Ajda Pekkan, 1980 yılında “Petrol” şarkısı ile Türkiye adına Eurovision Şarkı Yarışması’na katılıp, 23 yarışmacı arasında 15. olmuştu. Ancak bu ağır yenilgi bile İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerinin geçişini kısıtlaması kadar kimseye hüsran yaşatmadı... Tam da petrolü unutup elektriğe geçmeye başlarken petrolün hakimiyetini yeniden hatırlayıverdik.
Ne diyordu Ajda Pekkan, “Aman petrol, canım petrol, artık sana sana muhtacım petrol.” Benzin fiyatları, ilaç sanayii derken, gübre üretiminin tamamen petrokimyaya bağlı olduğunu unutuvermişiz. Körfez bölgesindeki ülkeler bu konuda insanlığın hammadde deposu gibiymiş. Dünyanın ihtiyacı olan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın üçte birini bu bölge karşılıyor.
LNG ve petrolü depolamak pahalı. Bu iki ürün Hürmüz’den geçtikçe gübre olup serada ucuz domatese dönüşüyor, kışın bile soframıza geliyordu. Hindistan’da ilaca, Çin’de sanayi üretimine, Tayvan’da çipe dönüşüyordu. Ama savaş çıktı, mertlik bozuldu. Plastik poşet bile pahalandı. Avrupa ve Amerikalılar bunu fark edince de Trump’u protestoya başladılar…
***
Hani ABD’nin kolunda “Kafir” dövmesi ile meşhur Savaş Bakanı Pete Hegseth var ya… İran’a karşı başlatılan savaşı “Haçlı Seferi” olarak nitelendirmişti. ABD’nin ve özellikle de İsrail’in amacı Sünni ve Şii bloku karşı karşıya getirip, bölge ülkelerini birbirine kırdırmaktı. Türkiye’nin sert diplomasisi Kürtlerin İranlı muhaliflere öncülük etmesini engelledi.
Bir de dörtlü barış bloku oluştu: Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır… İslam dünyasının dört ülkesi baş başa verdi, İsrail’in ABD’yi parmağında oynatma planını birazcık bozdu. Türkiye, PKK’nın İran uzantılarını frenleyince ABD ve İsrail avucunu yaladı. Buna rağmen Netenyahu işi bırakmıyor, tıpkı İbn-i Sebe gibi fitne ateşini körükledikçe körüklüyor.
İsrail’in, İran’da rejim değiştirme yalanına inanan Trump, sadece Orta Doğu’nun değil, dünyanın ateşini yükseltti. Bir ay geçmeden milyonlarca insan “Savaş bitsin” diye sokaklara döküldü. Trump ve Netenyahu şeytanı Gazze’den sonra İran’ı da harabeye çevirdi. Ancak İran’ın Hürmüz’ü kapatması, başta ABD ve Avupa, tüm dünyanın nefesini kesti.
***
Bu savaşta ABD pes etmek zorunda. Çünkü onlar başlattı. İran hâlâ savunmada. Şarkıyı şöyle uyarlabiliriz: “Eninde petrol, sonunda petrol, Artık dizginlerin Hürmüz’ün elinde petrol” Kaçışı da yok, geçişi de... Ya Trump Amerikan askerini kırdırıp boğazı silah zoruyla açacak, yahut uranyuma el koyup ateşkes ve barış yolunu seçecek, şu anda görünen plan buna evrildi.
Bu arada ABD ve İsrail’in hesabı yanlış çıktı. İran, Hizbullah ve Husilerin kamikaze dron ve füze kapasitesi iyi hesaplanamamış. Savaş bir ayı geçtiği halde İsrail’in askeri tesisleri hâlâ füze yiyor, üstelik vuruşlar daha isabetli. Anlaşılan o ki, İsrail, İran’ın karış karış resmini çekerken İran da boş durmamış. “Kısasa kısas yıkım” İran’ı da, İsrail’i de yerle bir ediyor.
Bu arada dünya kamuoyu sürekli ABD’nin bölgeye asker yığdığını ve nereye müdahale edileceğini konuşurken, İran’da ise karadan İsrail’e müdahale konuşuluyor. ABD’nin İran’a herhangi bir şekilde müdahale etmesi durumunda İran’ın da İsrail’e karadan müdahale etmesi tartışılıyor. Ne dersiniz, bu düşünce ekranlarda mı kalır, İran İsrail’e karadan müdahale eder mi?