim kataloğu!

Türkiye'deki marketler zincirinden biri olan ''BİM'' 10 Mayıs Aktüel İndirim ürünler kataloğu yayınladı. 10 Mayıs 2019 tarihi için indirimde olan ürünleri haberimizde bulabilirsiniz. İndirimli ürünler hangileri? Kampanya ne kadar sürecek? Öğrenmek için haberimizi okuyun.

Anadolu Savunma 'Seyit' ile görücüye çıktı

Assange'a böyle götürüldü

Korkuluk dediğin böyle olur

Nükleer ve kimyasal tehditler insansız araçla tespit edilecek

Türk savunma sanayisinde insan hayatını tehdit eden kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) risklerin tespiti ve koruyucu tedbirlerin hızla alınmasına yönelik milli bir sistem geliştirildi.

Aşırı sağcı lider Kur'an-ı Kerim'i yırtıp yere attı

Finlandiya'da aşırı sağcı Önce Finlandiya İnsanı Partisi (Suomen Kansa Ensin) Başkanı Marco De Wit, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine yönelik çalışmalarında Kur'an-ı Kerim'i yırtıp yere attı.

Doğu Ekspresi ile baharda yolculuk bir başka güzel

Seyahat ve gezi tutkunlarının yanı sıra üniversite öğrencilerinin de ilgi odağı olan, Ankara ile Kars arasında sefer yapan Doğu Ekspresi, ilkbaharda güzel manzaralar eşliğinde yolculuk imkanı sunuyor.

Marangoni etkisi nedir

İki sıvının farklı yüzey gerilimleri neticesinde birbirleri arasındaki kütle transferine Marangoni Etkisi denir.