ORUÇ TUT SIHHAT BUL

Oruç, mü''minin duygu ve düşüncelerini inceltir, yardım duygularını artırır, şefkat ve merhamet ahlakını geliştirir. Açlık çekmenin zorluğunu gösterir. Fakirleri, zorluk ve darlık çekenleri düşünmeyi sağlar. Kendini nimetlerde yüzdüren Rabbine şükrünü artırır. Oruç, günahlara karşı perde, Cehennem''e karşı kalkandır.SALİH YÜZTGENÇ

HAZIRLAYAN: SABRİ GÜLTEKİN

milat.ramazan@yahoo.com

Günün Ayeti 'Bu Kur'an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.' (İBRu00c2Hu00ceM, 52)

Günün hadisi 'Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.' (Buhari, İman)

Dua iklimi

İmam-ı A'zam'ın duası: 'Allah'ım Esma-i Hüsna'yla yalvarıyorum. Allah'ım, Sen lütufkarsın, duayı kabul edersin, mü'minsin, koruyucusun, meliksin, büyüksün, suret verensin, her şeyin sahibisin, verensin, alansın, meliksin, yücesin, tesbih edensin, şereflisin, yaşatansın, öldürensin, güçlüsün, apaçıksın, Senden Senin rızanı ve Cenneti istiyorum. Allah'ım Sen dirisin, hannansın (merhametlisin), halimsin, yumuşaksın, övülmüşsün, haku00eemsin, koruyucusun, hasu00eebsin (her şeyi hesap edensin), Senden rızanı ve Cennet'i istiyorum. Allah'ım Sen daimsin, deyyansın, dafi'sin (def edensin), dünya ve ahiret hususunda kaçındığım şeyleri benden uzak tutmanı, rızanı ve Cennet'i istiyorum. Allah'ım Sen rahmansın, rahimsin, Rabsın, rau00fbfsun, rahimsin, raziksin, rezzaksın beni umduğum ve ummadığım yerlerden rızıklandır, Senden rızanı ve Cennet'i istiyorum. Allah'ım Sen selamsın, semu00eesin, işitensin, duamı işitir, gizli ve aşikar yaptığım işleri bilirsin, benden yüz çevirme, beni tüm kötülüklerden koru, Senden rızanı ve Cennet'i istiyorum ya Rabbi.'

Ramazan ayı yaklaşmaya başladığında gündeme gelen; 'Bu sıcakta nasıl oruç tutacağız?' veya 'Şimdi oruç halde tatile de gidilmez' gibi soru ve düşünceler de yerini; 'Allah'ım ne büyüksün ki, bizlere bu sıcakta orucu kolaylaştırdın' ve 'Rabbimin rızasını kazanmak her şeye bedeldir' tarzında ifadelere bırakmışa benziyor. Çünkü Allah-u00fb Teala, insanoğluna bahşettiği oruç tutmayı kolaylaştırmış, orucun insana sağladığı maddi ve manevi lezzetleri nasip etmiştir.

Oruç aynı zamanda bir tedavi metodu

Tıp uzmanlarına göre oruç tutmak sadece bir ibadet değildir. Gittikçe modernleşen tıp dünyası, yaptığı teknolojik buluşlara rağmen, özellikle insanların yaşadığı psikolojik sorunlara çözüm bulmakta zorluk çekmektedir. Buna rağmen yüzyıllar önce inen kutlu kitap Kur'an-ı Kerim'de emredilen oruç tutmak, insana verdiği sabır, disipline olmak, teslimiyet duygusu ve irade kontrolü ile bilim adamlarının hastalarına uyguladıkları bir tedavi metodu olmuştur.

Maddi ve manevi iklimden mahrum kalanlar

Bilimin bile tartışmayı bırakıp kabullendiği orucu tutmama eğiliminde olan insanoğlu, orucu tutmanın insana nasip ettiği maddi ve manevi doyumdan mahrum kalacaktır. Tabi burada ifade edilmelidir ki, şeker hastaları gibi ilaç kullananların oruç tutmamaları yönünde müsaade verilmiştir. Fıkhın ve bilimin açıklamaları bunlardan tenzih edilmiştir.

Az yemenin önemi

Karaciğer, oruçlu iken, 3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalp rahatlar. Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan bazı hastalıklara, bilhassa damar sertliği olanlara oruç tutmak iyi gelmektedir. Oruçlu iken vücudun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak vücudun sıhhati için önemlidir.

