Esmaül Hüsna Allah'ın 99 ismi ve zikrinin sırları ile faziletleri

Güncelleme: 21.11.2018 14:28

Esmaül Hüsna diye tabir edilen en güzel isimler ki onlar şüphesiz Allah'ındır; insanın dünyaya geliş gayesi ile irtibatlıdır. Çünkü Esmaül Hüsna'nın sahibi Allah insanları "kendisine kulluk etsinler diye" yarattı ve bu ifade alimler tarafından "bilsinler" diye anlamlandırılır. Allah'ı bilmenin yolu onu tanımak dolayısıyla isim ve sıfatlarını bilmekten geçtiğine göre, biz de Esmaül Hüsna'yı ezbere bilmek, bununla da yetinmeyip Allah'ın 99 isminin manasını tefekkür ederek derinlemesine bilgi sahibi olmak durumundayız. Eğer Allah'a iyi bir kul olmak gayesinde isek, ki olmalıyız, o zaman Allah'ın isimlerini bilmek bizim için öncelikli bir vazifedir.

Esmaül Hüsna olarak tabir edilen en güzel İsimler Allah'a aittir. Allah güzeldir ve güzeli sever. Allah'ın 99 ismini içeren Esmaül Hüsna'yı ezberleyen ve sayan kişi cennete girer. Dünyaya geliş gayemiz olan yüce yaradanımız Allah'ı tanımada Esmaül Hüsna'nın müstesna bir yeri vardır. Allah'ın 99 ismini öğrenip, bunlarla dualar edip, bunların manalarını derinlemesine tefekkür edip, kavradığımızda, hem Allah'ı daha iyi bileceğiz hem de dünyanın yaratılma sebebini daha iyi idrak edeceğiz. Bu perspektiften bakınca Esmaül Hüsna'nın yüce değeri daha iyi anlaşılır. Özetle Esmaül Hüsna bizim yaratılış gayemizi anlamada çok mühim bir yere sahiptir.

İLAHİ İSİM KULUN KALBİ GİBİDİR

İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren âmillerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber’den rivayet edilen dua metinlerinde Esmâ-i Hüsnâ’nın çokça yer alması dikkat çekicidir. (Nevevî, el-Eźkâr, s. 111-113, 117, 348, 350) Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye göre insan ve genel olarak kâinat ilâhî isimlerin bilinmesi ve tecelli etmesine vesile olmuştur. Kulun çeşitli halleri ilâhî isimlerin farklı tecellileriyle bağlantılıdır. “Her kulun haline uygun düşen ilâhî bir isim vardır ki onun Rabbi o isim sayılır; kul bir bedendir, ona tekabül eden ilâhî isim ise onun kalbi gibidir.” (et-Fütûĥât, I, 41-42)

ESMAÜL HÜSNA’NIN FAZİLETLERİ

İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebûbekir İbnü’l-Arabî şöyle sıralamaktadır:

1- Esmâ-i Hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
2- Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
3- Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
4- Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için Esmâ-i Hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
5- Esmâ-i Hüsnâ Allah için vâcip, câiz ve mümteni‘ olan sıfatları içermesi sebebiyle O’nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir. Fahreddin er-Râzî ise hüsnânın bu mânalarından Allah’a ait olanları zikretmekle yetinerek O’nun hakkında kullanılacak güzel kavramının kemal ve celâl niteliklerini dile getirdiğini ifade etmiştir.

İSİM MÜSEMMAYI ÇEKER

Genellikle Mu‘tezile ile Şîa âlimleri Allah’a nisbet edilen isim veya sıfatların müsemmânın yani zât-ı ilâhiyyenin gayri olduğunu iddia ederken Ehl-i sünnet âlimleri “gayri” kelimesini kullanmaktan çekinmiş, bazan, “İsim müsemmânın aynıdır” demiş, bazan da kanaatini, “Ne aynı ne de gayridir” şeklinde belirtmiş, bir kısım kelâmcılar da isimler arasında gruplandırma yaparak bir sonuca varmak istemişlerdir.

KUR’AN’DA GEÇEN ESMA-İ HÜSNA

Kur’an’da geçen Esmâ-i Hüsnâ ya lafza-i celâli nitelemekte veya içinde bulunduğu âyetin mâna ve hükmünü açıklayıp pekiştirmektedir.

