Dünyanın her bakımdan tam da merkezi olan Türkiye'de 1969 yılında merhum Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN ve arkadaşları tarafından büyük ve kutlu bir siyasi mücadele başlatıldı. Bu siyasi hareket aslında Islahat/Tanzimat/İttihat ve Terakki/CHP yıkıcılığına karşı yükseltilen İslami sivil ve entelektüel direnişin doğal sonucuydu.Bir buçuk asır sürekli ezilen, örselenen, itilen-kakılan, tahkir edilen ve maddi manevi sömürülen kitleler kendilerini taklitçi ve renksiz partilerde ifade edemeyeceklerini anladılar ve önce bağımsızlar hareketi ile daha sonra da Milli Nizam Partisi ile siyaset sahnesine öz kimlikleri ile çıktılar. Ardı arkası kesilmeyen darbeler boyunca sırasıyla Milli Selamet, Refah, Fazilet partileriyle devam edip nihai olarak yol ayrımıyla da olsa Saadet ve AK Parti ile devam eden harekete, kurucu babası "Milli Görüş"ismini verdi.
Bu hareket sadece Türkiye'yi etkilemekle kalmayıp tüm İslam aleminde siyasi uyanışlara sebep oldu. Belli aralıklarla ve büyük mücadelelerle iktidara koalisyonlarla da olsa gelen Milli Görüşhareketi Türkiye'nin eksenini İslam alemine doğru evirdi.Karşılıklı iletişim ve etkileşim arttı ve merhum ERBAKAN Hoca'nın genişufku, diğer İslam ülkelerinde; diktatörlükler ve zulümler sebebiyle daha çok yeraltında, sivil toplum olarak devam eden köklü İslami hareketleri de siyasi çalışma yapmaya yöneltti.
1928'de Mısır'da Şehid Hasan El BENNAtarafından kurulan İhvan-ı Müsliminhareketinin siyasi çalışmalara başlaması ve nihayet partileşmesi çok geç olmuştur. Bu durum birçok İslam ülkesi için de geçerlidir. Özellikle Arap ülkelerindeki İslami hareketlerin yetkilileriyle yaptığım görüşmelerde hemen hemen hepsi kendilerini siyasi çalışmaya teşvik eden Liderin ERBAKAN Hoca olduğunu defaten ifade etmişlerdir.
ERBAKAN Hocanın teşvik ve tavsiyesi ile, siyasi çalışma için cesaret bulan İslami hareketler, O'nun talebesi ERDOĞAN'ın Türkiye'de kazandığı siyasi ve dünyada elde ettiği diplomatik başarıları görerek daha büyük bir özgüven ve gayretle çalıştılar, 3 Kasım 2002'de başlayan süreçten de ilham aldılar, "neden biz de bunu yapamıyalım" diyerek kamuoylarını inandırdılar, zulümlerin asumana yükseldiği ülkelerinde "Arap Baharı" olarak adlandırılan hayırlı gelişmelere öncülük ettiler.
Önemine binaen açıkça ifade etmekte yarar görüyorum: Arap Baharı'nın gerçek siyasi mimarları ERBAKAN ve ERDOĞAN'dır!Daha doğrusu ERBAKAN'ın tetiklediği siyasi mekanizmayı, ERDOĞAN hedefe kitlemiştir.Onun için, Yasemin Devrimi ile Arap Baharını ilk başlatan ülke olan Tunus En Nahda Hareketi lideri Raşid El GANNUŞİ, sorulan bir soru üzerine "yolumuz ERDOĞAN'ın yolu olacaktır"demiştir.
