ARTIK HERKES EVİNE DÖNMELİ

0

1961 Eylül'ünün 14'ünü 15'ine bağlayan gecesinde Menderes intihar girişiminde bulunur. Anlatılanlara göre Menderes uyku problemi yaşadığından kendisine her gece 1 ilaç verilir, fakat Menderes bu ilaçları içmez, biriktirir. Ve bir 14 Eylül gecesi odasında bütün ilaçları içererek intihar girişiminde bulunur. Bir süre sonra odaya giren biri Menderes'in ağzından köpükler çıktığını görünce hemen doktora haber verir, doktor gelir yoğun bir mücadele sonucu Menderes, 2 gün sonra tekrar öldürülmek için o gece ölümden döndürülür.

Bu sırada "Menderes'i hasta hasta asacaklar" haberleri yapılmış, halk, Menderes'in hasta olduğunu zannetmiştir. Cılız bir itirazla hasta bir insanın idama gönderilmemesi gerektiği söylenmeye başlanmıştır. Genç Subaylar Menderes'in sağlıklı olduğunu ispatlayarak idam sehpasına çıkartmak ve böylece cılız tepkileri minimalize etmek ister. Bundan sonrasını idam fotoğraflarını çeken, o dönem Harbiye Yıldız Foto Film Merkezi'nde görevli olanAstsubay İsmail Şenyüz'den dinleyelim:

"Akşamüstü adaya vardım, ada komutanına "Menderes'in fotoğraflarını çekmeye geldim" dedim. Bana, "Şimdi Menderes uyuyor, akşamüstü, yarın çekersin" dedi. Gece orada kaldım. Ertesi sabah geldiler, saat 07.00'de uyandırdılar. "07.00-07.30 arasında fotoğraflarını çekeceksiniz" dediler. Menderes sabah kahvaltısını yapmış, odasında çay içiyordu.

Odasında çektiğim resimde biraz bitik bir hali vardı. Aslında Menderes perişan haldeydi. Beni görünce "Fotoğraf çekilmek istemiyorum. Beni bu halimle çekmeyin" dedi. "Çekmeyin" deyince benim için sıkıntılı oldu tabii. O zaman muhafızları olan üsteğmenler, "Efendim, çoluk çocuğunuz sizi merak ediyor. Bu fotoğrafları onlara göndereceğiz" deyince razı oldu. Menderes çocuklarına ve karısına çok düşkün bir insandı. Çok da kibar bir insandı ki ben bunu biliyordum zaten. "Bir poz çekin o zaman" dedi. Ben de bir poz çektim. Başka da çekmedim. Hatta dışarı çıkınca ada komutanı bana "Ben olsam 10 poz çekerdim" dedi.

Ardından Etem Menderes'i Adnan Menderes'le görüştürdüler. Bana da "Ayrılma" dedi komutan Tarık Güryay. Etem Menderes geldi odaya, Adnan Menderes'le görüştü, ben de bir iki fotoğraf çektim. Sonra dışarı çıktım, arkamdan Başsavcı Egesel bir doktor heyetiyle geldi. "Sağlıklıdır, idam edilebilir" raporu vermeye gelmişlerdi. Menderes'i muayene ettiler, "Sağlığınıza kavuştunuz, geçmiş olsun" dediler"

Menderes, 17 Eylül 1961 günü İmralı'da idam sehpasına doğru götürülürken sağlıklı olduğunun görülmesi için subaylara "bırakın, kendi yürüsün" talimatı verilir. Menderes tek başına sehpaya çıkar, ilmiği boynuna geçirir ve kendisini seçen yüzbinlerin sessiz çığlıkları eşliğinde hayata gözlerini yumar.

Söylenenlere göre o gün birçok insan infazı evindeki radyodan gözyaşları eşliğinde gizli gizli dinlemiştir.

O günden sonra milletin iradesine balans ayarı yapmak gelenek haline gelir.

12 Mart, 12 Eylül, 93 darbesi, 28 Şubat, 27 Nisan ve 17 Aralık..

Milletin iradesine yapılan bu"rutin müdahaleler" hiç şüphe yok ki millette bir hafıza oluşturdu. Menderes'ten bu yana kendi seçtikleri liderlere yapılan zulümleri hiç kimse unutmadı.

İşte bu toplumsal hafıza, 17 Aralık'tan bu yana süregelen, siyaseti ve millet iradesini dizayn etme girişimlerine karşı devreye girdi.

"Bunca kaset, şantaj ve montaja rağmen siyasal iktidar neden oy kaybetmiyor" sorusunun cevabı da bu toplumsal hafızada saklı.

Menderes'in idamında evinde gizli gizli ağlayanlar, Özal'ın "barışa ramak kala" hal edilmesinin o dönem neye mal olacağını tam kestiremeyenler, demokrasiyi rayına oturtma saikiyle yapılan her müdahalenin Türkiye'yi demokrasi rayından çıkarttığına şehadet edenler, yine 'suskun kalarak' aynı hataya düşmek istemiyor.

Normal şartlar altında oylarının düşmesi beklenen Ak Parti'nin oyları, bu nedenlerden dolayı yükseliyor.

Meydanlar "bir daha asla" diyor.

Evet halk, Menderes, Erbakan ve Özal'a yapılanlara karşı susmanın nelere mal olduğunu unutmamış. O yüzden aynı hataya düşüp Başbakan Erdoğan'ı da kaybetmek istemiyor.

Toplum Mühendislerinin yaptığı her siyaset-dışı müdahale, halkı Erdoğan etrafında daha çok kenetliyor.

Ocak-Şubat-Mart'ta yapılan seçim anketlerindeki değişime ve meydanlardaki coşkulu kalabalıklara bakarsanız bunu çok net görürsünüz.

Son sözüm Toplum ve Algı Mühendislerine:

Yaptığınız hiçbir operasyon tutmuyor, bizzat millet tarafından size aynen iade ediliyor.

Bu nedenle artık evinize dönün, 30 Mart akşamını bekleyin.

Çünkü bu defa evindeki plazmalardan seçim sonuçlarına ağlaya ağlaya şehadet edecek olan sizlersiniz..

@bayramzilan