Gündem

Altın Kaçakçılığında Yeni Boyut

Yüz milyonlarca dolarlık kamuya zarar verdikleri gerekçesi ile İstanbul Altın Rafinerisi adlı şirketin sahibi Özcan Halaç’ın başını ağrıtacak yeni kaçakçılık olayları ile ilgili ses kayıtları ortaya çıktı.

Almanya’da polis IGR Germany adlı altın ve gümüş ticareti yapan bir şirkete operasyon yapınca kaçakçılığın dehşet boyutu ortaya çıkıyor. Ve yapılan operasyonda Ahmet Kıyman isimli çalışanı da gözaltında alınanlar arasında bulunuyor. Alman polisi, Kıyman üzerine yoğunlaşınca, Türkiye, Almanya hattındaki büyük altın kaçakçılığı koridorunu ortaya çıkarıyor. Ne var ki, bu kaçak hattın Türkiye ayağına henüz tam ulaşılmadığı öğrenildi. Ahmet Kıyman’ın tutuklayan Alman mahkemesi, altın kaçakçılığını yapan IGR Germany adlı şirketi de kapatıyor.

Özcan Halaç

Milat gazetesinin ulaştığı ses kaydında, Türkiye’ye yüz milyonlarca dolar zarar veren kaçakçılığın tüm içyüzü ortaya seriliyor. Özcan Halaç’ın bir şirketinde çalıştığı öne sürüler bir şahsın Almanya’ya kaçak altın sokarken yakalanınca yeni altın kaçakçılığı ortaya çıktı.
Özcan Halaç’ın personeline ait olduğu iddia edilen ses kaydında şeytanın bile aklına gelmeyen yöntemlerle yurt dışına altın kaçırıldığı ve devletin yüz milyonlarca dolar zarara uğratılıyor.

Ses kaydında, Halim olarak sözü edilen şahsın, Türkiye’de altın piyasasında adı çeşitli vurgunculuk işlerine karışan ve bir eski bakanın yeğeni olduğunu iddia eden İ.Y.’nin olduğu tespit edildi. Olay ile ilgili yaşanan bütün usulsüzlüklerde İ.Y. ile Emire K.nın aktif rol aldığı öne sürülüyor.

Milat gazetesi olarak İ.Y.’nin ismini kullandığı eski bakana ulaştık. Söz konusu eski Bakan ailesinde ve beş ve onuncu derece akrabaları içerisinde böyle bir ismin olmadığını, kendisi ile hiçbir akrabalık bağının da bulunmadığını da sözlerine ekledi.

Telefon konuşmasında ismi geçen İlknur isimli şahsın da İstanbul Altın Rafinerisi şirketi ile ilişkili bir isim olduğu iddia ediliyor.

Peki Türkiye’yi her yıl yüz milyonlarca dolar zara uğratan yeni nesil altın kaçakçılığı nasıl yapılıyor?

GÜMRÜK HATTINDA 'GÜMÜŞ' MASKELİ DEV VURGUN!

Türkiye’den Avrupa’ya uzanan yeni nesil altın kaçakçılığının şifreleri, ortaya çıkan ses kayıtlarıyla deşifre oldu. Hurda gümüş süsü verilen takozların içine gizlenen tonlarca altın, gümrüklerdeki "mesai" oyunları ve yüksek teknolojiye rağmen aşılabilen denetim mekanizmalarıyla yurt dışına kaçırılıyor.

ALTIN 'GÜMÜŞ' OLDU: YENİ YÖNTEM "TAKOZ"

Elde edilen analizlere göre, kaçakçılık şebekeleri artık altını doğrudan değil, metalürjik bir hileyle yurt dışına çıkarıyor. Avrupa'da toplanan hurdalar ocaklarda eritilirken, her 10 kilogramlık metal blok içerisine yaklaşık 4 kilogram saf altın ekleniyor. Kalan 6 kilogram ise gümüş ile tamamlanarak "gümüş takoz" süsü veriliyor.

Belge Oyunu: Gümrük kayıtlarına ve faturalara "gümüş" olarak işlenen bu takozlar, denetimden düşük değerli maden statüsünde geçiyor.