Elbette bizim içeriden yaptığımız bu tespiti; İslam düşmanı ülkeler, düşünce kuruluşları, çeşitli lobiler, küresel köpekbalıkları ve ırkçı emperyalistler de pekala kendi zaviyelerinden görmekteler. Zira ERBAKAN'a nazaran daha tehlikesiz ve ehven-i şer olarak gördükleri ERDOĞAN sadece Araplara değil, tüm ezilen halklara ilham verme konumuna gelmiştir. Üstüne üstlük kırmızı çizgileri olan İsrail'e, amiyane tabirle sert bir biçimde postayı koymuş, ülkesini emperyal ve kolonyal talandan kurtarmak için somut adımlar atmaktadır.
Önce kendilerine göre "yılanın başı"olarak gördükleri ERDOĞAN'ı etkisiz hale getirmek maksadıyla, daha evvelki yazılarımda temas ettiğim üzere tamamen şer laboratuvarlarında ürettikleri İstanbul İsyanıkomplosu ile alaşağı etmek, en azından ağır yaralamak üzere GEZİÇapulculuğu planını entipüften sebeplerle devreye sokmuşlardır. Başbakanın güçlü liderliği, ekibinin feraset, dirayet ve basireti; daha evvel darbe heveslilerine ram olan ordunun sağduyulu tutumu ve halkın liderine sahip çıkması sonucu emellerine ulaşamayan şer güçler gözlerini bu sefer de Arapların amiral gemisi Mısır'a dikmişlerdir.
Peki neden MISIR?
Çünkü Mısır'da da şu anda aynı Türkiye'de olduğu gibi vatanını ve milletini seven, onun hak ve menfaatlerini Judeo-Christian medeniyete peşkeşçekmeyen bir iktidar ve lider var! ÇağdaşFiravun Mübarek'i devirdikten sonra Filistin'e sahip çıkan; Gazze'ye hayat veren bir hareket var. Bu iktidar aynı zamanda tıpkı ERDOĞAN'ın yaptığı gibi rantiyecilere kamu malını yedirmeme gayretinde. ERDOĞAN ve Mısır Lideri MURSİçok iyi iki dost aynı zamanda. MURSİen son yapılan AK Parti kongresine geldi. ERDOĞAN, Mısır'ı ziyaret etti ve muazzam sonuçlar alındı. İslam aleminin her bakımdan en güçlü bu 2 ülkesinin elele, başbaşa vermesinden korktu zalimler.Ve içeriden satın aldıkları asker-sivil bürokratlar, din adamları ve siyasetçiler aracılığıyla kirli-karanlık ve kanlı bir darbe yaptılar. Ancak imanlı, mazlum, masum, asil ve şerefli Mısır halkı bu dışkaynaklı hain darbeye direnme yolunu seçti. Bu satırlar yazılırken El Kahire'nin RABİATÜL ADEVİYE Meydanı'nda 4 milyon kişi, tüm Mısır'da 30 milyon yiğit erkek ve kadın sabah namazları eda ederek darbeye mukavemet ediyorlar. İnşaAllah sizler okurken de, başaracaklar ve cebren koltuğundan indirilen MUHAMMED MURSİyeniden ülkesini ve milletini yönetecek ya da bu yolda büyük bir mesafe kat edilecek.
Kanlı-kirli ve karanlık Mısır Darbesinin en büyük sebeplerinden birisi de Başbakanımızın son 2 aydır REYHANLI ve GEZİkomploları sebebiyle ertelenen GAZZE ziyaretini engellemektir.Zira ERDOĞAN, Gazze'ye kuvvetle muhtemel MURSİile elele, 5 Temmuz'da REFAH sınır kapısından girecekti.
Bu katiller ve hainler sürüsünün değil, Allahın dediği olacak ve ERDOĞAN-MURSİ-HENİYE birlikte Gazze'de iftar ve sahur edecek, teravih kılacaklar. Allah cc şimdiden düzineleri bulan şehidlere rahmet eylesin. Askeri diktaya karşı mücadele ve mücahede eden yiğit kadın ve erkeklere, gençlere yardım etsin. Amin...
İKİDOĞU ve İKİBATI'nın Rabbi'ne emanet olun...