İki eser ve benzer eleştiriler: Çamlıca Cami ile Tolunoğlu Ahmet Cami

Camiler daha önceleri bir eğitim yuvasıydı. Bu yüzden pek çok caminin çevresi adeta şehir gibiydi. 1142 sene önce Mısır'daki Türk sultanı Ahmed bin Tolun'un Kahire'de yaptırdığı cami de öyleydi. Tıpkı bugünkü Çamlıca Cami gibi...

Siz 1142 sene önce Türklerin Mısır’a hükmettiğini ve Tolunoğlu Ahmed’in yaptırdığı cami külliyesinde tıp derslerinin de okutulduğunu biliyor muydunuz? Camilerin birer maarif yuvası olduğu zamanla bizden gizlemiş ve bizi camilerden uzak tutmayı başarmışlar. Camiler maalesef artık tanışma ve kaynaşma yerleri de değil. İnsanlar selamlaşmadan namaz kılıp ortadan kayboluyor. Oysa eski Türk hükümdarları camileri bir külliye halinde kullanır ve bütün ilimler bu külliyelerde öğretilirdi. Ne yapıp edip külliye mantığını cami müştemilatlarına yaymamız lazım. Avustralyalıların yaptıkları gibi okul ile ibadethaneyi yan yana getirmemiz lazım.

Çamlıca Camii hakkında çok eleştiriler yapıldı. Kimi büyüklüğünü, kimi konumunu, kimi şehrin silüetini değiştirdiğini….vs yazdı çizdi. Bu konuda özellikle alnı secdeli insanların yaptıkları eleştirileri anlamak mümkün değil. Neticede mevcut imkanlarla bir cami yapılıyor ve siz daha mükemmeli yapılabilirdi diyerek eleştiriyorsunuz. Bu durumda Tevbe Suresi'nin 18’inci ayetine aykırı davranmış olmuyor musunuz? Oysa Çamlıca Camii İslam geleneğinde Ulu Cami dediğimiz “Cuma Camii olarak inşa edilen ibadethaneler cümlesinden olup, asli misyonu her hafta Cuma günü insanları çatısı altında toplamak ve itikadı düzgün irfan sahibi hatipler vasıtasıyla toplumda o hafta meydana gelmiş olan manevi tahribatı arındırmayı sağlamaktır. İnsanımız sosyal medya tarafından başka şekilde düşünmeye kodlanınca Allah’ın bir kulu çıkıp da bu güzel eser için tarihi cami kitabelerinde yazılı olan aşağıya kaydettiğimiz ayeti kerimeyi hatırlatmıyor. Demek oluyor ki bazen tarafgirlik ve hırs akıl ve mantıklı düşünmenin önüne geçebiliyor.

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللَّهِ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا اللَّهَ ۖ فَعَسَىٰ أُولَٰئِكَ أَن يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَدِين

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, zekatını veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar ederler. Umulur ki onlar hidayete erenlerdendir” (Tevbe Suresi: 18)

Tabiatıyla yapılan bütün eleştiriler siyasi (Farisi anlamıyla öldürücü) olduğu için gönüllerde hüsnü kabul görmedi. (Bu camiye eleştiri getirmek, çocukların Mimar Sinan’a yönelttiği Süleymaniye camii minarelerinin düzgün yapılmadığı iddiasını, yani her doğruya bakan eğri bir nazar olduğu tezini doğrulamaktadır).

Boğaz'da minareli bir köprü

Oysa aynı bölgeye yakın Boğaziçi’nde İstanbul siluetine uyum sağlamak için su üzerine de yapılmak istenen cami projeleri vardı. İktidarı döneminde sayısız eser yanında 500 cami yaptıran Sultan İkinci Abdülhamid’in yarışmaya açmış olduğu Boğaziçi’ndeki minareli köprünün görüntüleri bile insanı hayran Bu yarışmada en çok öne çıkan Almanların köprü direklerini cami minaresi şeklinde çizdikleri proje olmuştur. Abdülhamid tahttan indirilmeseydi o köprü yapılacak ve denizin üzerindeki boşlukta da minareler yükselecekti. Daha sonra, camilere karşı ilgisiz, duyarsız, abdestsiz/namazsız bir kadro idareyi ele geçirince Boğaziçi köprü projesi rafa kaldırıldı. Umulur ki bu proje de denizin altından Asya'yı Avrupa’ya bağlayan Avrasya Tüneli gibi faaliyete geçirilir.