Bu konuda ilk akla gelen şey, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve Müslümanlar arasında meşhur olan hadistir. Ebû Dâvûd ile Nesâî dışında Kütüb-i Sitte’de, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde, Nesâî’nin es-Sünenü’l-kübrâ’sında, Hâkim’in Müstedrek’i ile diğer hadis mecmualarında yer alan (Süyûtî, III, 613) ve hepsi de Ebû Hüreyre’ye ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır. Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meâli şöyledir: “Allah’ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen (ihsâ) cennete girer.” Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, “O tektir, tek olanı sever” şeklinde bir ilâve de mevcuttur.

Metindeki “ahśâhâ” lafzı bazı rivayetlerde “ĥafizahâ” ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste cennete girmeye vesile olarak gösterilen “ihsâ” kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî’den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin “saymak, ezberlemek, anlamak” şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır. (İbn Hacer, XI, 228-230)

Öyle anlaşılıyor ki bu kelime “İslâm’ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek” anlamını içermektedir.

İŞTE ESMAÜL HÜSNA YANİ ALLAH'IN 99 İSMİ

1- Allah(C.C.): "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı."
2- Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
3- Er-Rahîm: "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan."
4- El-Melik: "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan."
5- El-Kuddûs: "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan."  
6- Es-Selâm: "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran."
7- El-Mü'min: "Güven veren, emin kılan, koruyan."
8- El-Müheymin: "Her şeyi görüp gözeten."
9- El-Azîz: "İzzet sahibi, her şeye galip olan."
10- El-Cebbâr: "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran."   
11- El-Mütekebbir: "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan."
12- El-Hâlık: "Yaratan, yoktan var eden."
13- El-Bâri: "Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan."
14- El-Musavvir: ''Varlıklara şekil veren."
15- El-Gaffâr: "Günahları örten ve çok mağfiret eden."
16- El-Kahhâr: "Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hakim olan."  
17- El-Vehhâb: "Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden."   
18- Er-Rezzâk: "Bütün mahlükatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan."  
19- El-Fettâh: "Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran."
20- El-Alîm: "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi en ince detaylarına kadar bilen."
21- El-Kâbıd: "Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan."
23- El-Hâfıd: "Dereceleri alçaltan"
24- Er-Râfi: "Şeref verip yükselten."
25- El-Mu'ız: "Dilediğini aziz eden, izzet veren."
26- El-Müzil: "Dilediğini zillete düşüren."
27- Es-Semi: "Her şeyi en iyi işiten."
28- El-Basîr: "Gizli açık, her şeyi en iyi gören."
29- El-Hakem: "Mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran. Hikmetle hükmeden."
30- El-Adl: "Mutlak adil, çok adaletli."
31- El-Latîf: "Lütuf ve ihsan sahibi olan. Bütün incelikleri bilen."  
32- El-Habîr: "Olmuş olacak her şeyden haberdar."
33- El-Halîm: "Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan."
34- El-Azîm: "Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce."
35- El-Gafûr: "Affı, mağfireti bol."
36- Eş-Şekûr: "Az amele, çok sevap veren."
37- El-Aliyy: "Yüceler yücesi, çok yüce."
38- El-Kebîr: "Büyüklükte benzeri yok, pek büyük."