Geri Dönüş Çarkı: Bu madenler Türkiye'deki rafinerilere ulaştığında tekrar ayrıştırılıyor. Böylece sisteme giren altın resmiyet kazanırken, yurt dışına gümüş parası ödenmiş gibi gösterilerek sermaye ve maden transferi tamamlanıyor.

X-RAY CİHAZLARINI "MESAİ" İLE ATLATIYORLAR

Kayıtlardaki en çarpıcı iddia ise Borsa İstanbul ve gümrüklerdeki denetim aşamalarının nasıl baypas edildiğine dair. Şebeke üyelerinin itiraflarına göre, malların X-Ray cihazına girmesini engellemek için "akşam mesaisi" yöntemi kullanılıyor.

SAAT 18:00 OPERASYONU:

Mallar kasıtlı olarak saat 18:00'den sonraya, yani gümrük kasalarının kapandığı saate bırakılıyor.

Hızlandırılmış Geçiş: Küçük bir mesai ücreti ödenerek, "kasa kapalı" gerekçesiyle mallar X-Ray kontrolüne sokulmadan doğrudan depolara sevk ediliyor.

Haftalık Sevkiyat: 500 Kilogram

Kaçakçılığın ulaştığı boyutlar dudak uçuklatıyor. Konuşmalarda geçen ifadelere göre, sadece tek bir kanal üzerinden haftada iki kez mal sevkiyatı yapılıyor. Her sevkiyatta yaklaşık 400 ila 500 kilogram maden taşınırken, bunun ortalama 150 kilogramının beyan edilmemiş saf altın olduğu belirtiliyor.

"Türkiye Ayağında Çıkartmak Zor, Operasyon Almanya'da Olmalı"

Analiz edilen görüşmelerde, bu devasa çarkın Türkiye ayağının denetim raporları ve "ayarlanmış" isimlerle korunduğu iddia ediliyor. Şebeke üyeleri, Türkiye'deki savcılık veya gümrük şikayetlerinin sonuçsuz kalacağını, uyanan isimlerin anında sistemi kapatacağını savunuyor.

Kaçakçılığın durdurulması için tek çarenin, malların henüz Almanya gümrüğündeyken veya "AC-AR-GERMAN" gibi paravan üretim tesislerinde yapılacak suçüstü baskınlar olduğu vurgulanıyor. Özellikle Avrupa'dan yapılan bu sevkiyatlarda LBM (London Bullion Market) standartlarının ihlal edildiği ve Alman devletinin "altın kaçakçılığı" suçlamasıyla devreye girmesi gerektiği ifade ediliyor.

NE OLMUŞTU?

Türkiye'yi sarsan en büyük ekonomik dolandırıcılık operasyonlarından biri, "kolloidal altın bileşiği" adı altında yürütülen sahte ihracatla ilgili İstanbul Altın Rafineri şirketinin sahibi Özcan Halaç suç örgütü lideri olmak, kara para aklamak ve mali suçlar işlediği gerekçesi ile tutuklanmıştı. Ancak bir süre tutuklu kaldıktan sonra savcılık makamı tarafından ilgisiz bir suçtan doğan zararı karşıladığı gerekçesi ile denetimli serbestlikle tahlil edilmişti. Oysa Halaç, “devlete 800 milyon dolar zarar verdiği” gerekçesi ile tutuklanmıştı. Halaç’ın serbest bırakılma gerekçesi ise “devletten aldığı teşviki geri ödemesinden dolayı^ tahliye edilmesi savcılık makamı tarafından talep edilmiş ve serbest bırakılmıştı. Yani yapılan isnatlar ve tutuklama gerekçelerinde Halaç’ın devletten teşvik aldığına dair herhangi bir suçlama bilgisi bulunmuyor. Devletten aldıkları teşviki iade eden şirketlerin Halaç ile sermaye anlamanda herhangi bir ilişkileri bulunmadığı öğrenilmişti. Halaç’a itham edilen suçlar, “İçinde gramı bile altın bulunmayan şişelenmiş sıvılar, 600 milyon dolarlık "ihracat" olarak gösterilerek devletten devasa teşvikler çekildi. Soruşturma ilerledikçe kamu zararı 6 milyar dolara Çıkmıştı.