Tunus'ta kuşların göç yolundaki su havzası, kirlilik nedeniyle yok olma tehlikesi altında

Tunus'ta kuşların göç yolundaki sulak alanlardan "Kurba Havzası", son dönemde çevresel atık ve kirlilik nedeniyle yok olma tehlikesi altında bulunuyor.

Ülkenin doğu kıyısındaki Nabil kenti yakınlarında yer alan ve 12 hektarlık bir alanı kapsayan havza, sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı için uluslararası organizasyonlar tarafından da yakından takip ediliyor.

Göç yolunda bulunan havza, pembe flamingoların yanı sıra, şahin ve ördek çeşitleri gibi birçok kuş türüne ev sahipliği yapıyor.

Ramsar Antlaşması kapsamında korunmaya alınan su havzası

İran'da 1971 yılında imzalanan ve 1975'te yürürlüğe giren Ramsar Antlaşması, tüm dünyada sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına katkı için yerel, ulusal ve uluslararası önlemeler yoluyla tüm sulak alanların korunması ve kullanılmasını amaçlıyor.

Özellikle tatlı su, biyolojik çeşitliliğe sahip su havzaları, taşkınların kontrol altına alınması ve yeraltı sularının yanı sıra iklim değişikliklerinden etkilenen bölgelerin korunmasını ön gören Ramsar Antlaşması, ekolojik sistemin korunması için verilen çabaları destekliyor.

Nabil’deki Kurba Havzası da Ramsar Antlaşması kapsamında koruma altında olmasına rağmen, insan kaynaklı atık ve bölgeden çıkarılan önemli mineraller nedeniyle kirlilik tehlikesi altında.

“Kurba Havzası’nın tarihi eski çağalara dayanıyor”

Kurba Doğa ve Çevreyi Koruma Derneği Başkanı Huda Bufayid, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihinin eski çağlara kadar dayandığı havzanın aynı zamanda bölge halkının önemli geçim kaynakları arasında yer aldığını söyledi.

Buradaki halkın balıkçılık, tuz kaynağı, hasır yapımı için havzanın kaynaklarından yararlandığını vurgulayan Bufayid, “Bölgede nüfusun artmasıyla birlikte insan kaynaklı kirlilik de arttı. Havzanın bazı bölümleri doldurularak inşaat dahi yapılan yerler var. Gün geçtikçe çevresel atıktan dolayı kirlilik artmakta. Bazı bölgeleri çöplük haline gelen havza, böcek ve sivrisinek istilasının yaşanmasına da neden oluyor.” dedi.

Bölge ülkelerinin üye olduğu Akdeniz Sulak Alanlar Girişimi tarafından havzanın temizlenmesi için bütçe ayrıldığını aktaran Bufayid, “2011 yılından sonra yaşanan siyasi ve ekonomik krizden dolayı yıllarca süren bilgilendirme çabaları azaldı. Havza şimdi insani ve çevresel atıkların neden olduğu kirlilikle mücadeleyi kaybetmek üzere. Bu nedenle bölge halkıyla daha sık görüşerek bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca atıkların ayrıştırılması ve havzanın temizlenmesi için bölge halkına destek oluyoruz.” diye konuştu.

“Kurba Havzası biyolojik çeşitliliği ile önemli sulak alanlardan biri”

Kurba Doğa ve Çevreyi Koruma Derneği Proje Koordinatörü İntihal bin Ali de havzanın biyolojik çeşitliliği ile önemli sulak alanlardan biri olduğunu anlattı.

Havzanın önemini vurgulamak için bölge halkına yönelik eğitim çalışmalarına başladıklarını belirten Bin Ali, “Bitki, hayvan, göçmen kuşların katkısıyla biyolojik çeşitlilik açısından zengin olan Kurba Havzası, Asya ve Avrupa’dan gelen göçmen kuşların yolunda yer alan önemli duraklardan biri. 1987 yılından bu yana sit olanı olarak tescillendi ve koruma altına alındı. Havza, Ramsar Anlaşması kapsamında oluşturulan dünyada korunması gereken sulak alanları listesine alınmasının ardından bölgeyi turizm için kullanmaya çalışan yerel yönetimlere engel olundu.” ifadelerine kullandı.

Geçmişte yaşanan sel felaketinde havzanın sel sularını depolayarak yerleşim bölgelerinin su altında kalmasını engellediğini anlatan Bin Ali, şunları kaydetti:

“1989’da yaşanan felaket, bölge halkının havzanın önemini daha iyi anlamasına vesile oldu. Bölge halkıyla yaptığımız çalışmalar neticesinde, organik gübre ve atık geri dönüşümünü sağlama projelerini hayata geçirdik. 30 aile ile beraber sürdürdüğümüz proje kapsamında, organik atıkların gübreye dönüştürülmesini sağlıyoruz. Bu da havzanın temizlenmesine büyük oranda katkı sağlıyor. Sağlık ve Tarım bakanlıklarıyla yaptığımız işbirlikleri sayesinde, bölgeye birçok uzmanın gelip bilinçlendirme çalışmalarına katkı sağlamalarına önayak olduk. Bölgedeki en büyük kirlilik kaynağı, kontrolsüz evsel atıklar ve fabrikalardan gelen atıklar, bu yüzden bilinçlendirme çalışmalarına çok önem veriyoruz.”