39- El-Hafîz: "Her şeyi koruyucu olan."
40- El-Mukît: "Her yaratılmışın rızkını, gıdasını veren, tayin eden."
41- El-Hasîb: "Kulların hesabını en iyi gören."
42- El-Celîl: "Celal ve azamet sahibi olan."
43- El-Kerîm: "Keremi, lütuf ve ihsanı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden."  
44- Er-Rakîb: "Her varlığı, her işi her an görüp, gözeten, kontrolü altında tutan."  
45- El-Mucîb: "Duaları, istekleri kabul eden".
46- El-Vâsi: "Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden'"
47- El-Hakîm: "Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan."
48- El-Vedûd: "Kullarını en fazla seven, sevilmeye en layık olan."     
49- El-Mecîd: "Her türlü övgüye layık bulunan."
50- El-Bâis: "Ölüleri dirilten."
51- Eş-Şehîd: "Her zaman her yerde hazır ve nazır olan."
52- El-Hakk: "Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran."   
53- El-Vekîl: "Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran."
54- El-Kaviyy: "Kudreti en üstün ve hiç azalmaz."
55- El-Metîn: "Kuvvet ve kudret kaynağı, pek güçlü."
56- El-Veliyy: "İnananların dostu, onları sevip yardım eden."
57- El-Hamîd: "Her türlü hamd ve senaya layık olan."
58- El-Muhsî: "Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen."
59- El-Mübdi: "Maddesiz, örneksiz yaratan."
60- El-Muîd: ''Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan."
61- El-Muhyî: "İhya eden, dirilten, can veren."
62- El-Mümît: "Her canlıya ölümü tattıran."
63- El-Hayy: "Ezeli ve ebedi hayat sahibi."
65- El-Vâcid: "Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, istediğini, istediği vakit bulan."
66- El-Macîd: "Kadri ve şanı büyük, keremi, ihsanı bol olan."
67- El-Vâhid: "Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan."
68- Es-Samed: "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu."
69- El-Kâdir: "Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan."
70- El-Muktedir: "Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi."
71- El-Mukaddim: "Dilediğini, öne alan, yükselten."
72- El-Muahhir: "Dilediğini sona alan, erteleyen, alçaltan."
73- El-Evvel: "Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan."
74- El-Âhir: "Varlığının sonu olmayan."
75- El-Zâhir: "Varlığı açık, aşikar olan, kesin delillerle bilinen."  
76- El-Bâtın: "Akılların idrak edemeyeceği, yüceliği gizli olan."
77- El-Vâlî: "Bütün kainatı idare eden."
78- El-Müteâlî: "Son derece yüce olan."
79- El-Berr: "İyilik ve ihsanı bol, iyilik ve ihsan kaynağı."
80- Et-Tevvâb: "Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan."
81- El-Müntekim: "Zalimlerin cezasını veren, intikam alan."
82- El-Afüvv: "Affı çok olan, günahları affetmeyi seven."
83- Er-Raûf: "Çok merhametli, pek şefkatli."
84- Mâlik-ül Mülk: "Mülkün, her varlığın sahibi."
85- Zül-Celâli vel ikrâm: "Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi."
86- El-Muksit: "Her işi birbirine uygun yapan."
87- El-Câmi: "Mahşerde her mahlükatı bir araya toplayan."
88- El-Ganiyy: "Her türlü zenginlik sahibi, ihtiyacı olmayan."
89- El-Mugnî: "Müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden."
90- El-Mâni: "Dilemediği şeye mani olan, engelleyen."
91- Ed-Dârr: "Elem, zarar verenleri yaratan."
92- En-Nâfi: "Fayda veren şeyleri yaratan."
93- En-Nûr: "Alemleri nurlandıran, dilediğine nur veren."
94- El-Hâdî: "Hidayet veren."
95- El-Bedî: "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan."
97- El-Vâris: "Her şeyin asıl sahibi olan."
98- Er-Reşîd: "İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.  "  
99- Es-Sabûr: "Ceza vermede acele etmeyen.