Her şeyin bir zekatı vardır, vücudun zekatı da oruçtur

Nasıl ki zekat veren malını kirden arındırıyor, temizliyorsa; oruç tutmakta insanı temizler ve kirinden arındırır. Oruç, sağladığı sağlık ve manevi lezzetlerle her şeyden önce büyük bir nimettir.

Peygamber Efendimiz(sav): 'Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatıysa oruçtur.' buyurmuştur. (İbni Mace) Bu hadis-i şeriften de anlaşıldığı gibi oruç tutmak insan bedeninin hem maddi, hem de manevi zekatı, ev hanımlarının her yıl bahar aylarında yaptığı 'bahar temizliği' misali vücudun yenilenme safhasıdır.

Velhasıl, sözü yine asrı kainat efendisi Hz. Muhammed (sav)'e bırakarak noktalayalım:

'Oruç tut, sıhhat bul.'

Ramazan İlmihali

ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN MAZERETLER

Kur'an'da ve hadislerde, dinde insanlara zor gelecek hiçbir yükümlülüğün bulunmadığına sıklıkla işaret edildiğini, herhangi bir sıkıntı ve meşakkatin bulunduğu durumda da mükelleflere birtakım kolaylık ve ruhsatların tanınmış olduğunu biliyoruz. Bu genel ilkenin bir parçası olarak, bazı durumlarda farz olan Ramazan orucunu tutmamaya da müsaade edilmiştir. Ramazan orucunu tutmamayı mübah kılan mazeretler (özürler) genel hatlarıyla ele almaya çalışalım.

Sefer: Namaz bölümünde belirtildiği üzere sefer (yolculuk) hali, genellikle sıkıntı ve meşakkatli olduğu için yolcu olanlara birçok konuda kolaylıklar getirilmiştir. Yolcu olanlar için, namazın terkine değil, kısaltılmasına veya cemedilmesine ruhsat verildiği halde, namaza göre daha yorucu ve yıpratıcı olduğu için orucun terkedilmesine ruhsat verilmiştir. (Bakara, 183-184) Bununla birlikte yolcu sayılan kimsenin, eğer gerçekten bir sıkıntı yoksa ve zarar da görmeyecekse oruç tutması daha faziletli görülmüştür.

Hastalık: Hastalık da birtakım ruhsatların sebebi olan bir durumdur. Yüce Allah, yazının başında zikredilen ayette hiçbir kayıt getirmeden hasta olanların, iyileştikleri bir vakitte oruç tutabileceklerini ifade etmiştir. Bu bakımdan oruç tuttuğu takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından endişe eden, yahut böyle olmamakla birlikte oruç tutmakta zorlanacak olan kimseler oruç tutmayabilir veya başlamış bulundukları orucu bozabilirler. Oruç tuttuğu takdirde hasta olacağı tıbbın verilerine göre kuvvetle muhtemel olan kişinin de hasta hükmünde olduğu söylenmiştir.

Gebelik ve Çocuk Emzirmek: Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları halinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır. (İbn Mace, 'Sıyam', 3)

Meseleye yarın devam

edelim inşaallah.

Fıkıh Penceresi

DOÇ. DR. MUSTAFA TEKİN

Oruç tutmayanlar ya da tutamayanlar ne yapmalıdır?

- Bir Müslümana oruç farzdır. Hayatında bilerek oruç tutmamış insanlar, Allah'ın geniş merhametine sığınarak tevbe ve istiğfar etmeli ve oruç tutmaya başlamalıdırlar. Çünkü bunun ahirette sorumluluğu vardır. Geçici hastalık veya özrü sebebiyle oruç tutamayanlar, iyileştikleri zaman ya da özürleri birince tutamadıkları gün sayısınca oruçlarını kaza ederler.

Fıtır sadakası ne kadar verilmelidir?

- Fıtır sadakasını ailedeki her kişi için, bir fakiri bir gün doyuracak kadar vermelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu sene fıtır sadakasını 9.25 TL olarak belirlemiştir. Ancak bu ekonomik seviyesi alt düzeyde olanlar için en düşük miktardır. Esas ölçü şu olmalıdır: Her kişi kendisi bir günde kaç liraya doyuyorsa, fıtır sadakasını en az kişi başı o kadar vermelidir. Daha fazla vermek isteyenler, tabii ki verebilirler.

Esma-ül Hüsna

EL-Lu00c2TİF:

En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi olan.

EL-HABİR:

Her şeyi iç yüzünden, gizli tarafından haberdar olan.

EL-HALİM:

Yumuşak davranan, hilmi çok olan.

