Darbecilerin yaptığı yamalı bohçaya dönmüş anayasaya Mahkûm muyuz?

Başkanlık sistemine geçtik ancak darbe anayasasından kurtulamadık. Hukukçular: "Türkiye'de anayasaları 'sadece askerler yapar' olgusu bitmeli. Halkın seçtiği Meclis, yeni ve sivil anayasa yapmalı

ÖZLEM DOĞAN

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada yeni anayasa çalışmasına vurguda bulundu. Türkiye'de sorunların kaynağının 1960'tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhur İttifakı'nın diğer ortağı MHP ile bir anlayış birliğine varılması halinde önümüzdeki dönemde yeni anayasa için harekete geçebileceklerini belirtti. Öte yandan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu, yeni sisteme müzahir ve müstahak bir anayasanın yazılmasının mecburiyet olmasının yanı sıra demokratik bir mükellefiyet olduğunu ifade etti. Böylece anayasa tartışmaları yeniden başladı. Türkiye’yi darbe anayasasından kurtaracak yeni anayasa sürecini Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Adnan Küçük ve TÜRKAD Başkanı Dr. Mehmet Sarı Milat’a değerlendirdi.

Muhalefetin samimiyeti ortaya çıkacak

Kamuoyunun uzun süredir yeni bir anayasa beklentisi içinde olduğunu ifade eden Dr. Mehmet Sarı: “1980 askeri darbesinden sonra darbecilerin yapmış olduğu anayasa yapılış yöntemi ve içerik açısından sivil bir anayasayı karşılamadı. Sivil bir anayasa beklentisinin ciddi bir toplumsal karşılığı da var. Bu konuda muhalefet çevrelerinin ciddi bir samimiyet testinden geçeceğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanımızın sivil bir anayasa çağrısına karşı muhalefet, güçlendirilmiş parlamenter sistem talebini dile getiriyor, içeriğine ilişkin ise hiçbir bilgi vermiyor. Oysa hükümetin şartsız, kayıtsız, tüm unsurlarıyla yeni sivil bir anayasa yaparak milleti darbe anayasalarından kurtaralım çabası var. Darbecilerin tasarladığı 1982 Anayasası Türkiye’de hiçbir şartta yürümeyeceği ortada” dedi.

Darbe kalıntısı anayasadan kurtulmalıyız

Yeni anayasayla temel yaşam hakkının, ifade hürriyetinin, din ve vicdan özgürlüğü gibi temel haklar başlığındaki geçmiş müktesebatın önemli bir açıklığa kavuşturulacağını belirten Sarı, “Devletin daha demokratik, yönetim bakımından insan haklarını ve demokrasiyi önceleyecek hüviyete kavuşması da bu açıdan önemli bir unsuru teşkil edecek. Darbe kalıntısı vesayet odaklarının kurguladığı ve sürekli olarak önümüze gelen durumların giderilecek. 1982 anayasası devleti ve sivil alanı zaptu rabt altına alan bir hale bürünmüştü. Bu yamalı bohçaya dönüşmüş anayasa, tüm toplumsal kesimleri kucaklayan bir sürece evrilmelidir” şeklinde konuştu.

Milletin temsilcileri yeni anayasa yapmalı

Türkiye’nin hâlâ 1982 darbe anayasasıyla yönetildiğine dikkat çeken Dr. Adnan Küçük: “Hükümet sistemi bile değişti ama aynı anayasa ile devam ediyoruz. Darbe anayasası tamamen bütünlüğünü kaybetmiş durumda. Birbiriyle çelişen çeşitli hükümleri var. Parlamenter sisteme göre hazırlanan bir anayasasının başkanlık sistemine göre işletilebilmesi çok zor. Bu milletin temsilcilerinin yeni bir anayasa yapabilmesi, demokratik irade açısından son derece önemli. Bu ülkede artık darbeler döneminin bitmesi gerekiyor. Bunu sona erdirecek olan da halkın seçtiği bu Meclis’tir. Eğer yapılamazsa Türkiye’de anayasaları sadece askerler yapar, demokratik sivil irade anayasa yapamaz olgusu ortaya çıkar ki bu Türk demokrasisi açısından ciddi bir zaaftır, bunun aşılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.