NEDEN ALLAH'IN İSİMLERİNİ ZİKRETMELİYİZ?

Kainatın Yaratıcısı olan Allah, sadece insanları ve cinleri kendisine iman etsinler ve istikamet üzere yaşasınlar diye yarattığını belirterek bunun dışında yarattığı her varlığı tek görevi Allah'a kulluk olan insanlara hizmet etsinler diye yaratmıştır. Biz insanlar hayvanların ve nebatatın hep aynı sürede hiç aksatmadan kendilerine verilen görevleri yaptığına şahit oluruz. Misalle izah etmek gerekirse bir arının 'ben bal yapmak istemiyorum', ya da bir ineğin 'bugün süt vermeyeceğim' deme lüksü yoktur. Çünkü onlar Rabbin isteği ile ve tükenmeyen hazineleri sayesinde görevlerini hiç aksatmadan biz insanlığa ballarını ve sütlerini yedirip içirmeye devam ederler.
 
Yine bunun gibi yaratılan pek çok hayvan da vardır ki bizler yaratılışının gayesini bilmeden gereksiz olduğunu düşünürüz. Halbuki durum böyle değildir. Allah o hayvanları da kainatın hizmeti için yaratmıştır ve araştırmalar sonucu fark edildiği gibi yılanın varlığının dahi ozon açısından yine insana fayda sağlayan bir yönü vardır. Görüldüğü gibi kainatta her şey insanın emrine yaratılmış ve biz insanlar da Allah'ı çokça zikretmek ve ibadet etmek ile mükellef kılınmışsak yapılması gereken şey, Allah'ın isimlerine ve bir ayette de ifade edildiği gibi Allah'ın ipine sıkı sıkıya bağlanmak olmalıdır. Nasıl bir insana seslenmeden kendisinin size cevap vermesini bekleyemezsiniz, Hak katında da değeriniz, Allah'a ne kadar seslendiğiniz ya da ne kadar içten seslendiğiniz ile doğru orantılı olacaktır. Bu açıdan hadiseleri değerlendirdiğimizde yukarıda da bahsettiğimiz gibi Yaratıcı'nın 99 isminin her biri farklı isteklerimizi gidermek için muktedir ve belirlenen ölçülerde tekrarlandığında istenilen amaçlara ulaşmada hem maddi hem manevi rehberdir.

BİR BAŞKA İFADEYLE ESMAÜL HÜSNA'DA GEÇEN İSİMLERİN MANASI

Allah: Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah ve bütün isimlerin sultanı., Er-Rahman: Dünyada bütün mahlukatlara merhamet eden, şefkat gösteren ve ihsan edendir. Er-Rahim: Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan. El-Melik: Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan. El-Kuddüs: Bitin noksanlıklardan uzak ve her türlü takdise layık olan. Es-Selam: Bütün tehlikelerden selametle çıkaran. El-Mü'min: Güven verendir, emin kılan ve koruyandır. El-Müheymin: Her şeyi görüp gözeten. El-Aziz: İzzet sahibidir, her şeye galip olandır. Allah'ın ilk 40 Adı El-Cebbar: Azamet ve kudret sahibi, dilediğini yapan ve yaptıran. El-Mütekebbir: Büyüklükte hiçbir eşi ve benzeri olmayandır. El-Halık: Yaratan ve yoktan var eden. El-Musavvir: Varlıklara şekil veren. El-Gaffar: Günahları örten ve çok mağfiret eden. El-Kahhar: Her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hakim olan.

El-Vehhab: Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden. Er-Rezzak: Bütün mahl\u00fbkatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan. El-Fettah: Her türlü müşkülleri açandır, kolaylaştırandır ve darlıktan kurtarandır. El-\u00c2lim: Gizli olan, açık olan, geçmiş ve gelecekteki her şeyi en ince detayına kadar bilendir. El-Kabıd: Dilediğine darlık veren, sıkan ve daraltan. El-Basıt: Dilediğine bolluk verendir, açan ve genişletendir. El-Hafıd: Dereceleri alçaltan. El-Rafi: Şeref verip yükselten. El-Mu'ız: Dilediğini aziz eden ve izzet veren. El-Müzil: Dilediğini zillete düşüren. Es-Semi: Her şeyi en iyi işiten. El-Basir: Gizli ve açık her şeyi en iyi gören. El-Hakem: Mutlak hakim olandır, hakkı batıl olandan ayıran ve hikmetle hükmedendir.

El-Adl: Mutlak adil ve adaletli olan. El-Latif: Lütuf ve ihsan sahibi olan, bütün incelikleri bilen. El-Habir: Olmuş olacak her şeyden haberdar olan. El-Halim: Cezada acele etmeyendir ve daima yumuşak davranandır. El-Azim: Büyüklükte eşi ve benzeri olmayan ve çok yüce olandır. El-Gafur: Affı ve mağfireti bol olan. Eş-Şekür: Az amele, çok sevap veren. El-Aliyy: Yüceler yücesi, çok yüce olan. El-Kebir: Büyüklükte benzeri yoktur ve pek büyük olandır. El-Hafiz: Her şeyi koruyucu olan. El-Mukit: Her yaratılmış olanın rızkını ve gıdasını veren ve tayin edendir. El-Hasib: Kulların hesabını en iyi gören. El- Celil: Celal ve azamet sahibi olan. El-Kerim: Keremi, lütuf ve ihsanı bol olandır, karşılıksız veren ve çok ikram eden.

