At izi it izi, domuz izi çakal izi!

Bilmem ne kadar hassas, ne kadar kritik günlerden geçtiğimizi görebiliyor musunuz?

Mutlaka bir şeyler hissediyorsunuzdur…

Devletteki dağınıklığı, bürokratik oligarşinin “takozları” dizdiğini, iktidardaki metal yorgunluğunun ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en fazla bir seçim daha görebilecek olmasının yol açtığı “gelecek dönemde konumlanma” arayışlarının biraz olsun farkındasınızdır.

Ne yazık ki bu durumu biz birebir yaşıyoruz.

Her gittiğimiz yer dökülüyor, “hesabi” insanlar gömdükleri baltalarını çıkartıyor, dört bir yanda tezgâhlar kuruluyor…

At izi it izini zaten karışmıştı, şimdi izlere “domuz” izleri, “çakal” izleri de karıştı.

At izi it izi, domuz izi, çakal izi karmakarışık.

Kafalarda kuyrukları birbirine değmeyen yüzer tilki.

Tanıdıklarınızın, tanıştıklarınızın çoğu ya “kirlenmiş” durumda ya da kirlenme yolunda.

Birlikte fotoğraf vermek istemiyorsunuz, ne olur olmaz yarın…

Karşı taraf da sizden şüphelense haksız diyemezsiniz…

Öyle bir ortam var.

İktidar cenahında durumlar böyle…

Ya muhalefette?

Oranın “sağ tarafında” çok garip işler oluyor.

CHP derseniz, zaten kökten garip bir parti.

Ontolojik sorunları hiç bitmez.

Her parti, sürülmüş tarla gibi.

Biri biraz olsun sağlıklı mesajlar veriyor, “MANEVİ VATAN”ın zemininin kaymaması için uğraşıyor…

“Memleket için iyi olanı yapan kim olursa olsun destek veririz, kötü olanı yapan kim olursa olsun karşı çıkarız!” çizgisinde ilerliyor…

Bir bakıyoruz “pat” operasyon geliyor!

Tuhaf mesajlar, memlekete zemin partiye oy kaybettiren laflar ediliyor.

Yani…

Bir “el”, iktidarı da muhalefeti de milletten kopartıyor sanki.

Vatandaşa “siyasetten ümidinizi kesin!” mesajı verilmek isteniyor gibi.

Bu durumun etkisiyle de vatandaşlarımızın yarıya yakın kısmı “Bu Pazar seçim olsa hangi partiyi tercih edersiniz?” sorusuna, “hiç birisini” karşılığını veriyor.

Vatandaşın siyasetten ümidini tamamen kestiği süreçlerde neler olur?

Bu sesler “hangi tehdidin” sesleridir.

Herhalde yeterince tecrübeden geçmiş insanlarız.

Partilerin bir araya gelip içinde bulunulan “kriz tablosu”ndan çıkış için hep birlikte hareket etmeleri gerekiyor.

Türk Tipi Başkanlık Sistemi olarak nitelendirilen modelin “yan etkileri”, ürettiği “olumsuzluklar” iyice ortaya çıktı bu süreçte.

“Yönetimde etkinliği” arttırmak yerine “dağınıklığı” arttırdı bu model.

Hatlar arasında bağlantılar koptu.

Araya nice sızmalar oldu.

Bunu açıkça görüyoruz.

Bazı bakanların neye imza attıklarını bile tam olarak bilmediklerini biliyorum.

Nereden mi biliyorum?

Söylüyorlar da oradan biliyorum.

Muhalefet de topyekûn dağılmış halde.

Bu durumdan çıkış yine “siyasiler” eliyle olacak.

Onlar çekişmeye, çatışmaya devam ederlerse…

Ve vatandaştaki “Hiçbirinden fayda yok!” havası iyice yaygınlaşırsa…

Dedik işte diyeceğimizi.

Anlayana sivri sinek saz!

Uzatmayın ve anlayın.!

Kafam bozuk gidiyom ben!