Doktorunuzdan Tavsiyeler

Allah katında en kötü yemek

PROF. DR. SEFA SAYGILI

İftarda aşırı yemekten, midemizi doldurmaktan kaçınmalıyız. İftar vakti, helal yemekten dahi olsa tıkabasa karnımızı şişirmemeliyiz. Allah katında kapların en kötüsü, tıkabasa dolmuş olan midemizdir.

Gündüz yemediğimizi, akşam bir oturuşta toplayıp yersek, şehvetimizi yenmek ve nefsimizi mağlup etmek nasıl mümkün olacaktır? Halbuki birçoğumuz bunun aksine olarak, yiyeceklerini Ramazan'a ayırıp çeşitli, mütenevvi ve nefis yemeklerle akşam sofrasına oturup diğer aylarda yemediklerini bu ayda yemeği itiyad haline getirmişlerdir. Bu istenen neticeyi vermez. Çünkü oruçtan maksad takvaya ulaşmak için biraz acıkmak ve şehveti kırmaktır. Mideyi akşama kadar bekletip acıktırdıktan ve akşamüzeri bol ve nefis yemeklerde karşısına çıktıktan sonra kuvvetinin artıp şehvetinin çoğalacağı aşikardır.

Orucun sırrı ve ruhu, nefsin kuvvetlerini zayıflatmak ve yok etmektir. Bu da ancak az yemek ile mümkündür. Bunu için iftarda aşırıya kaçmadan yemelidir. Yiyeceği iki öğünlük yemeği akşamdan bir araya toplar, hepsini birden yerse bu oruçta kar (sevap) yoktur. İşte o vakit kalbi cilalanır, her gece biraz daha hafifleşir, ibadetini daha istekli, daha zevkle yapar. Aman iftarlara dikkat!...

Tebessüm

Kadı teravih namazını hatırlarsa...

İki kafadar Ramazan'da kadı kıyafetine girip köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırarak para kazanmaya başlamışlar. Kadı efendinin bu durumdan haberi olunca bunları yakalatmış ve:

'Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının' diyerek kırk sopa attırıp salıvermiş.

İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi:

'Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup biraz dinlenelim' deyince diğeri:

'Yürü, yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı efendi teravih namazını unuttu. Eğer hatırlarsa vay halimize.'

Mani

Şükür bu aya girdik

Akşam hilali gördük,

Sevinçlere garkolup,

Yüzü secdeye sürdük

Sahur oldu ışıyor

Bülbüller ötüşüyor

İftara çay deyince

Yüreğim tutuşuyor

HAZIRLAYAN: SABRİ GÜLTEKİN

milat.ramazan@yahoo.com

Günün Ayeti "Bu Kur'an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir." (İBRu00c2Hu00ceM, 52)

Günün hadisi "Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder." (Buhari, İman)

Dua iklimi

İmam-ı A'zam'ın duası: "Allah'ım Esma-i Hüsna'yla yalvarıyorum. Allah'ım, Sen lütufkarsın, duayı kabul edersin, mü'minsin, koruyucusun, meliksin, büyüksün, suret verensin, her şeyin sahibisin, verensin, alansın, meliksin, yücesin, tesbih edensin, şereflisin, yaşatansın, öldürensin, güçlüsün, apaçıksın, Senden Senin rızanı ve Cenneti istiyorum. Allah'ım Sen dirisin, hannansın (merhametlisin), halimsin, yumuşaksın, övülmüşsün, haku00eemsin, koruyucusun, hasu00eebsin (her şeyi hesap edensin), Senden rızanı ve Cennet'i istiyorum. Allah'ım Sen daimsin, deyyansın, dafi'sin (def edensin), dünya ve ahiret hususunda kaçındığım şeyleri benden uzak tutmanı, rızanı ve Cennet'i istiyorum. Allah'ım Sen rahmansın, rahimsin, Rabsın, rau00fbfsun, rahimsin, raziksin, rezzaksın beni umduğum ve ummadığım yerlerden rızıklandır, Senden rızanı ve Cennet'i istiyorum. Allah'ım Sen selamsın, semu00eesin, işitensin, duamı işitir, gizli ve aşikar yaptığım işleri bilirsin, benden yüz çevirme, beni tüm kötülüklerden koru, Senden rızanı ve Cennet'i istiyorum ya Rabbi."