Er-Rakib: Her varlığı, her şeyi görüp gözeten ve kontrolü altında tutan. El-Mucib: Duaları ve istekleri kabul eden. El-Vasi: Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden. El-Hakim: Her işi hikmetli ve her şeyi hikmetle yaratan. El-Vedud: Kullarını en çok sevendir, sevilmeye en layık olandır. El-Mecid: Her türlü övgülere layık bulunandır. El-Bais: Ölüleri dirilten. Eş-Şehid: Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan. El-Hakk: Varlığı hiç ve asla değişmeden duran, var olandır ve hakkı ortaya çıkarandır. El-Vekil: Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran. El-Kaviyy: Kudreti en üstün ve hiç azalmayan. El-Metin: Kuvvet ve kudret kaynağı ve pek güçlü olan. El-Veliyy: İnsanların dostu, onları sevip yardım eden. El-Hamid: Her türlü hamda ve senaya layık olandır. El-Muhsi: Yaratmış olduğu ve yaratacağı tüm varlıkların sayısını bilendir. El-Mübdi: Maddesiz ve örneksiz yaratandır. El-Muid: Yarattıklarını yok edip sonra tekrar diriltecek olan. El-Muhyi: İhya eden, dirilten ve can veren.

El-Mümit: Her canlıya ölümü tattıran. El-Hayy: Ezeli ve ebedi hayata sahip olandır. El-Kayyum: Varlıkları diri tutandır, zatı ile kaim olandır. El-Vacid: Kendisinden hiç bir şey gizli kalmayan, istediğini istediği vakit bulan. El-Macid: Kadri ve şanı büyük, keremi ve ihsanı bol olan. El-Vahid: Zat, sıfat ve fiillerinde eşi ve benzeri ve ortağı olmayandır, tek olandır. Es-Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, herkesin ve her şeyin muhtaç olduğudur. El-Kadir: Dilediğini dilediği şekilde yaratmaya muktedir olan. El-Muktedir: Dilediği gibi, dilediği şekilde tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan ve kudret sahibi olan. El-Mukaddim: Dilediğini öne alan, yükselten. El-Muahhir: Dilediğini sona alan, erteleyen ve alçaltan. El-Evvel: Ezeli olandır ve varlığının başlangıcı olmayandır. El-Ahir: Ebedi olandır ve varlığının sonu olmayandır. El-Zahir: Varlığı açık, aşikar olan ve kesin delillerle bilinen. El-Batın: Akılların asla idrak edemeyeceği, yüceliği gizli landır. El-Vali: Bütün kainatı idare eden. El-Müteali: Son derece yüce olan. El-Berr: İyilik ve ihsanı bol olandır, iyilik ve ihsan kaynağıdır.

El-Tevvab: Tevbeleri kabul eden ve günahları bağışlayan. El-Müntekim: Zalimlerin cezasını veren, intikam alan. El-Afüvv: Affı çok olan, günahları affetmeyi seven. Er-Rauf: Çok merhametli olandır ve pek şefkatli olandır. Malik-ül Mülk: Mülkün ve canlı cansız her varlığın sahibi olandır. Zül-Celali Vel İkram: Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi olan. El-Muksit: Her işi ve her şeyi birbirine uygun yapandır. El-Cami: Mahşerde her mahlukatı bir araya toplayan. El-Ganiyy: Her türlü zenginlik sahibidir ve asla ihtiyacı olmayandır. El-Mugni: Müstağni kılandır, ihtiyaçları gideren ve zengin edendir. Ed-Darr: Elem ve zarar verenleri yaratan. En-Nafi: Fayda veren şeyleri yaratan. En-Nur: Alemleri nurlandırandır ve istediğine nur verendir. El Hadi: Hidayet verendir. El-Bedi: Eşi ve benzeri olmayandır, güzellik sahibidir ve eşsiz yaratandır. El-Baki: Varlığının asla sonu olmayandır ve ebedi olandır. El-Varis: Her şeyin gerçek sahibi olandır. Er-Reşid: İrşada muhtaç olmayandır ve doğru yolu gösterendir. Es- Sabur: Ceza vermede acele etmeyendir.

