Amerika Ne Türkiye'nin Ne De Kürtlerin Dostudur

0

Başbakan Davudoğlu ile Biden görüşmesinin gergin geçtiği sır değil. Her ne kadar kameralara gülümseyerek basına poz verildiyse de bunun diplomasının beden dilinin bir gereği olduğunu düşünmek lazım.

Çünkü biliyoruz ki ABD'nin Suriye'deki krizin sebebini de çözümünü de Türkiye gibi görmüyor. Türkiye için önemli ve öncelikli olanın ABD için önemli ve öncelikli olmadığını biliyoruz.

Mesela Türkiye önümüzdeki günlerde yapılacak olan Cenevre görüşmesine PYD'nin katılmasını istemezken, Rusya gibi o ABD de PYD'nin katılmasını istiyor.

Foreign Policy dergisinin haberine Türkiye BM nezdinde PYD'nin Cenevre davet edilmesi durumunda görüşmeleri boykot edeceğini bildirdi.

Bu dilin yakın zamanda Rusya'nın kışkırtması ve ABD ve BM'nin muhtemel ikna baskısına nasıl yankı yapacağını göreceğiz.

İki ülke arasındaki farklı bir başka nokta ise PYD-PKK konusu ve ilişkisidir. PYD Türkiye için PKK ile aynı ama ABD Türkiye ile aynı düşünmüyor. PYD ayrı PKK ayrı diyor ve bunu her fırsatta dile getiriyor.

Ayrıca Türkiye DAİŞ'in birinci derecede mağduru iken ABD 2. Başkanı Biden bir süre önce Türkiye'yi DAİŞ'e yardım etmekle itham etmiş ardından özür dilemiştir. Bu da başka bir düşünce ayrılığıdır.

Ama buna rağmen ABD Türkiye'nin Suriye'ye girmesini geçmişte çok istedi. Ama Türkiye tek başına bu bataklığa girmenin risklerini gördü.

Tabi öyle görünüyor ki hala bu düşüncesinden vaz geçmiş değil. BBC'nin haberine göre Biden: "Suriye'de siyasi bir çözümün mümkün olmaması halinde Türkiye'yle birlikte askeri çözüme hazır olduklarını söyledi."

Ama bunun ardından Türkiye'nin düşünce ve basın özgürlüğü konusunda "kötü örnekliğini" de vurguladı. Akademisyenlere yönelik soruşturmayı hatırlattı. Ama geçtiğimiz günlerde Amerika'da da İsrail karşıtı söyleminden dolayı Ohio'daki Kent State Universitesi'nin Müslüman olan pofesörü Pino'nun soruşturmaya alındığını görmezden geliyor.

Amaç ne Amerika'da ne Türkiye'de ve ne de dünyada demokrasi veya insan hakları değil elbette.

Ancak Türkiye'yi uluslararası arenada zor duruma sokacak olan şeyin Suriye konusundaki diplomatik tutumundan çok içerideki temel haklar ve demokrasi konusundaki eksiklerini tamamlamaktaki gecikmesi olacağını görmek lazım. Bunun için yeni bir Anayasa konusunda aceleci davranmak şarttır.

Biden'in ziyaretinde yaptığı görüşmelerden Amerika'nın Türkiye'nin iç politikasına yönelik kaşıma ve mühendislik çalışmaları olduğunu kestirmek zor değil.

Hükümetin aleyhinde yer alan muhalif grupların mağduriyeti üzerinden iç politikayı dizayn etmeye onları örgütlemeye yönelik girişimde bulunacağının işaretlerini görebiliyoruz.

Burada kullanacağı ilk iki grup Kürt muhalefeti ve ulusalcı/solcu cephedir. Kürtlerin ve ulusalcı/solcu çevrelerin ABD'den umut beklemeleri eğer saflık değilse sadece çaresizlikle izah edilebilir.

Çünkü ABD örneğin Kürt sorunu için bu güne kadar hiçbir somut olumlu girişimde bulunmamıştır. Ne Türkiye'de ne de Suriye'de.

Yaptığı tek şey Türkiye'de veya bölgede istediği politikaları yoluna koymak için Kürtleri araçsallaştırmak ve onları kullanmaktır.

ABD, ne PYD'nin Cenevre III görüşmelerine katılımını sağlamakla Kürtlerin ve ne de engellemekle Türkiye'nin Türklerin dostu olur. ABD rakipleri birbirine düşürerek arada menfaatini garantilemeye çalışan dünyanın feodal ağası gibi bir kurnazlık peşindedir sadece unutmamak gerekir.