Ahmed bin Tolun’un yaptırdığı caminin hikayesi

Çamlıca Tepesine yapılan Cami hakkında söylenen insafsız dedikoduların benzeri 1142 sene önce Kahire - Fustat yakınındaki “Yeşkur Tepesi”nde Türk Hükümdarı Ahmed bin Tolun’un M.880 tarihinde kendi parasıyla 120.000 altın sarf ederek yaptırmış olduğu cami ile benzerlik arz etmektedir.

Makrîzî’den dinleyelim:

“Cami tamamlandıktan sonra tenkit edilmeye başlandı;Mihrabın küçüklüğünü, sütunsuz olduğunu, abdest musluklarıyla helaların olmamasını birer kusur olarak söylediler.

Ahmed bin Tolun” onlara cevaben dedi ki:

Mihrab hakikaten küçüktür fakat Resulullah sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizi rüyamda gördüm, mihrabı o çizdi. Uyandığımda camiye geldim gördüm ki karıncalar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin çizdiği yeri kuşatmışlar. Mihrabı o yüzden öyle yaptırdım. Camide sütun yok. Fakat sütun koydursaydım nereden tedarik edecektim? Ya bir camiden ya bir kiliseden değil mi? Ben camii helal malımdan yaptırdım helali haram ile şaibeli hale getirmek istemedim. Helalara-musluklara gelince bunların cami havlusunda olmasını temizliğe (taharete) aykırı gördüğüm için yaptırmadım. Fakat camiin arka tarafına yaptırayım.”

Benzerlikler bununla sınırlı değil. Caminin çevre düzenlemesi konusunda da aynı benzerlik var. Ahmed bin Tolun ilginç bir rüya görür. Rüyada verilen mesaj keza Çamlıca Camiinin çevre düzenlemesi hakkında verilen talimat ile örtüşmektedir. Şöyle ki:

Tarihlerin rivayetine göre “Ahmed bin Tolun” camiin inşaatı tamamlandıktan sonra rüyada Allahu Taala’nın, camiin etrafındaki binalara tecelli edip yalnız camiye tecelli etmediğini görmüş (caminin çevresi ışıklar içinde olmasına rağmen cami karanlıkta kalmış). Bu hayır eserini asla şüpheli olmayan helal malından Allah rızası için bina ettiği halde Allah indinde makbul olamadığı zehabıyla üzülmüş. Rüyasını tabircilere anlatmış. Tabirciler bu rüyanın, caminin etrafındaki köhne yapıların yıktırılmasına bir manevi işaret olduğunu söylemişler ve bunu فَلَمَّا تَجَلّٰى رَبُّهُ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُ دَكاًّ (Araf 143) (Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti) ayet-i kerimesi ve تجلى الله بشیء خضع له اذا hadis-i şerifinden çıkardıklarını bildirmişler. Rüyanın güzel tabir edilmesi “Ahmed bin Tolun”u sevindirmiş ve camiin etrafındaki düzensiz evleri almış yıktırmış.

“Makrîzî”nin diğer bir rivayetine göre tabirciler camiin uzun ömürlü olacağını ve etrafındaki binaların geçici olacağını söylemişler. Hakikaten Ahmed bin Tolun Camii, Fransızların Mısır’ı işgali gibi bazı badireler atlatmasına rağmen 1142 senedir ayakta olup etrafındaki düzensiz binalar da zamanla yıkılmışlardır.

Bilindiği üzere, Çamlıca Camii etrafındaki Fustat gecekondularını andıran düzensiz yapıların yıktırılıp muhitin cami ile uyumlu bir mimariye kavuşturulması projesi isabetli ve muasır şehircilik mantığına uygun bir tasarruftur. Bu proje bize Ahmed bin Tolun’un camiyi tamamladıktan sonra gördüğü rüyayı hatırlatmaktadır.

Osman ŞAHİN / Dünya Bülteni

Kaynaklar:

Makrîz’i: El Hutat

İslam Ansikloprdisi

Tuhfetü’l Ahbab, Sehâvî

Tarihi Evkaf: M. Vamık

El Hutat EL Cedîde: Ali Mübarek Paşa

Lecnetü Hutat El Âsar Mecmuası ,Kahire