Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri 1207 yılında bugünkü Afganistan'da yer alan Belh'de doğmuş, uzun bir yolculuktan sonra Anadolu topraklarında Konya şehrine yerleşmiş ve Konya'nın manevi anlamda ihya olmasında büyük hizmet sahibi olan bir ariftir. Mevlana denilince ilk akla gelen aşk'tır. Ancak bu aşk mecazi aşk değil ilahi aşktır. Mevlana aşkın hakikatini Allah'a kullukta bulmuş, kul olmak ile Allah'a aşık olmayı

Güncelleme: 08.06.2018 12:27

Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri 1207 yılında bugünkü Afganistan'da yer alan Belh'de doğmuş, uzun bir yolculuktan sonra Anadolu topraklarında Konya şehrine yerleşmiş ve Konya'nın manevi anlamda ihya olmasında büyük hizmet sahibi olan bir ariftir. Mevlana denilince ilk akla gelen aşk'tır. Ancak bu aşk mecazi aşk değil ilahi aşktır. Mevlana aşkın hakikatini Allah'a kullukta bulmuş, kul olmak ile Allah'a aşık olmayı

Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri 1207 yılında bugünkü Afganistan'da yer alan Belh'de doğmuş, uzun bir yolculuktan sonra Anadolu topraklarında Konya şehrine yerleşmiş ve Konya'nın manevi anlamda ihya olmasında büyük hizmet sahibi olan bir ariftir. Mevlana denilince ilk akla gelen aşk'tır. Ancak bu aşk mecazi aşk değil ilahi aşktır. Mevlana aşkın hakikatini Allah'a kullukta bulmuş, kul olmak ile Allah'a aşık olmayı özdeşleştirmiştir. Aynı şekilde Mevlana denilince akla gelen bir diğer kavram da hoşgörüdür. Nitekim Mevlana "hoşgörüde deniz gibi ol" sözleriyle bu prensibi dile getirmiştir. O yaşadığı dönemde çevresi için bir kandil gibiydi. Hem o dönemde çevresinde bir çok insanın hidayetine vesile oldu, hem de günümüzde kadar ve hala pek çok insanın İslam'a girmesine vesile olmaya devam etmektedir. 

Hz. Mevlana'yı en iyi anlatan onun 7 prensibidir. Bu prensipler şöyledir: "Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol, Şefkat ve merhamette güneş gibi ol, Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol, Hoşgörülükte deniz gibi ol, Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."

HZ. MEVLANA'NIN HAYATI

Mevlana 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlana'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatib\u00ee oğlu Bahaeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultanü'I-Ulema Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultanü'I-Ulema 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. mevlana dervislerSultanü'I-Ulema'nın ilk durağı Nişabur olmuştur. Nişabur şehrinde tanınmış mutasavvıf Fer\u00eedüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlana burada küçük yaşına rağmen Fer\u00eedüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultanü'I Ulema Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra K\u00fbfe yolu ile Ka'be'ye hareket etti. Hac far\u00eezasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Larende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir M\u00fbsa'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.
1222 yılında Karaman'a gelen Sultanü'/-Ulema ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlana 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlana'nın Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlana bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlana'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir \u00c2lim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alaeddin Keykubad idi. Alaeddin Keykubad Sultanü'I-Ulema Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alaeddin kendilerini  mevlana celaleddin rumimuhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultanü'l-Ulema 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlana Dergahı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultanü'I-Ulema ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlana'nın çevresinde toplandılar. Mevlana'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlana büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlana 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebriz\u00ee ile karşılaştı. Mevlana Şems'de "mutlak kemalin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını"görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlana Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selahaddin Zerk\u00fbb\u00ee ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebriz\u00ee'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlana 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlana'nın cenaze namazını Mevlana'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konev\u00ee kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konev\u00ee çok sevdiği Mevlana'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlana'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı. Mevlana ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlana ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Ar\u00fbs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Mevlana'nın Vasiyeti: Size, gizlide ve açıkta Allah'tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.

Mevlana ve Mevlevilik 

Mevlevilik; tamamen sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessesedir. Hazreti Mevlana, yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yaratıkları yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piridir. Denizi bir testiye dökersen ne kadar alır? Bir günün kısmetini İşte deniz nasıl testiye kabın genişliği kadar sığarsa Mevlana da kelime kalıplarına ve bizim idrakimize, istidadımız nisbetinde sığar. Zaten Mevlana en kuvvetli, en üstün idrakin de ötesindedir.

