Allah Res\u00fblünün Son İsteği: Güçlü Bir Ordu...

0

"Kuvvetli mü'min, zayıf mü'minden hayırlıdır ve Allah yanında daha sevgilidir. Bununla beraber, zayıf bile olsa mü'min, hayırdan uzak değildir." (Müslim)

Allah Resûlünün, ahirete göçmeden önce, yapmak istediği tek bir iş kalmıştı. Kuzeyden gelecek Bizans tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak için güçlü bir ordu teşkil etmek…

Allah Resûlü, daha önce Bizans üzerine Tebük seferine çıkmış, ancak Bizans İmparatoru Müslümanlarla çarpışmayı göze alamadığı için, savaş olmadan geri dönmüştü. Ama buna rağmen Bizans kuzeyde İslam için halen en büyük tehlike olarak duruyordu.

Veda haccı dönüşü Allah Resûlü, Safer ayında Bizans'dan ilerde gelmesi muhtemel olan bir saldırıya karşı, İslam ordusuna hazırlanma emrini verdi.

Teşkil edilecek yeni ordunun komutanlığına, azatlısı Zed bin Harise'nin oğlu Üsame'yi atadı. Üsame o sıralar genç bir delikanlıydı.

Allah Resûlü, onu huzuruna çağırmış, kendisine:

– Seni İslam ordusuna kumandan tayin ettim. Hızlı hareket et. Babanı şehit edenlerin üzerine yürüyeceksin. Allah zafer ihsan eder, maksat hasıl olursa, fazla oyalanma, hemen geri dön, demişti.

Allah Resûlü, bu emri verdikten bir gün sonra hastalandı.

Fakat O, hasta halinde bile, hayatta iken kurmayı düşündüğü bu son ordunun hazırlıklarını yakından takip etmeyi sürdürdü.

Üsame'ye, ordunun sancağını kendi eliyle teslim ederken, İslam'ın savaş hukuku ile ilgili şu önemli kurallarını söylemekten geri durmadı:

– Ahde vefasızlık yapmayın. Çocukları ve kadınları öldürmeyin.

Düşmanla karşı karşıya gelmeyi arzulamayın.

Neticenin ne olacağını bilemezsiniz. Belki onlar yüzünden bir bela ve musibete uğratılabilirsiniz.

Fakat iradeniz dışında karşılaşma durumu olduğunda da şu duayı edin:

– Allahım! İmdadımıza yetiş. Bizi düşmanlarımızın vereceği zararlardan koru…

Şunu unutmayın, cennet kılıçların parıltısı altındadır.

Üsame, görevi aldıktan sonra, karargahını Cüruf denen yerde kurdu. Yeni bir ordunun kurulmakta olduğunu duyanlar, akın akın geliyor, ordugaha katılıyorlardı.

Bazı Müslümanların, Bizans'a karşı teşkil edilecek böyle büyük bir ordunun komutanlığına, Üsame gibi genç birinin getirilmesini yerinde bulmayarak tenkit konusu yaptıkları görüldü. Bu kişiler:

– Ensar ve muhacirler arasında yaşlı ve savaş tecrübesi olan kimseler varken, koca ordu 20'sinde bir delikanlıya teslim edilmesi doğru olur mu, diyorlardı.

Hz. Ömer, bu tenkit ve dedikoduları, Allah Resûlüne bildirince, Efendimiz hasta yatağından kalkıp mescide çıktı. Başı sargılı haldeydi. Allah'a hamd ve sena ettikten sonra, şu konuşmayı yaptı:

– Ey İnsanlar! Üsame'yi komutan olarak atadığım için ileri geri konuştuğunuzu duydum.

Daha önce, onun babasını komutan yaptığımda da benzer itiraz ve tenkitleri yapmıştınız.

Size diyeceğim şudur: Babası Zeyd nasıl komutanlığa layık idi ise, Üsame de aynı şekilde layıktır. Babası nasıl en sevdiğim kişi ise, Üsame de en sevdiklerim arasındadır.

O ve babası, her hayrı işleyebilecek, kurulan orduyu yönetebilecek kabiliyettedirler. Onlardan sadece hayır umun. Üsame, en hayırlılarınızdan biridir. Onun komutanlığına itiraz etmeyin.

Allah Resûlü, bu konuşmanın ardından minberden indi ve odasına çekildi.

Orduya katılacak olanlar, gruplar halinde gelip kendisiyle vedalaşıyorlardı. Allah Resûlü, onlara Üsame ordusunun sefere çıkarılmasını sıkı sıkı tembih ediyordu.