Ramazan ayı yaklaşmaya başladığında gündeme gelen; 'Bu sıcakta nasıl oruç tutacağız?' veya 'Şimdi oruç halde tatile de gidilmez' gibi soru ve düşünceler de yerini; 'Allah'ım ne büyüksün ki, bizlere bu sıcakta orucu kolaylaştırdın' ve 'Rabbimin rızasını kazanmak her şeye bedeldir' tarzında ifadelere bırakmışa benziyor. Çünkü Allah-u00fb Teala, insanoğluna bahşettiği oruç tutmayı kolaylaştırmış, orucun insana sağladığı maddi ve manevi lezzetleri nasip etmiştir.

Oruç aynı zamanda bir tedavi metodu

Tıp uzmanlarına göre oruç tutmak sadece bir ibadet değildir. Gittikçe modernleşen tıp dünyası, yaptığı teknolojik buluşlara rağmen, özellikle insanların yaşadığı psikolojik sorunlara çözüm bulmakta zorluk çekmektedir. Buna rağmen yüzyıllar önce inen kutlu kitap Kur'an-ı Kerim'de emredilen oruç tutmak, insana verdiği sabır, disipline olmak, teslimiyet duygusu ve irade kontrolü ile bilim adamlarının hastalarına uyguladıkları bir tedavi metodu olmuştur.

Maddi ve manevi iklimden mahrum kalanlar

Bilimin bile tartışmayı bırakıp kabullendiği orucu tutmama eğiliminde olan insanoğlu, orucu tutmanın insana nasip ettiği maddi ve manevi doyumdan mahrum kalacaktır. Tabi burada ifade edilmelidir ki, şeker hastaları gibi ilaç kullananların oruç tutmamaları yönünde müsaade verilmiştir. Fıkhın ve bilimin açıklamaları bunlardan tenzih edilmiştir.

Az yemenin önemi

Karaciğer, oruçlu iken, 3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalp rahatlar. Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan bazı hastalıklara, bilhassa damar sertliği olanlara oruç tutmak iyi gelmektedir. Oruçlu iken vücudun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak vücudun sıhhati için önemlidir.

Her şeyin bir zekatı vardır, vücudun zekatı da oruçtur

Nasıl ki zekat veren malını kirden arındırıyor, temizliyorsa; oruç tutmakta insanı temizler ve kirinden arındırır. Oruç, sağladığı sağlık ve manevi lezzetlerle her şeyden önce büyük bir nimettir.

Peygamber Efendimiz(sav): 'Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatıysa oruçtur.' buyurmuştur. (İbni Mace) Bu hadis-i şeriften de anlaşıldığı gibi oruç tutmak insan bedeninin hem maddi, hem de manevi zekatı, ev hanımlarının her yıl bahar aylarında yaptığı 'bahar temizliği' misali vücudun yenilenme safhasıdır.

Velhasıl, sözü yine asrı kainat efendisi Hz. Muhammed (sav)'e bırakarak noktalayalım:

"Oruç tut, sıhhat bul."

Ramazan İlmihali

ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN MAZERETLER

Kur'an'da ve hadislerde, dinde insanlara zor gelecek hiçbir yükümlülüğün bulunmadığına sıklıkla işaret edildiğini, herhangi bir sıkıntı ve meşakkatin bulunduğu durumda da mükelleflere birtakım kolaylık ve ruhsatların tanınmış olduğunu biliyoruz. Bu genel ilkenin bir parçası olarak, bazı durumlarda farz olan Ramazan orucunu tutmamaya da müsaade edilmiştir. Ramazan orucunu tutmamayı mübah kılan mazeretler (özürler) genel hatlarıyla ele almaya çalışalım.

Sefer: Namaz bölümünde belirtildiği üzere sefer (yolculuk) hali, genellikle sıkıntı ve meşakkatli olduğu için yolcu olanlara birçok konuda kolaylıklar getirilmiştir. Yolcu olanlar için, namazın terkine değil, kısaltılmasına veya cemedilmesine ruhsat verildiği halde, namaza göre daha yorucu ve yıpratıcı olduğu için orucun terkedilmesine ruhsat verilmiştir. (Bakara, 183-184) Bununla birlikte yolcu sayılan kimsenin, eğer gerçekten bir sıkıntı yoksa ve zarar da görmeyecekse oruç tutması daha faziletli görülmüştür.

Hastalık: Hastalık da birtakım ruhsatların sebebi olan bir durumdur. Yüce Allah, yazının başında zikredilen ayette hiçbir kayıt getirmeden hasta olanların, iyileştikleri bir vakitte oruç tutabileceklerini ifade etmiştir. Bu bakımdan oruç tuttuğu takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından endişe eden, yahut böyle olmamakla birlikte oruç tutmakta zorlanacak olan kimseler oruç tutmayabilir veya başlamış bulundukları orucu bozabilirler. Oruç tuttuğu takdirde hasta olacağı tıbbın verilerine göre kuvvetle muhtemel olan kişinin de hasta hükmünde olduğu söylenmiştir.