Aşık ol aşık, aşkı seç ki sen de seçilmiş bir insan olasındiye seslenir. Kendi varlığından geçerek Allah'ta fani olmak; yani Allah'a tam bir gönül bağlamak Allah'a giden en kısa yoldur. Gönlünü Hakk'a vermiş bir insanın artık kendi benliği kalmamıştır. Onun her zerresinden işleyen Allah'tır. Böylece o kişi nefsine uyup başkasına zarar verecek kötü işlerde bulunmaz. Allah ahlakına bürünmüştür. Hz. Muhammed ve Hz. Mevlana bize bu vasıflarıyla örnek olmuşlardır.

Mevlana cihana sığmayan hudutsuz bir varlıktır. Güzeli, doğruyu, iyiyi, aşkı, hakikati arayanlara müjdeler veren lahud\u00ee sestir. Zulmette kalanlara teselli sunan Rahmani sedadır. Ayrılıktan inleyenlere şifa bahşeden devalı nefestir. İnsana insanı öğretendir. Her şeyin insanda olduğunu ve tüm evrenin insanın emrine verildiğini öğretendir.

Mevlana büyük bir Hak aşığıdır. Aşkın efendisidir. Aşkta yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu soranlara; "Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamiyle bilemezsin." buyurur.

İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir ve sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin-i R\u00fbmi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneştir. Onun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir. O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşid olan insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden ve ikilikten kurtarmış ve temizlemiştir. O, hiçbir şeyi inkar etmez, ama her şeyi birleştirir, bütünleştirir ve sevdirir. O kimseyi ayrı görmez; Çünkü O, herşeyin Allah'ın zuhur ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu gönlüne ve insan aklına hal olarak yansıtır.

Mevlana, aziz ve yüce bir üstattır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve herşeyi ile yüceliği öğreten bir HAL ABİDESİ'dir. Peygamber'in gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir. İnsan yaratılmışların en şereflisidir düsturuyla; her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlana sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.

Eserleri

MESNEVİ

Mesnev\u00ee, klasik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnev\u00ee adı verilmiştir.

Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnev\u00ee'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnev\u00ee tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.

Mesnev\u00ee her ne kadar klasik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnev\u00ee" denildiği zaman akla "Mevlana'nın Mesnev\u00ee'si"gelir. Mevlana Mesnev\u00ee'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Katibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlana, Mesnev\u00ee beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta sema ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnev\u00ee'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlana Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnev\u00ee nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

Mesnev\u00ee'nin vezni : Fa i la tün- Fa i la tün \u2013 Fa i lün'dür

Mevlana 6 büyük cilt olan Mesnev\u00ee'sinde, tasavvuf\u00ee fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

DİVAN-I KEBİR

D\u00eevan, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. D\u00eevan-ı Keb\u00eer "Büyük Defter" veya "Büyük D\u00eevan" manasına gelir. Mevlana'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. D\u00eevan-ı Keb\u00eer'in dili de Farsça olmakla beraber, D\u00eevan-ı Keb\u00eer içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. D\u00eevan-ı Keb\u00eer 21 küçük d\u00eevan (Bahir) ile Ruba\u00ee D\u00eevanı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. D\u00eevan-ı Keb\u00eer'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlana, D\u00eevan-ı Keb\u00eer'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu d\u00eevana, D\u00eevan-ı Şems de denilmektedir. D\u00eevanda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

MEKTUBAT

Mevlana'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlana bu mektuplarında, edeb\u00ee mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflarla hitap etmiştir.

Fİ Hİ MA Fİ H

F\u00eehi Ma Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlana'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve ahiret, mürşit ve mür\u00eed, aşk ve sema gibi konular işlenmiştir.

MEC\u00c2LİS-İ SEB'A

(Yedi Meclis) Mecalis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlana'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlana'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. için tıklayınız. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlana'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlana, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis'lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :

1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.
3. İnanç'daki kudret.
4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah'ın sevgili kulları olurlar.
5. Bilginin değeri.
6. Gaflete dalış.
7. Aklın önemi.

Bu yedi meclis'de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlana tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlana yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvuf\u00ee görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnev\u00ee'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

BBC "Mevlana neden ABD'de popüler" sorusunun peşine düştü. İşte buldukları cevap:

1207'de Horasan'da doğan Celaleddin Muhammed Rumi'nin şiirleri son yıllarda milyonlarca sattı ve onu ABD'nin en popüler şairi haline getirdi. Dünya çapında da çok sayıda Rumi hayranı var.

Rumi'nin biyografisini yazan Brad Gooch, "Rumi her kültürde ilgi uyandıran bir şair. Hayatı boyunca 4000 kilometreden fazla yol katetmiş," diyor. Gooch, Rumi'nin doğum yeri olan ve günümüzde Tacikistan sınırları içinde yer alan küçük kasaba Vahş'ın yanı sıra Semerkant'a ve İran'a; daha sonra onun 20'li yaşlarda Suriye'de eğitim gördüğü Şam ve Halep'e, oradan da ömrünün son 50 yılını geçirdiği Konya'ya gitmiş.

