'Bugün neden bu haldeyiz?'

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 33. İl Müftüleri İstişare Toplantısı'nda konuştu. İslam coğrafyasının problemleri üzerinde duran Prof. Dr. Görmez, bugün dünyada yaşanan en büyük problemlerin İslam ile bağdaştırılmasının algıları tehdit etiğini söyledi. İslam topraklarının eskiden birer eman yurdu olduğunu anlatan Prof. Dr. Görmez, 'Bugün neden bu haldeyiz?' diye sordu. Ülkemizde FETÖ'nün neden olduğu din istismarcılığından bah

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 33. İl Müftüleri İstişare Toplantısı'nda konuştu. İslam Coğrafyası'nın yaşadığı sıkıntılardan bahseden Prof. Dr. Görmez müftülere; din istismarcılarının, din, dil, mezhep, ırk ayrımı yapanların, bugün Müslümanlara verdiği zarardan bahsetti. 15 Temmuz darbe girişimini düzenleyen FETÖ'cülerden ve onların samimi Müslümanların bilgisizliğini kullanarak verdiği zararları anlatan Prof. Dr. Görmez, bu din istismarcılığının din emniyetini tehdit ettiğini anlattı.Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:"Bu toplantı dünyamızın özellikle yaralı coğrafyamızın, bölgemizin giderek karmaşık sorunlarla boğuştuğu bir dönemde önemli bir hal almıştır. Bu sorunlar bugünü değil geleceğimizi de ilgilendirmektedir. Son yıllarda, yaşadığımız bütün acılarda, hem ülkemizde hem coğrafyamızda, hem tüm dünyamızda, yaşadığımız travmalarda bir numaralı gündem 'Din' konusu ve en önemli maddenin İslam olduğunu görüyoruz.Tüm sorunlar İslam'la ilişkilendiriliyorTüm bu gündemlerde İslam olumsuz olarak insanlığın önüne konmaktadır. Cehalet bir şekilde dinle ilişkilendirilir. Savaştan bahsedilirken, çocuk istismarından, kadına şiddet konuşulurken, konu yine bir şekilde İslam'a dayandırılır. Mülteciler sorunu konuşulur, muhacirler, mezhep tartışmaları gündeme gelir konu yine İslam'la ilişkilendirilir. Darbe olur başka ülkelerde, darbe yapılır kendi ülkemizde konu yine İslam olur. Bütün bunlar algılarımızı rehin almaktadır. Bugünümüzü etkilediği gibi, geleceğimizi, çocukluğumuzu etkilemektedir. Dinin ruhunun evrensel mesajlarının bir tarafa bırakıldığı, Allah adına ahkam kesenlerin birbirini tekfir ederek ilerlediği bir dönemdeyiz. İlim, hikmet, adalet gibi kurucu kavramların giderek silikleştiği, güç, iktidar kavgalarının çığırından çıktığı ve bu kavgaların din kisvesi altında yapıldığı günlerden geçmekteyiz. İşte bu günlerde İslam medeniyetinden bahsetmek bir hayali anlatmak mıdır? Hayır. İslamın barış ve huzur mesajlarından bahsetmek bir ütopyanın peşinde sürüklenmek midir? Hayır. Arap yarımadasından, Çin Denizi'ne, Semerkant'tan Akdeniz'e kısa sürede yayılan İslam, Çin, Yunan, Hint gibi birçok kültürü etkilemiştir.Farklı dinlerin, farklı mezheplerin, farklı etnik unsurların iç içe yaşadığı İslam şehirleri huzur coğrafyaları olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada İslam'ı anladıklarını iddia edenlerin hali içler acısıdır.'Bugün neden bu haldeyiz?'Bölgemizde ve coğrafyamızda katledilenler sadece masum insanlar değil, Bağdat ve Şam'ın birlikte yaşama ruhudur. Aynı topraklarda yaşayanların birbirini boğmasına şahitlik ediyoruz. Dünün ilim şehri olan Bağdat'ta kütüphanelerin yerini cephanelikler almaktadır. Avrupa'nın Müslüman yürekleri endişe ile çarpıyor. Orta Asya'nın iman toprağına ekilen tazecik filizler, ihanet şebekeleri tarafından sinsice koparılıyor. Bu yaşananlar ile İslam'ın gücü bir araya konulamaz. İslam'da hiç kimse dininden, dilinden, renginden, ırkından dolayı yadırganamaz. İslam herkesin aklının, canının, malının dokunulmazlığını korur. Bu yüzden İslam toprakları eman yurdudur. Bugün neden bu haldeyiz?