Allah seni hedefine almış ey insan!

0

"Allah seni ya seni adaletiyle yargılar, ya da rahmetiyle… Adaletiyle yargılanırsan helak olursun! Ama merhametiyle muamele ederse kurtulursun!" (Şehid Metin Ekinci)

Önümde düzgün bir yol var ve o yol ikiye ayrılıyor… Her yolun başında birer levha ve o levhaların birinde şunlar yazılı: "Kendilerine nimet verilenlerin yoluna ilet…'' Ve o levhanın işaret ettiği yola kayıyor gözlerim… Dosdoğru bir yol ve o yolun sonu cennet kapısına kadar dayanıyor…

Bu kez gözlerime diğer yolun başına dikilen bir levhadaki ayetler takılıyor: "Gazaba uğramış yahut sapmış olanların yoluna değil." Bu yolun sonu da cehennem kapısında son buluyor…

Yol ayrımındayım… Ve karar vermem lazım… Ya kendilerine nimet verilenlerin yolunu seçmeliyim ya da diğer yolu… Seçimde zorlanıyorum ve beni ilk karşılayan ayet kulağıma şunları fısıldıyor: '' Yalnız Allah'tan yardım dile!''

Ve ben de Allah'a yalvarıyorum: "Ya Rabbi! Beni hidayet verdiğin kullarının yoluna eriştir. O yolu bana kolaylaştır.''

Ve Allah'ın yardımı bana yıldırım hızıyla ulaşıyor… Kulağıma şu sözler fısıldanıyor: "Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler… Onlar, sana indirilen Kitab'a da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar. İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır." (Bakara, 2-5)

Bir gözüm cennet, diğer gözüm cehennem kapısında…

Uzunca düşünüyorum… Eğer cennet yolunu seçeceksem o yolun yolcularının vasıflarını taşımam gerekiyor. Aksi halde o yoldan atılmam kaçınılmaz olur…

Feyzullah! Yol ayrımındasın ve karar vermen gerekiyor… Ölüm meleği hangi güzergahta canını alacaksa seni o yolun sonundaki kapıya kadar getirir ve bırakır… Acil karar vermen gerekiyor…

Allah seni oyun ve eğlence olsun diye başıboş yaratmadı ey nefsim! Yaratılan her insan bu iki yolun yolcularıdır… 3. bir yol yok! Sonu iki farklı ve iki zıt mekanın olduğu bir yol ayrımındasın… Ve karar vermen gerekiyor… Eğer cennete girmek istiyorsan o yolda kolayca yürüyebilmen için bazı donanımlara ihtiyacın var… O yolda emin adımlarla yürümek kolay değil, çünkü o yolun tam ortasında bak bakalım kim var:

"Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi.'' (A'raf-16-17)

Cennet yolunun tam ortasında bir insan düşmanı!!!

İnsanların cennete girmesine engel olmaya çalışan bir düşman… Ve o düşman Âdem aleyhisselamdan bu yana o yolda yorulmadan ve bıkmadan ayakta ve dimdik bir şekilde sabırla insanların güzergahını değiştirmeye çalışan bir düşman…

Bu düşmanı en iyi tanıyanlardan biri olan Efendimiz aleyhisselam'ın arkadaşlarına şeytanı anlatırkenki çizimleri hala aynı yerde ve hala aynı şekilde:

Yönümü sağa çeviriyorum ve cennet kapısına kadar uzanan yolun başına kadar geliyorum… Cennet özlemiyle yanan ve cennet kokusunu iliklerine kadar hisseden bir cennet sevdalısı kulağıma şunları fısıldıyor;

"Hayret! Cenneti isteyen nasıl uyu­yor?

Onu isteyen mihrini nasıl vermez?

Cennetin haberlerini duyduktan sonra bu dünyada hayat nasıl hoş olabilir?

Cennetten bahsetmek ne tatlı, ne hoş, ne sevimlidir! (Cennete giden yol. Polen Yayınları. Ebû Bekir el-Cezairî)

Bu sözler üzerine oturup düşünüyorum… Diyorum ki kendime;

" Feyzullah! Sen neden cenneti merak edip te güzel bir araştırmadın? Hani sen imtihandaydın? Kazananlara verilecek ödülü bilmeyen imtihanda nasıl başarılı olur ki? Cenneti tanımayan cennet yolunda emin adımlarla ilerler mi hiç? Cenneti tanımayan hangi gerekçelerle imanının artmasını ister ki?

Ve yolun tam ortasındaki levhada şu ayetleri tekrar okuyorum;

"İki Yol da Açık…

''Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.'' (İnsan, 3)