Suriyeli çocuklara ''Söz'' veriyoruz

Söz Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Suriyeli çocuklara geçici eğitim merkezlerinde eğitim, bu güzel ve mazlum çocukların hayallerini gerçekleştirebilmek için de umut veriyor.

ÖZEL HABER: ÖZLEM DOĞAN

Aradan geçen yıllar, savaşın acısını dindiremediği gibi kanı da durduramadı. Suriye artık bugün yaşayan bir ölüden farksız. Nice çocuklar öldü ve niceleri de varil/vakum bombaları altında can veriyor. Yaşlısından gencine, çocuğundan bebeğine Suriye halkı açlıkla da imtihan oluyor. Zira zalim Esed Suriyeli halkı yiyecek ekmeğe muhtaç bırakıyor. Başta Türkiye olmak üzere özellikle Ortadoğu ülkelerinde Suriyeli mülteciler oldukça yoğunlukta. Ama ülkemiz zorla ya da mecbur olduğu için değil, gerek tarihsel gerekse insani bakımdan sınır kapılarını açtı Suriyeli mültecilere. Osmanlı İmparatorluğu'nun bakiyesi olan bir ülkenin evlatlarına da elbette bu yakışırdı; mazluma kucak açıp sahip çıkmak. Fakat Türkiye'de herkes aynı görüşte değil. Mesela Kemal Kılıçdaroğlu, CHP iktidar olursa Suriyelileri ülkelerine geri göndereceklerini açıkladı. Boraltan Köprüsü olayında Türkiye'ye sığınmak isteyen Azerileri Ruslara teslim eden ve Azeri kardeşlerimizin kurşuna dizilmelerine göz yuman CHP'den de ancak bu beklenir zaten.

Suriye'nin ölümünü kanıksadık mı?

Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaştan beri her gün haberlerde, sosyal medyada yayınlanan videolarda bombalarla paramparça olmuş küçük bedenleri görüyoruz. Anne babaların dinmeyen gözyaşları, açlıktan bir deri bir kemik kalmış zavallı insanları tüm dünya görüyor ve izliyor. Mültecilerden vebalı gibi korkan Avrupa ise kapılarını onlara sımsıkı örtüyor. Yaklaşık 2 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye ise elinden geldiği imkanlar doğrultusunda savaştan kaçan mazlumlara yardım eli uzatıyor.

Avrupa hayalleri mülteciler için bir kabustan ibaret

Avrupa'da alacağı işsizlik maaşının hayaliyle yollara düşen, kaçak yollardan girmeye çalıştığı Avrupa'ya varamadan serin sularda boğularak yaşamını yitirenler de biliyor Batı dünyasının vicdansız yüzünün ne kadar soğuk olduğunu.

Gözlerimizde şefkat var

Yıllardır sokaklarda rastlıyoruz onlara. Kimi mendil satıyor kimi su. Özellikle kış aylarında birbirine sarılıp yol kenarında yatanlar kadar bu işi Suriye'de de meslek edinmiş dilenciler de yok değil. Kamplarda yaşayan mültecilerin nispeten düzenli bir hayatı var. Biraz daha maddi imkanı olanlar da çalışıyor, Suriye'deki mesleğini devam ettiriyor. Fakat babası hala Suriye'de olan ya da babasını kaybetmiş çocuklardan müteşekkil bir ailenin annesi için de hayat tam anlamıyla mücadele demek. Yine de biz, en azından toplumun büyük bölümü, Suriyelilere batının hastalıklı vicdansızlığının kararttığı gözler gibi bakmıyoruz.