Gebelik ve Çocuk Emzirmek: Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları halinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi, onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır. (İbn Mace, "Sıyam", 3)

Meseleye yarın devam

edelim inşaallah.

Fıkıh Penceresi

DOÇ. DR. MUSTAFA TEKİN

Oruç tutmayanlar ya da tutamayanlar ne yapmalıdır?

- Bir Müslümana oruç farzdır. Hayatında bilerek oruç tutmamış insanlar, Allah'ın geniş merhametine sığınarak tevbe ve istiğfar etmeli ve oruç tutmaya başlamalıdırlar. Çünkü bunun ahirette sorumluluğu vardır. Geçici hastalık veya özrü sebebiyle oruç tutamayanlar, iyileştikleri zaman ya da özürleri birince tutamadıkları gün sayısınca oruçlarını kaza ederler.

Fıtır sadakası ne kadar verilmelidir?

- Fıtır sadakasını ailedeki her kişi için, bir fakiri bir gün doyuracak kadar vermelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu sene fıtır sadakasını 9.25 TL olarak belirlemiştir. Ancak bu ekonomik seviyesi alt düzeyde olanlar için en düşük miktardır. Esas ölçü şu olmalıdır: Her kişi kendisi bir günde kaç liraya doyuyorsa, fıtır sadakasını en az kişi başı o kadar vermelidir. Daha fazla vermek isteyenler, tabii ki verebilirler.

Esma-ül Hüsna

EL-Lu00c2TİF:

En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi olan.

EL-HABİR:

Her şeyi iç yüzünden, gizli tarafından haberdar olan.

EL-HALİM:

Yumuşak davranan, hilmi çok olan.

Doktorunuzdan Tavsiyeler

Allah katında en kötü yemek

PROF. DR. SEFA SAYGILI

İftarda aşırı yemekten, midemizi doldurmaktan kaçınmalıyız. İftar vakti, helal yemekten dahi olsa tıkabasa karnımızı şişirmemeliyiz. Allah katında kapların en kötüsü, tıkabasa dolmuş olan midemizdir.

Gündüz yemediğimizi, akşam bir oturuşta toplayıp yersek, şehvetimizi yenmek ve nefsimizi mağlup etmek nasıl mümkün olacaktır? Halbuki birçoğumuz bunun aksine olarak, yiyeceklerini Ramazan'a ayırıp çeşitli, mütenevvi ve nefis yemeklerle akşam sofrasına oturup diğer aylarda yemediklerini bu ayda yemeği itiyad haline getirmişlerdir. Bu istenen neticeyi vermez. Çünkü oruçtan maksad takvaya ulaşmak için biraz acıkmak ve şehveti kırmaktır. Mideyi akşama kadar bekletip acıktırdıktan ve akşamüzeri bol ve nefis yemeklerde karşısına çıktıktan sonra kuvvetinin artıp şehvetinin çoğalacağı aşikardır.

Orucun sırrı ve ruhu, nefsin kuvvetlerini zayıflatmak ve yok etmektir. Bu da ancak az yemek ile mümkündür. Bunu için iftarda aşırıya kaçmadan yemelidir. Yiyeceği iki öğünlük yemeği akşamdan bir araya toplar, hepsini birden yerse bu oruçta kar (sevap) yoktur. İşte o vakit kalbi cilalanır, her gece biraz daha hafifleşir, ibadetini daha istekli, daha zevkle yapar. Aman iftarlara dikkat!...

Tebessüm

Kadı teravih namazını hatırlarsa...

İki kafadar Ramazan'da kadı kıyafetine girip köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırarak para kazanmaya başlamışlar. Kadı efendinin bu durumdan haberi olunca bunları yakalatmış ve:

"Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının" diyerek kırk sopa attırıp salıvermiş.

İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi:

"Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup biraz dinlenelim" deyince diğeri:

"Yürü, yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı efendi teravih namazını unuttu. Eğer hatırlarsa vay halimize."

Mani

Şükür bu aya girdik

Akşam hilali gördük,

Sevinçlere garkolup,

Yüzü secdeye sürdük

Sahur oldu ışıyor

Bülbüller ötüşüyor

İftara çay deyince

Yüreğim tutuşuyor