Tiyatro, dizi, sinema sanatçısı ve yönetmen Ercan Yazgan son yolculuğuna uğurlandı.

Güncelleme: 10.03.2018 19:48

Tiyatro, dizi, sinema sanatçısı ve yönetmen Ercan Yazgan son yolculuğuna uğurlandı.

Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren tiyatro, dizi ve sinema sanatçısı Ercan Yazgan, son yolculuğuna uğurlandı.

Yazgan için Üsküdar'daki Şakirin Camisinde düzenlenen törene, Yazgan'ın oğlu Can Yazgan, manevi kızı Buket Dereoğlu, eski eşi Sema Başal, sanatçı İlyas Salman, Nuri Alço, Şoray Uzun, Volkan Severcan, Teoman Ayık, Yavuz Karakaş ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Can Yazgan, babasının çok sevilen biri olduğunu anlatarak oyunculuğundan önce onun çok iyi bir insan olduğunu söyledi.

Babasının hayatını istediği gibi yaşayıp, mutlu olduğunu aktaran Yazgan, "Babamın bir sağlık sorunu yoktu. Sadece son dönemde beynine pıhtı atma dönemi yaşandı ve bu dönemden sonra ne yazık ki onu kaybettik. Genel bir sağlık sorunu yoktu. Babamı herkes Kapıcı Cafer, Şoför İsmet, Pırtık ve onun haricinde birçok oynadığı karakterle hatırlayacak. Buradaki kalabalık da ona veda etmeye geldi." dedi.

Yazgan, babasının tek çocuğunun kendisi olduğunu, Billur Yazgan'ın soy isim benzerliğinden yanlış anlaşıldığını belirtti.

Ercan Yazgan'ın manevi kızı Buket Dereoğlu ise babasını sadece dizilerle yad etmediğini ifade ederek, kendisini onun yetiştirdiğini ve ondan çok şeyler öğrendiğini vurguladı.

Dereoğlu, babasının herkese çok iyi davrandığını hayattaki en iyi insanlardan biri olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

"Babamın şimdiye kadar kimseye yanlışını görmedim. Babam bir okul gibidir, çok şey öğrenirsiniz ondan hem mesleki anlamda hem insanlık anlamında. Çok doğru bir felsefeye sahiptir, kendine has yaşadı her zaman. İnsanlara olan saygısı ve sevgisi hiçbir zaman değişmedi. Hiçbir zaman kimseyi ayırmadı. Vefat etmeden 2 gün önce gördüm onu. Beni gördüğünde öptüm yanaklarını ve yüzünü. Babamla birbirimize baktık ve beni görünce çok sevindi. Yorgun olduğu için son dönemde hiçbir televizyon projesinde yer almadı."

Törene katılan oyuncu Şoray Uzun ise Ercan Yazgan'ı büyümemiş çocuk olarak hatırlayacağını kaydederek, her zaman neşeli ve mutlu birisi olduğunu söyledi.

Uzun, Ercan Yazgan'ın bagajında sürekli olta takımı taşıdığını anlatarak, "Balık tutmaya çok meraklıydı. Bir sefer beraber Mudurnu'ya gittik. Hiç balık avlayamadı beraber onunla sohbet ettik. Ercan ababeyim benim ustamdı. Bir şeyler öğretirken neşeli öğretirdi. Allah rahmet eylesin. Allah onun yaşıtlarını bize yaşarken değerini bilmeye nasip etsin. Onu hep gülerek anacağız. Çok önemli karakterlerde yer aldı. Her ölüm erkendir ama bu ölüm biraz erken oldu." ifadelerini kullandı.

Nuri Alço, birçok projede Ercan Yazgan'la birlikte çalıştığını söyleyerek, ailelere hitap eden ev filmlerinde yer alan Kapıcı Cafer rolünün ona çok yakıştığını anlattı.

Yazgan'ın cenazesi ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Karacaahmet Mezarlığına defnedildi.

Çok Okunanlar

60 yaşındaymış, 20'lik kız istiyormuş!

Türk halkı dünyanın her yerindeki mağdurlar için seferber olurken, insanların mağduriyetini fırsata çevirmek isteyen küçük bir gafiller topluluğu ise pes dedirtiyor.

O imama 6 yıl hapis cezası

Emekli imam Abdulkadir Anar'a, PKK'nın cenaze törenlerine katılarak islam dinine zıt vecibeleri yerine getirdiği ve sivil Cuma namazlarını kıldırdığı için 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

İş kuleleri önünde silahlı saldırı

İstanbul Levent'te bulunan İş Kuleleri önüne gelen bir kişi elindeki silahla 2 el ateş etti. Güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirilen kişi, polise teslim edildi. Olay yerinde bir tüfek ve çanta polis tarafından inceleniyor.

Şehzade Orhan Osmanoğlu'ndan bomba bir yazı

2. Abdülhamit Han'ın torunu Şehzade Orhan Osmanoğlu istihbarat servisinin önemi ile ilgili çok dikkat çeken bir yazı yazdı. Osmanoğlu 'Aslanlarımız çakal avında..' başlıklı yazısında Sultan Abdülhamid Han'ın kurduğu istihbarat teşkilatını da anlattı.

Paralel manyaklık!

FETÖ örgütünden bir üsteğmen hakkındaki iddianamede mahrem liderlerinden biri şunları söyledi: “Cep telefonlarını son iki rakamlarını 99'a tamamlayacak şekilde kodlayıp kâğıda kaydederdik. Kendi cep telefonumdan asla aramazdım, evime uzak büfelerden kontörlü telefonlardan arıyordum. Birkaç kişiyi arayacağım zaman farklı büfeleri gezerdim.”

Bu kategorideki diğer haberler