1244'te Tebrizli Şems ile tanışması Rumi'nin yaşamında bir dönüm noktası olur. "Rumi o sırada 37 yaşında, babası ve dedesi gibi geleneksel bir Müslüman din adamıdır," diyor Gooch. "Aralarındaki elektriklenme ile başlayan ve üç yıl süren arkadaşlıkları boyunca ilişkileri aşıklar gibi midir, yoksa şeyh ile öğrencisi gibi mi belli değildir." Üç yıl sonra Şems ortadan kaybolur. "Muhtemelen Rumi'nin oğlu tarafından öldürüldü ve bu ayrılığın Rumi üzerinde büyük etkisi oldu." Rumi şiirde şifa buldu. "Şiirlerinin çoğunu 37 ila 67 yaşları arasında yazmıştır. Toplam 3000'i bulan şiirlerinin bir kısmı Şems'e aşk şiiri olarak, bir kısmı ise Tanrı'ya ve Muhammed Peygamber'e yazılmıştır. 2000 rubaisi vardır. Altı ciltlik Mesnevi en büyük eseridir."

Ölümünden yüzlerce yıl sonra bile Rumi'nin eserleri hala şiire, müziğe, romanlara, filmlere konu oluyor (Gooch, İngilizce tercümeleri Twitter'da @RumiSecrets adresinde paylaşıyor). Bu eserlerin bu kadar uzun yaşamasının nedeni ne?

İçe yönelen göz
Gooch, Rumi'yi "keyif ve aşk şairi" olarak adlandırıyor. "Eserleri Şems ile ayrılığı, aşkı, yaradılışın kaynağını, ölümü konu ediniyor. Rumi'nin bu eserlerdeki mesajları içinize işliyor ve size hitap ediyor."

"Rumi günümüz açısından çok gizemli ve provokatif bir şairdir; Sufi geleneğini, vecde geçme durumunu, kendini adama halini ve şiirin gücünü anlamaya çalışıyoruz," diyor Anne Waldman, Naropa Üniversitesi'nde şiir tekniği profesörü.

ABD'de Rumi ile ilgili bir kütüphane serisi başlatan Poets House adlı kurumun yöneticisi Lee Briccetti'ye göre ise "Rumi'nin şiirleri yer, zaman ve kültürleri aşarak hayatta olmanın nasıl bir duygu olduğunu ifade ediyor. Günlük hayatın sıradanlığı içinde kendi aşk ve heyecan arayışımızı anlamamıza yardımcı oluyor." Briccetti, "güzelliği ve yansıması" bakımından Rumi'nin şiirlerini Shakespeare'inkilerle kıyaslıyor.

Amerika'da çevirileriyle Rumi rönesansını başlatan ve onu en çok satan şair haline getiren Coleman Barks ise Rumi'nin günümüze kadar gelmesinin nedenini şöyle açıklıyor: "Yaratıcılığındaki şaşırtıcı tazelik, şiirlerinde ortaya çıkan derin özlem, bilgelikle karışık şakacılığı."

Barks'ın Rumi çevirileri 33 yılda 22 cilde ulaşmış. HarperOne yayınevi tarafından yayımlanan Rumi kitapları dünya çapında 2 milyon satmış ve 23 dile çevrilmiş.

Barks, yüzyıllar boyunca Türkiye'de ve İran'da kütüphanelerde ya da derviş toplulukları içinde saklı kalan Rumi şiirlerini son yıllarda araştırmacıların gün yüzüne çıkardığını ve İngilizceye çevrildiğini belirtiyor.

Döneminin 800 yıl ötesinde
Barks'a göre "Günümüzde dinlerin yarattığı sınırlara ve mezhep çatışmalarına son vermek isteyen güçlü bir eğilim var. Ve 1273'te öldüğünde cenazesine her dinden insanın gittiği Rumi de bu eğilime cevap veriyor."

Rutgers Üniversitesi'nde Sufilik üzerine araştırma yapan ve Rumi şiirleri çeviren akademisyen Jawid Mojaddedi'ye göre ise "Rumi İranlı şairler arasında yenilikçi bir şair ve mutasavvıftı. Onun bugünkü popülerliğinin kökeninde yatan şey bu mistik zenginlik ile şiir tarzındaki cesur adımların bileşimidir."