İslam'ın bütün kaynaklarına baktığımız zaman 5 büyük emniyetten bahsedilir. Din, can, akıl, mezhep, mal güvenliği... Bu 5 güvenlikten hangisinin önemli olduğu tartışılmıştır. Can hepsinden kıymetli olduğu için birçok İslam bilgini il sıraya yerleştirmiştir. Birçok din bilgini ise Din güvenliğinin başta olması gerektiğini söylemektedir. Bugün din güvenliğimiz tehlike altında. Bu yüzden sadece ülkemiz tehdit altında değil, tüm coğrafya din tehdidi altındadır.'İslam ülkelerinin liderleri iş birliği yapmalı'Konuşmamda önce idareciler, bugün asıl bize, ilim adamlarına düşen vazifeler üzerinde durmak istiyoruz. Din konusunda yanlışlarımız siyasetten ayrı görülemez. Bugün İslam coğrafyasını göz önüne aldığımızda aynı şeyleri görüyoruz. Bugün İslam ülkelerinin liderleri, bu coğrafyada kan akmaması için her türlü iş birliğine açık olmalıdır. Mezhebe dayalı siyasetçilik yoktur. Mezhebe dayalı siyasetçilik ancak kan, göz yaşı getirir. İslam coğrafyasının her köşesinde çınlayan ezanların salaha davetine İslam ülkeleri liderleri icabet etmelidir. Tevhidin buluşturduğu toplumlar olarak, birlik ve beraberliğe ulaşmak zorundayız.Din istismarcılığı 'Din emniyeti'ni tehdit ediyorGeçmiş tarihimizde, medeniyetimizde İslam alimleri bir hakikate ulaşmak için büyük emek verirlerdi. Kitaplar yazarlardı, makaleler kaleme alırlardı. Aylarca sancı çekerek o hakikate ulaşırlardı. O kitabın sonuna da şöyle derlerdi: "Ben kendi gücüm ile bu kadar yazabildim. Ancak bunun gerçek hakikatini Allah bilir" Oysa şimdiler hem ülkemizde hem İslam dünyasında, dini yapılarda söz sahibi olan bir çok şahsiyet, şahsi görüşlerini, hezeyanlarını ifade ettikten sonra 'Bunu ben demedim Allah dedi' diyecek kadar ileri gidebiliyorlar. İslam'ın düşünce geleneğinde yeri olmayan bu tutum, asla kabul edilemez. Müslümanları birbirine düşüren fitneyi, hasedi, fesadı körükleyen bu tutumlar son derece tehlike arz etmektedir. Kendisi gibi düşünmeyenleri tekfir eden, kendisi gibi yaşamayanları tehdit edenlerin bir anlayışı olamaz. Nefret dilini kullanan, bunları yaparken dini istismardan çekinmeyenlere karşı cezai müeyyidelerin yapılmaması toplumsal barışımız için kaçınılmaz hale gelmektedir. Etrafına topladığı samimi Müslümanların bilgisizliğini fırsat bilerek hezeyanlarını, planlarını din adına pazarlamakla ehli sünnet yolu temsil edilemez. 15 Temmuz darbe girişimini yapanlar, toplumun dini duygularını uzun zaman işgal edenlerdir. Rabbimizin 'Şeytan sizi Allah ile aldatmasın' ayetiyle, insanların Allah ile aldatıldığına şahit olduk. Din emniyetini sağlamak açısından karşı karşıya kaldığımız en büyük tehlike din istismarıdır. Dün falcılık, büyücülük nasıl bir problem ise bugün 'din istismarı' da bir tehlikedir.Bugün hukuki tedbirler bir taraftan devam ederken bize düşen ahlaki tedbirleri işletmektir. Kitlelerin istismar ağına düşmemesi için aziz dinimizi kendi habis düşüncelerine alet etmemeleri için onların ektiği tohumları kurutmak, bir yandan sağlıklı damarlar açmak, İslamın sahih bilgisini insana öğretmektir.'Utanmadıktan sonra dilediğini yap'15 Temmuz'dan sonra hasar tespiti yaptık. Geçmiş hatalarımızı gözden geçirme imkanı bulduk hem de geleceği planladık. FETÖ/PDY'nin dine verdiği zararı tespit etmek imkanı bulduk. Değerli kardeşlerim, çok ibretamiz bir durumla karşı karşıyayız. Bütün Peygamberlerin söylediği bir söz vardır, 'Utanmadıktan sonra dileğini yap' Bir de yaptıklarını Abdullah Ebay Üzeyir'e benzetmiştir. Abdullah Ebay Üzeyir, Bizans'a sığınmamıştır, Abdullay Ebay Üzeyir Kabe'ye sığınmıştır."