Ayakları üzerinde duran kadın!

Sabahın altısı…

Kadıncağız yollarda…

İstanbul’un bir yakasında otobüs bekliyor.

Öbür yakaya geçecek ve işine ulaşacak.

Ortalama 3 saat…

Bir de bunun geri dönüşü var, 6 saat!

Günün dörtte biri, 60 yıllık ömrün 15 senesi…

Yollarda…

Asgari ücret için ayakları üstünde duran kadın!

Sabah kuşağı feminist programlara baktığınızda “ayakları üzerinde duran kadın!” cümlesini görüyoruz sık sık…

Yani kimseye muhtaç olmayan kadın!

“Kimseye” denilen de…

Kocasına muhtaç olmayan kadın!

Kapitalistler kadının işlerine sadık olmalarını, patronlarının bir dediklerini iki etmemelerini isterler.

Patronu, müdürü “bol köpüklü kahve” istediğinde derhal hazırlamak zorundadır kadın.

Zira para almaktadır.

Patronu “avuç dolusu para” vermektedir.

(Gerçekten de bir asgari ücret avuç dolusu para yapıyor.

Düşünsenize, 140 tane 200 Lira!)

Ne kadar çok para değil mi?

Çok para da ev kirasını ödemeye ancak yetiyor.

Bazı kadınlara “Sen Özgür Kadınsın!” de, başka bir şey deme!

Özgürlük dediğin…

Annelikten kopuş…

Annelik görevini hayat şartlarından ya da “güçlü kadın” olmaya çalışmasından dolayı yerine getiremeyen…

Bebekleriyle doğru dürüst ilgilenemeyen, onları bakıcılara emanet eden, anne sıcaklığını veremeyen ve bu durumun acısını ömür boyu hisseden nice kadın var.

İş işten geçiyor ama…

Otobüslerde ayaklarının üzerinde durmaya çalışırken kadın, bebeğini göremiyor!

Bebekler bakıcılara emanet!

Artık bebek bile fazla geliyor!

Bebeği kreşe, bakıcıya kimin bırakacağı bile sorun haline geliyor çiftler arasında.

Sıkıntı büyük.

Nüfus hızla yaşlanıyor.

Devletin en yetkili isimleri bu durumdan şikayet ediyor.

Şikâyet ediyor ama yaptıklarının çoğu nüfusu azaltacak işler…

Şu 12 yıl mecburi eğitim mesela, nüfus nasıl dibe çakılmasın!

Orta yaşa kadar hayattan koparttığınız, binalara hapsettiğiniz insanlar kaç çocuk yapsın?

Sıkıntı büyük.

Aile Bakanı bile “20-25 yıl sonra askere alacak genç bulamayabiliriz?” diyor.

Yani…

Bugünkü Aile Bakanı, benim yaşıma geldiğinde, askere alacak genç bulamama ihtimalimiz varmış!

Felâket!