Geçtiğimiz hafta, “İnayet Delili”ni ele almıştık. Bu hafta ise, “Fıtrat Delili”ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ.
“Fıtrat Delili” kısaca şudur: İnsanın doğasında; Allahü Teâlâ’yı tanıma, O’na yönelme ve O’nun varlığını kabul etme eğilimi vardır. İşte doğuştan gelen bu temayül; insanın başıboş ve gayesiz olmadığını, kendisini yaratan sonsuz kudret sahibi bir Yaratıcı’nın bulunduğunu gösterir.
Çünkü insandaki bu hakikat arayışı; yani Rabbini tanıma ve O’na ibadet etme ihtiyacı, sonradan öğrenilmiş bir şey değil, insanın yaratılışına yerleştirilmiş asil bir duygudur. Binaenaleyh insanın fıtratında bulunan bu güçlü inanma duygusu, hem insanı hem de içinde yaşadığı kâinatı yaratan bir Yaratıcı’nın bulunduğunu ortaya koyar. İşte o Yaratıcı, Allahü Teâlâ’dır. “Fıtrat Delili”nin mantıkî açılım ve izahı şöyledir:
1) İnsan, Allahü Teâlâ’yı tanımaya müsait bir fıtratta yaratılmıştır: İnsan; Allahü Teâlâ’yı tanımaya ve O’na yönelmeye müsait bir kabiliyet ve merakla dünyaya gözlerini açar. Daha küçük yaşlardan itibaren kendisini, çevresini, içinde yaşadığı dünyayı ve varlık âlemini sorgulamaya başlar: “Ben kimim”, “beni kim yarattı”, “bu kâinat nasıl meydana geldi”, “hayatın anlamı nedir” ve “bizim sonumuz ne olacak,” gibi temel sorular sorar.
2) İnsan, aşkın ve müteâl bir Yaratıcı’ya inanma ihtiyacı hissetmektedir: İnsan; kendisini ve kâinattaki diğer varlıkların meydana gelişini düşündüğünde, onların kendi kendilerine var olamayacağını aklen kavrar. Çünkü insan da dâhil olmak üzere hiçbir varlık kendiliğinden meydana gelemez. Dolayısıyla bütün mahlûkat, kendisini var eden bir Yaratıcı’ya muhtaçtır.
3) İnsan, zor anlarında fıtrî olarak Allahü Teâlâ’ya yönelmektedir: Evet, denizde şiddetli bir fırtınaya tutulan veya uçakta çetin bir türbülansa giren en inançsız bir kişinin dahi hemen dua etmeye başlaması; insandaki Allahü Teâlâ’ya yönelme, O’na ibadet etme ve O’na sığınma duygusunun doğuştan geldiğini gösterir.
4) Farklı toplumlarda Yaratıcı inancının bulunması, fıtrî yönelişe işaret eder: Tarih boyunca dünyanın muhtelif bölgelerinde yaşamış farklı insan gruplarının büyük bir kısmında, üstün ve aşkın bir güce inanma duygusu tespit edilmiştir. Bu durum, inanma duygusunun insanın yaratılışında bulunan güçlü bir istidat ve kabiliyet olduğunu ortaya koyar.
5) Bazı insanların Allah’ı inkâr etmeleri, fıtratın bulunmadığını göstermez: İnsan, yaratılışında bulunan hakikati arama kabiliyetine rağmen, çeşitli sebeplerle Allahü Teâlâ’yı inkâr edebilir. Evet, bazı çevresel faktörler, yanlış eğitim, nefsânî arzular, kibir, kötü alışkanlıklar ve dünya sevgisi, insanın fıtratının üzerini biraz örtebilir. Ancak bir şeyin üzerinin örtülmesi, onun aslının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
6) Fıtrat, insanın hakikati aramasının temelidir: Doğuştan gelen ve herkeste bulunan bu inanma duygusu, insanı görünen sebeplerin ötesindeki hakikati ve kendisini var eden Yaratıcı’yı aramaya sevk eden temel bir faktördür.
7) Binaenaleyh insanın yaratılışındaki bu fıtratın bir sahibi ve Yaratıcısı vardır: İnsan nasılki bedenini yaratmamışsa, bu derin kabiliyet ve merakını da kendisi meydana getirmemiştir. Öyleyse insanın yaratılışına bu duyguyu yerleştiren bir Yaratıcı vardır.
8) İşte O Yaratıcı, Allahü Teâlâ’dır: İnsanın inanma ihtiyacıyla dünyaya gelmesi, O’nun insanı kendisini tanımaya müsait bir fıtrat üzere yarattığını göstermektedir. Dolayısıyla “Fıtrat Delili”, Allahü Teâlâ’nın varlığını ortaya koyan önemli aklî delillerden biridir.
“Fıtrat Delili” sadece dinî bir kabule dayanan bir delil değildir. O, aynı zamanda akl-ı selîmin de kolaylıkla anlayıp kavrayabileceği yüce bir hakikattir. İnsan, yaratılışında bulunan bu inanma ihtiyacı sayesinde kendisini var eden Yaratıcı’yı aramaya yönelir. Öyleyse bu duyguyu insanın fıtratına yerleştiren bir Yaratıcı’nın bulunması zorunludur.
Âyet-i kerîmede buyuruldu ki:
“O hâlde yüzünü, Allah’ı birleyici olarak dine, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. Dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmez.” (Rûm 30)
Konumuzla alakalı bir hadis-i şerifte ise, şöyle buyurulmaktadır: “Her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar.” (Buhari)
(Devamı haftaya…)