Allah’ın varlığının aklî delilleri- 7

Geçtiğimiz iki hafta, Allahü Teâlâ’nın varlığını ispat eden “Hudûs” ve “İmkân” delillerini ele almıştık. Bu hafta ise, “Nizam (Düzen) Delili”ni incelemeye çalışacağız inşâallahü teâlâ.

“Nizam Delili” kısaca şudur: Kâinatta görülen kusursuz düzen, hassas ölçü, muazzam denge ve fizik kanunları; sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi bir Yaratıcı’nın varlığını gösterir. Çünkü ilim, irade ve kudret olmaksızın, böylesine mükemmel bir nizamın (düzenin) meydana gelmesi, aklen mümkün değildir. “Nizam Delili”nin mantıkî açılımı ise, şöyledir:

1) Kâinat, kusursuz bir nizam içerisinde işlemektedir: Güneş, Ay, yıldızlar ve gezegenler belirlenmiş yörüngelerinde hareket etmekte; gece ile gündüz, mevsimler ve diğer tabiat olayları şaşmaz bir düzen içinde varlıklarını sürdürmektedir.

2) Bu nizam, hassas ölçü ve dengeler üzerine kurulmuştur: Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı, kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı, yerçekimi, atmosferin yapısı ve tabiatta geçerli olan fizik kanunları, birbirini tamamlayan ve destekleyen muazzam bir sistemi meydana getirmektedir. Bu dengelerden herhangi birindeki en küçük bir değişiklik bile, mevcut sistemin bozulmasına yol açabilecek mahiyettedir.

3) Kâinatın her köşesinde değişmez kanunlar hâkimdir: Aynı şartlar altında aynı sebepler aynı sonuçları doğurur. Gök cisimlerinin hareketleri, elementlerin özellikleri, fizik ve kimya kanunları ile canlıların biyolojik yapıları belirli bir nizam içinde işlemektedir. Bu evrensel düzen sayesinde bilim yapılabilmekte, hesaplar yapılabilmekte ve geleceğe yönelik tahminlerde bulunulabilmektedir.

4) Böylesine kusursuz bir nizamın, bir nâzımı olması gerekir: Çünkü nizam, kendiliğinden ortaya çıkan bir şey değildir. Bilakis her nizam, onu kuran ve devam ettiren bir nâzımı (düzenleyiciyi) gerekli kılar. Zira şuursuz ve cansız maddelerin, kendi kendilerine böylesine mükemmel bir sistem kurmaları ve onu kesintisiz sürdürmeleri imkânsızdır.

5) Tesadüf, nizamın zıddıdır: Tesadüf; gelişigüzel ve düzensiz olayları ifade eder. Hâlbuki kâinatta hâkim olan şey, rastgelelik değil; ölçü, hesap ve düzendir. Milyarlarca yıldır aynı hassasiyetle işleyen bu sistemin tesadüflerle açıklanması da, aklın kabul edeceği birşey değildir.

6) Sebepler de bu nizamın sahibi olamaz: Ateşin yakması, suyun akması, Güneş’in ışık ve ısı vermesi belirli kanunlar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Ancak bu sebeplerin hiçbiri, bu kanunları koyan veya onları bağımsız olarak işleten bir güç değildir. Zira sebepler de yaratılmış varlıklardır ve ancak kendilerine verilen görevleri yerine getirirler.

7) Dolayısıyla bu muhteşem nizamın, bir nâzımı vardır: Evet kâinatın yoktan var edilmesi, bütün sistemlerinin kurulması, birbiriyle uyum içinde işletilmesi ve bu düzenin kesintisiz devam ettirilmesi; ancak her şeyi bilen, her şeye gücü yeten ve her şeyi hikmetle idare eden bir Yaratıcı’nın varlığıyla açıklanabilir.

8) İşte O Yaratıcı, Allahü Teâlâ’dır: Çünkü kâinatta görülen her ölçü, her denge ve her ahenk; o Yaratıcı’nın ilmini, kudretini, iradesini ve hikmetini göstermektedir. Dolayısıyla “Nizam Delili,” Allahü Teâlâ’nın varlığını ortaya koyan en açık ve en güçlü aklî delillerden biridir.

“Nizam Delili;” sadece dini bir kabule dayanmaz. O, aynı zamanda akl-ı selîmin de zorunlu olarak kabul ettiği yüksek bir hakikati ifade eder. Çünkü basit bir makinenin bile ustasız meydana gelemeyeceğini bilen akıl; atomlardan galaksilere kadar kusursuz bir düzen içinde işleyen bu baş döndürürücü kâinatın sahipsiz olduğunu asla kabul etmez.

Âyet-i kerimede buyuruldu ki:

“Rahmân’ın yaratışında hiçbir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bir bak; herhangi bir çatlaklık görüyor musun?” (Mülk 3)

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Âl-i İmran 190)

“Biz her şeyi bir ölçü ile yarattık.” (Kamer 49)

“Ne güneş aya yetişip çarpabilir, ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Her biri, kendine ait bir yörüngede yüzer, gider.” (Yasin 40)

“Güneş ve Ay bir hesaba göre hareket etmektedir.” (Rahmân 5)

(Devamı haftaya…)

Formun Altı