ESMAÜL HÜSNA 99 İSİM İÇERİR AMA ALLAH'IN İSİMLERİ SONSUZDUR

Allah'in bildiğimiz 99 ismi Esmaül Hüsna olarak ifade edilir. Oysa Allah'ın (cc) isimlerinin sayısı sonsuzdur. Ancak en çok bilenen 99 esmadan daha çok bahsedilir ve bunların diğer isimleri de içerdiği kabul edilir. Esmaül Hüsna'da geçen 99 isim ve anlamlarını farklı açılardan haberimizde bulabilirsiniz. Arapça'da Türkçe'deki gibi isim ve sıfat ayrımı yapılmaz ve tek bir kategoride ele alınmır. Bu sıfatların, isimlerin tamamı Kur'an'ı Kerim'de geçer. 

KURAN'DA ESMAÜL HÜSNA

Esmaül Hüsna Kur'an-ı Kerim'de de geçer. Azim ve Celil olan Allah-u Tealla ve Tekaddes Hazretleri, hidayet rehberi olarak indirdiği Kur'an-ı Kerim'in İsra suresi 110'uncu ayette "De ki: (Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur", Araf suresi 180'inci ayette "En güzel isimler Allah'ındır. O'na o güzel isimleriyle dua edin ve O'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın" Ta Ha suresi 8'inci ayette ise "Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur" buyuruyor. 

ESMAÜL HÜSNA KELİME ANLAMI NEDİR?

Arapça bir tamlama olan Esmaül Hüsna'nın tam karşılığı güzel İsimlerdir. Bu tamlamada bahsedilen ise Allah'ın 99 ismidir. Rabbimizin bilinen 99 ismi tüm kitaplarda güzel isimler olarak geçerken bu isimleri tekrarlayanlara bazı ilimler ve şifaların olduğu da biliniyor.

ESMAÜL HÜSNA İLE İLGİLİ AYETLER

Kur’an’da Allah’ın zâtına birçok isim nisbet edilmiştir. Bunların sık sık tekrar edildiği de görülür. Tevbe Sûresi dışındaki 113 sûre besmele ile başlamakta, aynı terkip iki âyetin içinde de yer almaktadır. Ayrıca “ism” kelimesi dokuz yerde “ismullah”, dokuz yerde “ismü rabbik”, iki âyette de zamire muzaf olarak “ismuh” şeklinde yirmi yerde zikredilmektedir. Esmâ-i Hüsnâ terkibi ise dört âyette yer alır.

İslâm literatüründe genellikle kabul edilen nüzûl sırasına göre bu dört âyetin ilki (el-A‘râf 7/180) Allah’ın Esmâ-i Hüsnâsı bulunduğunu, kendisine onlarla dua edilmesi gerektiğini ifade etmekte ve O’nun isimlerinde “ilhâd”a düşenlere itibar edilmemesini istemektedir. “Haktan sapmak, itidalden ayrılmak” anlamına gelen ilhâdın bu âyetteki mânası iki noktada yoğunlaşmaktadır:

a) İsimleri ya tamamen inkâr etmek veya inkâra götürecek şekilde te’vile tâbi tutmak;
b) İsimleri ancak Allah için geçerli olan anlamlarıyla Allah’tan başkasına nisbet etmek (teşrîk) veya O’nu yaratılmışlara ait isim ve kavramlarla adlandırmak.

İkinci Esmâ-i Hüsnâ âyeti (Tâhâ 20/8) Allah’ı kâniatın yaratıcısı, yöneticisi ve mâliki olarak niteleyen ve en gizli şeyleri bildiğini ifade eden bir grup âyetten sonra gelmekte ve yine tevhid akîdesini vurgulamaktadır: “Allah kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.”

ESMAÜL HÜSNA AYETLERİ

İslâm’dan önce özellikle Güney Arabistan’da “Rahman” kelimesinin Tanrı’nın ismi olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu sebeple Taberî’nin naklettiğine göre Hz. Peygamber’in dua, niyaz ve ibadetlerinde rahman ismini kullanması müşrikler tarafından yadırganmış, bu tutumun onun ana ilke olarak kabul ettiği tevhid inancına ters düşeceği ileri sürülmüş, bunun üzerine İsrâ Sûresinin 110. âyeti nâzil olmuştur. (Câmiu’l-beyân, XV, 121) Bu âyette, “Allah” adına veya “rahman” adına dua edilmesinin neticeyi değiştirmeyeceği, çünkü O’nun birden fazla isminin bulunduğu ifade edilmektedir.

