​28 şubat bir yaradır

28 Şubat Platformu Başkanı Arif Çelenk, "28 Şubat, Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihine bir karabasan gibi çöken, milli unsur ne varsa onu yok etmek amacıyla uygulamaya konulmuş bir organizasyondur. 28 Şubat, bir yaradır. Bu yaranın kültürel ve gelecek anlamında milletimize ne kadar zarar verdiğini bugün daha iyi anlıyoruz" dedi.

Ezgi ÇelikAnkara

Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen ve etkisi “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat darbesinin üzerinden tam 24 yıl geçti. O dönemin tanıklarından biri olan 28 Şubat Platformu Başkanı Arif Çelenk, 28 Şubat’ın Türkiye’de bıraktığı izleri ve yaşadıklarını Milat’a anlattı.

“28 Şubat karabasan gibi bir süreçti”

28 Şubat’ın milletle devletin arasını ve milletle ordunun arasını soğutan bir süreç olduğunu dile getiren Çelenk, şöyle konuştu: “28 Şubat, Türkiye Cumhuriyeti demokrasi tarihine bir karabasan gibi çöken, milli unsur ne varsa onu yok etmek amacıyla planlanmış, kurgulanmış ve uygulamaya konulmuş bir organizasyondur. İnsanlarımızın neredeyse yarısı orduyu, başörtüsüyle uğraşan başlıca bir kurum olarak görmüştür. Bizim ülkemizde kış mevsimleri soğuk olur. Ama 28 Şubat soğuktan da öte bir fırtınaydı. Bu fırtınada eğitimlerini devam ettirmek adına okulunu, ailesini, inancını ve kültürünü kısaca milleti var eden bütün değerlerini korumak adına çırpınan öğrenciler, öğretmenler, mütedeyyin asker ve aileleri, gasp edilen haklarına rağmen, telafisi mümkün olmayan çile ve ızdıraba rağmen zalimlere karşı direndi. Bugün de kazandılar…” ifadelerini kullandı.

“28 Şubat bir yaradır”

28 Şubat darbe döneminde emekliliğine 2 ay 10 gün kala ordudan ihraç edilen Arif Çelenk, o dönem yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “28 Şubat sürecinde orduda Binbaşı rütbesinde bir subaydım. 28 Şubat’ın ilk uygulaması kurumsal olarak ordu içerisinde yapıldı. Emekliliğime kısa bir süre kalmasına rağmen sosyal ve psikolojik anlamda çökertilmeye çalışıldım. Ordudan atılan binlerce insanı mercek altına aldığınızda hepsinin başarılı olduklarını göreceksiniz. 28 Şubat’ta başarılı olan insanların önü kesilerek, birilerinin önü açıldı. Bu tasfiyenin o günkü muhatabı bizmiş gibi gözüksek de daha sonra anladık ki en büyük darbe Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) vurulmuş. Çünkü TSK’nın kurumsal yapısı bozulmuştu ve bu yapı ile farklı planlar devreye sokulmak isteniyordu. Bu planlardan en önemlisi ise ordu içerisindeki inançlı yapının tasfiye edilerek, cuntacı, ne olduğu belirsiz, başkalarının uşağı konumundaki kişilerin önünün açılmasıymış. Bununla birlikte de 15 Temmuz’da Türkiye’nin ne hale getirildiğini gördük. 28 Şubat, bir yaradır. Bu yaranın kültürel ve gelecek anlamında milletimize ne kadar zarar verdiğini bugün daha iyi anlıyoruz” dedi.

“Milli ruh şahlandı”

28 Şubat’tan bugüne Türkiye’de nelerin değiştiğini değerlendiren Çelenk, “28 Şubat, orduya olan güveni azalttı. Ama şu an TSK’ya ve yargıya olan bakış değişti. AK Parti hükümetiyle birlikte milletimiz yeniden bir umutla kendine dönüşün verdiği heyecanı yaşadı. 28 Şubat sürecinde kınalı kuzularının yemin törenlerine, ordu evlerindeki düğünlerine, şehit olan ciğerparesinin askeri lojmandan eşyalarını toplamaya alınmayan analarımız vardı. Bugün bu analarımız bir operasyon söz konusu olduğunda bile vatan, millet, bayrak aşkıyla sınırlara koşuyorlar. Afrin Harekâtı’nı düşünün… Afrin’e giden ülkenin dört bir yanından askerlerimiz oldu. Dün askeriyeden içeriye alınmayan analarımız, bugün Suriye sınırından geçen askerlerimiz için yol boyu kordon oluşturdu. Bazıları sınırlara yemekler taşıdı. O günkü başörtülü öğrencilerin bugün çoğu başhekim, başhekim yardımcılığı, doktorluk, mühendis, öğretmenlik görevini başarıyla yürütmektedir. 28 Şubat bitti sanılan milli ruhun 15 Temmuz’da şahlanışına bir öncelik olmuştur. Bugün ordumuz saflaşmış, millileşmiştir. Bugün savunma sanayimiz Batı’nın direnci karşısında yüzde 90 oranında dönüşüm yaşamıştır” ifadelerini kullandı.