Eğitim de gıda kadar önemli

İnsan için öncelik ölmeyecek kadar da olsa karnını doyurmak; sonra da barınacak bir yer ve çalışacak bir iş. Fakat iş sadece bunlarla bitmiyor. Tam beş senedir düzenli eğitimden uzak kalan yüzbinlerce Suriyeli çocuk yetişiyor. Beş yıl önce saat onlar için durdu. Üniversiteler, liseler, orta öğretimler; kısaca hayaller yarım kaldı. Anaokuluna başlayacak olan bebeklerin çoğu öldü, çoğu da hiç okul görmedi. Bilmedikleri bir dilin konuşulduğu ülkelerde ailelerinin yanında olan biteni kavramaya ve alışmaya çalışıyorlar.

Onlar bizim insanımız

Suriyeli çocuklar için Türkiye'de eğitim adına adımlar atıldı. Çeşitli okullar kendi eğitim saatleri sonrasında Suriyeli çocuklara ders imkanı sunuyor. Bunun yanında dernekler de bu konu da faaliyet gösteriyor. Bu derneklerden biri de iki yıl önce kurulan Söz Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği. Bayramdan önce derneğin Gaziosmanpaşa'daki geçici eğitim merkezini ziyaret ettim. İki katlı bina o gün oldukça kalabalıktı. Dernekte karşılaştığımız Şanlıurfa Medya Yazarlar Derneği Başkanı Abdulkadir İkbal'le Söz Geçici Eğitim Merkezi hakkında sohbet etme imkanı bulduk. Suriyeli birçok akrabasının olduğunu İfade eden İkbal, 'Buraya gelen mazlumlar büyük bir dramın şahitleri olarak Suriye'yi terk ettiler. İnsanlar birbirini kaybetti. Aileler parçalandı. Onlar bizim insanlarımız' şeklinde konuştu.

Bu çocuklar yitip gitmesin

Söz Derneği'nin MEB'le işlemlerini tamamladıktan sonra Şanlıurfa'da 350 Suriyeli öğrencinin eğitim görmeye başladığını vurgulayan İkbal şöyle konuştu: 'Dernek Batman'da 800 çocuğun okuyabileceği bir okul daha açtı. Fevkalade güzel işlere imza atıldı. Çocukların kırtasiye masrafları da karşılanıyor. Dernek Başkanı Selma Hanım sokakta çalışan Suriyeli çocukları okullara kazandırdı. Türkiyeli kardeşlerimizin de bu derneğe sahip çıkması lazım. Bir dernek tek başına bu masrafların altından kalkamaz. Sonuçta bu insanlar bu ülkede yaşıyor, dolayısıyla Türkiye'nin de meselesi. Bu çocuklar yitip gitmesin.'

Son sözlerinin ardından Abdülkadir bey gözyaşlarını tutamadı. Bu güzel çocukların yüzündeki keder dolu gülümseme adeta duvara çivilenmiş bir tablo gibi yüreğimize otururken üzülmemek elde değil.

Minik kalplerin ısıttığı okul

Toplam altı sınıftan müteşekkil okulu gezerken en çok dikkatimi çeken; camsız sınıflardaki aşırı sıcakta eğitim gören çocukların hayata karşı inadına gülen yüzleri oldu. Mavi gözlü, sarı saçlı nur yüzlü 1.Sınıf öğrencisi Cemil ailesini anlatırken Türkçe 'annem öldü' dediğinde ne diyeceğimi bilemedim. Çocuktu en nihayetinde; 'Benim de fotoğrafımı çekecek misiniz? diye soruyordu tüm masumiyetiyle.

Çoğu şehit evladı

Suriye'den bir sene önce Türkiye'ye gelen ve Söz Geçici Eğitim Merkezi'nde 1.Sınıf Öğretmenliği yapan Haldun Bey, daha önce Suriye'de de öğretmenlik yaptığını söyledi. İngilizce öğretmeni olan eşi de yine aynı okulda Suriyeli öğrencilere eğitim veriyor. Suriyeli doktor akrabasının Avrupa'da okumuş bir dahiliye mütehassısı olduğunu ve Türkiye'de işsiz kaldığı için sonunda Avrupa'ya gittiğini söyleyen Haldun öğretmen, 'Batı dünyası beyin göçünü çok iyi değerlendirdi, okumuş kesimi ülkesine aldı. Türkiye'de bunu yapmalı' dedi. Babası Suriye'de şehit olan çocukların oldukça fazla olduğunu söyleyen Haldun öğretmenin eğitimine kaldığı yerden devam edebilmesi için sınıftan ayrılarak derneğin Suriyeli muhtaç ailelere dağıttığı kumanyaları inceledik.

