Şehirler; muhkem yapıları, taş binaları, yolları, köprüleri, parkları, bir de onları koruyup kollayan sorumlularıyla var olduğu kadar; doğasında gezinen duasıyla ve o duanın müdavimleriyle de varlık mücadelesinde yer alırlar. Rabbimizin kent sakinleri arasına yerleştirdiği kutlu misafirlerdir Hak dostları… Onlar, içlerinde bulundukları beldelerin nurdan neferleri, manevî koruyucularıdır.
Geçtiğimiz hafta, ömrünü O'nun yoluna vakfeden bir güzel insan daha geçip gitti bu misafirhaneden. Rabbim yanına buyur ederken nasıl seslendi bilemeyiz ama biz onu"Hacı Gedikli" olarak tanıdık. Celal sıfatının tecelli ettiğini duruşunu, ümmetin evlatları için ağrıyan kalbini, sadece Allah rızası için çatılan kaşlarını, net ve akıcı belagatini canımıza -O'ndan gelen armağan- diye bastık. Buna rağmen dar zamanlarımızda kapısını çalarak sır mezarlığı bağrına bir dertte biz bıraktık. İçinden çıkamadığımız sorunlarda fikrine müracaat ettik, posta güvercinleriyle cevabını bekleyen mektuplar gönderdik ve duasını her vakit üzerimizde hissettik. Vakurdu, heybetliydi, gölgesine sığındığımız asırlık bir çınar ağacı gibiydi.
Hacı Gedikli amca son zamanlarını yoğun bakımda, makinalara bağlı olarak geçirdi oysa bundan otuz sene önce kanser teşhisi konmuş kendisine. Rahman'ın hikmeti… Vazifesi bitmemiş olacak ki, ebedî istirahati tehir edilerek otuz sene daha uzatıldı dünya sürgünündeki çilesi… Yine hikmeti Rabbin; ona alışan, varlığını yanı başında hisseden, her müşkülünde kendisini dizleri dibinde bulan ihvan kardeşleri ölümüne hazırlandı. O, mecalsiz bir halde hastane odasında uzanırken sevenleri iki rahmetten birini diledi; Ya, Şafi isminin tezahürünü murat etti yahut acılarının artık nihayet bulmasını istedi. Yaşamını, hayat arkadaşına destek olmakla, onun sorumluluklarını paylaşmakla geçiren ve beyine bağlılığı ile Müslüman kadına örnek teşkil eden vefakar Semahat Annemizi de bu yolla alıştırdı gidişine…
Ömrünü Rıza-i ilahî istikameti üzere yönlendirme çabasında yürüyen Hacı Gedikli, 15 Eylül Pazartesi günü emanetini sahibine teslim eyledi. Mahmut Sami Ramazanoğlu Külliyesi'nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına sevenleriyle beraber Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı Başkanı Ahmet Hamdi Topbaş, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'te katılım gösterdi.
Dünyanın, dört mevsimi içinde taşıyan bir şafak vakti olduğu bize bildirilse de uzak düşmüşüz bu hakikati idrakten. Gurbet diyarından aslî vatanına göç edenlere hep bir yangınla bakışımız belki de bu yüzden. Böyle düşününce, gidenlerle güzel bir bahar günü yeniden kavuşacak olmanın buruk tesellisi sarıyor kalbimizi… Ama işte, kısa da olsa sevdiklerimizin artık başka bir alemde olduğunu bilmek acı veriyor. Toprağın kucağına, Berzah aleminin kapısına bırakarak uzaklaşan ayak seslerini duyurduğumuz güzel insanlar, umulur ki orada da eksik etmesinler dualarını üzerimizden…
İlahî!
Rahmetini murat ettiğimiz şu gözyaşı vaktinde şahitliğine de dileriz.
Şahit ol; bizler, dünya çölünden rahmet diyarına yolcu ettiğimiz güzel emanetinden, Hacı Gedikli kulundan razı olduk. Sende O'ndan razı ol. Kabrini gülistan eyle ve ötelerde ona layık evlatlar olarak bizi ebediyen buluştur.
Âmin.
Nuray Alper