Nihayet Medine döneminde nâzil olan Haşr Sûresinin son üç âyetinde (59/22-24) Allah’ın on altı (“tesbih” kavramı göz önünde bulundurulduğu takdirde on yedi) ismi sıralanmış ve bir defa daha O’nun Esmâ-i Hüsnâsı’nın bulunduğu belirtilmiştir. Bu âyetlerde Allah’ın birliği vurgulandıktan sonra tenzîhî, sübûtî ve fiilî bazı sıfatlarını dile getiren isimler örnek bir adlandırma niteliğinde zikredilmiştir.

İMAM MATÜRİDİ’DEN SORULAR

İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O’nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı Esmâ-i Hüsnâ bilgisi, Allah – âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah’ı tanıtması açısından önem taşımaktadır.

Yaratıklara benzetme (teşbih) endişesiyle Allah’a isim veya sıfat nisbet etmekte tereddüt gösteren filozofların aslında nefiy değil ispat konumunda kaldıklarını belirten Mâtürîdî, ilâhî isimleri benimsemek istemeyenlere şu soruların yöneltilmesini önerir:

Evrenin yaratılışını kime nisbet ediyor ve hangi dini benimsiyorsunuz? Neye tapınıyor, hangi varlığa karşı dua ve niyazda bulunuyorsunuz? Dinî emir ve yasakları hangi kaynaktan alıyorsunuz? Mâtürîdî bu sorularıyla, büyük yaratıcının sadece zihnî bir varlık olmayıp fiilen de mevcut bulunduğunu, O’nun ancak isim ve sıfatları yoluyla aklen idrak edilebileceğini vurgulamak istemektedir. Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlâlleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında Esmâ-i Hüsnâ’nın vazgeçilmez bir rolü vardır.

ESMA-ÜL HÜSNA TEVHİD AKİDESİNİ ZEDELER Mİ?

Allah’ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba İslâm’ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? “Zât-ı ilâhiyyeye nisbet edilen mâna” şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir.

Mâtürîdî’nin de belirttiği gibi insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyulur âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet (eş-Şûrâ 42/11), Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmıştık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir.

Allah’a nisbet edilen isimler içinde, ısı olayının ifade edilebilmesi için “sıcaklık” kelimesinin icat edilmesi (vaz‘) gibi insanlarca konulmuş bir ad yoktur. Çünkü böyle bir adlandırma, nesne ve olayların ya doğrudan veya dolaylı bir şekilde duyular yoluyla tanınması ile mümkün olur. Allah’ın bu yöntemle tanınması ise söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında ilâhî isimlerin zatî olmadığını, ancak övgü, dua ve niyazla gönül hayatının derinleşmesi, zenginleşmesi ve mânevî doyuma kavuşması için vesile teşkil ettiğini söylemek gerekir. Ancak Cenâb-ı Hak zâtını bildiği için kendisine verdiği isimler zâtı niteliği taşır.

Ebü’l-Berekât el-Bağdâdî mistik bir telakki ile, Allah’ın vaz‘î ve zâtî isimlerini bildireceği kulları olabileceğini kabul eder. Bu ârif kullarına bildirdiği isimlerle dua edenlere kâinattaki her şey boyun eğer. (el-Muteber, III, 128)

Dağcılara yaban keçisi sürprizi
Koyunculuk Araştırma Enstitüsünün ''damızlık koçları''na yoğun talep
Suriyeliler ekmeğini taştan çıkartıyor
İran'ın Sistan-Beluçistan eyaletindeki balıkçılar
Yerli 'drone savar'a talep yağıyor

Günün diğer manşetleri

Cami onarımına "rahip"ten destek

Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Arıca köyünde caminin onarımına rahip de destek oldu.

Cami onarımına "rahip"ten destek

Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Arıca köyünde caminin onarımına rahip de destek oldu.

Battaniyenin altından bakın ne çıktı?

Açık ve net mesaj!

Sevimli hayvandan son derece açık ve gülümseten istek...