Eğitimsiz kalmasınlar diyeu2026

Duvarlarda kelebek ve çiçek çizimleriyle, 1 ve 6. Sınıfları kapsayan okul düzeniyle, her gün yedi saat Arapça, haftada iki gün İngilizce ve Türkçe dersleriyle iki katlı bu bina geçici bir eğitim merkezi ama yine de Suriyeli çocukların bir şeyler öğrenebilmesi açısından önemli bir adım. Söz Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Selma Akdağ, çocuklar sokakta ve eğitimsiz kalmasın diye Nusaybin, Batman, Şanlıurfa ve İstanbul'da okullar açtıklarını söyleyerek, '11-12 yaşında olduğu halde savaş yüzünden okula hiç gidememiş, defter, kalem alamayan, Aksaray'da peçete, su satan çocukları okulumuza aldık. Zira sokakta kalan çocuklar suça karışabilir. Onları eğitimsiz bırakamazdık' ifadelerini kullandı.

Nerede okul yoksa biz oradayız

Beş yıl önce Türkiye'ye geldiğini ve Arapça öğretmeni olduğunu ifade eden Akdağ, 'Altı sınıfımız; ilk ve ortaokulumuz ve bu sınıflarda eğitim alan 360 öğrencimiz var. Arapça dersinin yanında haftada iki ders Türkçe ve İngilizce dersi veriyoruz, tabi Suriye müfredatında' dedi. İftar saatinde 450 kişilik hazır yemek ve kumanya paketini şimdiye kadar 3000 Suriyeli aileye dağıttıklarının altını çizen Akdağ sözlerini şöyle sürdürdü: 'Bize destek veren hayırsever Türk insanlarının bağışlarıyla bu yardımları gerçekleştiriyoruz. Geçici eğitim merkezlerimizin Validen onayı ve MEB'den protokolü var. Kira, fatura, okul masraflarını biz karşılıyoruz. Öğrencilerimiz için hangi mahallede okul yoksa orada okul açmak istiyoruz.

Suriyelilere vatandaşlık olanağı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk vatandaşı olmak isteyen Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık hakkının verileceğini açıklamasının ardından tartışmalar başladı bile. Her kesimden destekleyici ya da karşı tavır sergileyen açıklamalarda bulunuldu. Kimi vatandaşlık referanduma götürülsün, kimi de vatandaşlık verilsin diyor. Fakat özellikle birkaç gündür sosyal medyada ülkesinden ayrı kalmak zorunda olan ve ölümden kaçan bu mağdur insanları aşağılayan,hakaret eden yazılar okuyoruz.

Kardeşçe yaşamayı bilmeliyiz

Hangi ülke olursa olsun insanın vatanı gibi olur mu hiç? Elbette onlar da ülkelerini bırakıp gelmek istemezlerdi. Suriyeliler gitsin bu ülkeden diyenlere sormak istiyorum; Savaşın tüm hızıyla devam ettiği Suriye'ye mültecileri gönderdiğiniz de, her gün kafalarında bomba patladığında, açlıktan kedi, köpek, ağaç yaprağı yemeye devam ettiklerinde huzur bulabilecek misiniz? Hiç sanmıyorum. Kimse son nefesinde giderken buradan bir şey götüremeyecek. Yanı başımız yangın yeriyken öylece izleyemeyiz, kardeşçe yaşamayı bilmeliyiz. Türkiye hepimize yeter.