Mojaddedi, Rumi'nin şiire getirdiği dört yenilikten söz ediyor: Okuyucuya doğrudan hitap, öğretme arzusu, gündelik yaşama dair imgelem, aşk şiirlerinde kavuşmaya dair iyimserliği.

Mojaddedi, Rumi'nin altı ciltlik şaheseri Mesnevi'nin üç cildinin çevirisini tamamlamış. 26 bin beyit ile Mesnevi'nin tek kişi tarafından yazılmış en uzun mistik şiir olduğunu belirtiyor. Ayrıca İslam dünyasında Kuran'dan sonra en çok etkide bulunmuş eser olduğunu söylüyor. Mesnevi'nin Farsça orijinali öylesine etkiliymiş ki Osmanlı zamanında onun incelenmesi için özel kurumlar oluşturulmuş.

Yeni tercümeleri yayınlandıkça ve eserleri günümüzde karşılığını buldukça Rumi'nin etkisi devam edecek görünüyor. Onun insana ilham veren sözleri, şiirin günlük yaşamın idamesinde ne kadar büyük bir yeri olabileceğini gösteriyor.

Bu işte bir terslik var diyeceğiniz kareler
ŞOK 10 EKİM Aktüel İndirimli Ürünler Kataloğu
WhatsApp bugün değişti! Kimse fark etmedi bile
Acun zam yaptı! İşte O Ses Türkiye'de jürinin alacağı maaş
Daha zoru yok! Çok az kişi çözebildi
Trump'tan Cemal Kaşıkçı açıklaması
BM'den Gazze uyarısı!
23 göçmenin hayatını kaybettiği olayda flaş gelişme
Rusya'da uçak düştü!
İP'te toplu istifa
Türkiye resti çekti! Devam edecek
Danıştay'dan 'andımız' kararı
Valilikten '29 Ekim' açıklaması
Emniyetten büyük başarı! Yakalandılar
Bu işte bir terslik var diyeceğiniz kareler
Yunanistan kaşınıyor! Engellendi
ABD tehdit etti! '72 saatiniz var'
Putin'den dünyayı ayağa kaldıran iddia
Sözcü bildiğiniz gibi! Yine yalan
Enflasyona karşı destek çığ oldu!

Gagauz Özerk Yeri'nde Erdoğan coşkusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gagauz Özerk Yeri'nde halka hitabından önce kent meydanını dolduran çok sayıda Gagauz, sevgi gösterilerinde bulundu.

Nereye gitti şimdi bu?

Rakunlar bir şeyi yemeden önce yıkamak isterlermiş. Bu rakuna da pamuk şeker vermişler

Arıların savaşı!

30 eşek arısının 30.000 bal arısı bulunan bir kovanı işgali

Bir yabancının gözünden Türkiye

Leonardo Dalessandri'nin gözünden, Türkiye.

Bir madeni paradan daha fazlası..

Bir madeni paradan daha fazlası..

Çok Okunanlar

Fetih Suresi anlamı, Arapça ve Türkçe okunuşu ile tefsiri

Fetih Suresi Müslümanlara çok büyük müjdelerle dolu olan surelerden biridir. Hz. Muhammed (sav) ve ashabına ve biz Müslümanlara zaferler müjdelemektedir. Cihada çıkan Müslümanlara da Fetih Suresi'nde uyarılar ve kolaylıklar yer alır. Özürlünün, hastanın ve âmâ için Fetih Suresinde kolaylıklar zikredilirken, özürsüz olarak cihaddan geri duranlara da azab müjdelenmektedir. Fetih Suresi gerçek iman sahipler için müjde, inanmış gibi yapanlar için korku vesilesidir.

Tutuklanan sosyal medya fenomeninden rezil ifade

Sapkın videoların sahibi Gaga Bulut lakaplı şahıs, "İlgi çekmek için feminen giyiniyorum, kız arkadaşım var" dedi.

İşte yerli otomobil! Adeta su yakıyor

Elektrikli yerli otomobil ilk kez İstanbul'da bir fuarda görücüye çıktı. İşte dizaynıyla da oldukça dikkat çeken yerli otomobilin ilk görüntüleri...

Torba Yasa Meclis'te! İşte ayrıntılar

TBMM Genel Kurulu'nda, trafik cezalarını artıran, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik önlemleri içeren, yabancıların Türkiye'de iş ve işlemlerini kolaylaştıran düzenlemelerin de yer aldığı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi kabul edildi.

Danıştay'dan 'andımız' kararı

Türk Eğitim-Sen tarafınan Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliğinin 12. maddesi gereğince 'öğrenci andı'nı yürürlükten kaldıran düzenlemenin iptali için Danıştay'da dava açtı.

Bu kategorideki diğer haberler