Ufak bir sakarlığın faturası ağır oldu

Erdoğan'ın talimatı sonrası harekete geçildi!
Mükemmel işçilik!
Filistinli düşünürden müthiş analiz!
1 saat bile sürmedi!
Terörsevicilere çok sert tepki!
YPG-PKK ilişkisinde yeni ayrıntı!
ABD'de Müslüman vekilden Trump'a tokat!
Zonguldak'tan acı haber geldi!
MEB'den muheteşem proje!
Uzmanlardan korkutan uyarı!
Bakan Soylu sayı verdi!
Başkan Erdoğan 'Mutlaka gidin' demişti!
AK Parti'nin İstanbul ve Ankara adayları belli oldu!
Ekmeğini taştan çıkartıyorlar
3 kritik isim ele geçirildi
Çok Okunanlar

Esmaül Hüsna Allah'ın 99 ismi ve zikrinin sırları ile faziletleri

Esmaül Hüsna diye tabir edilen en güzel isimler ki onlar şüphesiz Allah'ındır; insanın dünyaya geliş gayesi ile irtibatlıdır. Çünkü Esmaül Hüsna'nın sahibi Allah insanları "kendisine kulluk etsinler diye" yarattı ve bu ifade alimler tarafından "bilsinler" diye anlamlandırılır. Allah'ı bilmenin yolu onu tanımak dolayısıyla isim ve sıfatlarını bilmekten geçtiğine göre, biz de Esmaül Hüsna'yı ezbere bilmek, bununla da yetinmeyip Allah'ın 99 isminin manasını tefekkür ederek derinlemesine bilgi sahibi olmak durumundayız. Eğer Allah'a iyi bir kul olmak gayesinde isek, ki olmalıyız, o zaman Allah'ın isimlerini bilmek bizim için öncelikli bir vazifedir.

Dolarda sert hareketlilik

Enflasyon beklentilerinin iyileşmesi Merkez Bankası'nın bir sonraki toplantıda faiz indireceği spekülasyon oluşturdu. Bu nedenle dolar Türk Lirası karşısında sabah güne başladığı 5.32 seviyesinden 5.41'e kadar yükseldi. Borsa İstanbul yüzde 3.05 düşerek 91 bin 686 puandan kapandı

Kehf Suresi'nin Arapça ve Türkçe okunuşu, meali

Kehf Suresi Türkçe ve Arapça olarak nasıl okunur? Türkçe meali nasıldır? Ashab-ı Kehf kimdir? Ne anlama gelmektedir? Detaylar haberimizde... Kehf Suresi 110 ayeti kerimeden oluşmaktadır ve adını 'Ashab-ı Kehf'ten almıştır. Ashab-ı Kehf, bir mağarada yıllarca uyuduktan sonra tekrar uyanan bir topluluktur. Detaylar haberimizde...

Saffat Suresi meali okunuşu tefsiri...

Sâffât sûresinde Allah'ın birliği, âhiret hayatının gerçekliği, o hayatta neler olacağı, inkârcıların âhiretteki pişmanlıkları ve birbirlerini suçlamaları konu almıştır. Kuran-ı Kerimin 37. suresi olan Saffat Suresi 182 ayet olarak indirilmiştir. Saffat Suresinin nazil olduğu yer olarak Mekke bilinir. Sure ismini ilk ayetinden alır. 'Saffat' kelimesi 'sıra sıra duranlar' anlamına gelmektedir. Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların rabbi tek Allah'tır. Yüce Allah'ın varlığını,birliğini ve kudretini anlatan bir suredir. Saffat suresinin okunuşu ve anlamı? Surenin nerede ve ne zaman indirildiği? Bu soruların cevapları haberimizde. Detaylar için haberimizi okuyabilirsiniz.

İbrahim Suresi ile ilgili her şey...

Bu sure, genel olarak, Hz.İbrahim'in Mekke'deki hayatından, Araplarla ve İsmail (as) ile ilişkilerinden bahseder. İbrahim Suresi Hz. İbrahim'in kıssasını konu aldığı için İbrahim adını almıştır. Kur'an-ı Kerim'in 14. suresi olan İbrahim Suresi 52 ayeti kerimeden oluşmaktadır. Peki İbrahim Suresi Türkçe ve Arapça okunuşu nasıldır? Tefsiri ve Türkçe meali nasıl okunur? İbrahim Suresi'nin konusu nedir? Nerede ve ne zaman indirilmiştir? Bu soruların yanı haberimizde...

Bu kategorideki diğer haberler