Bahçeli, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabulüne ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Gazi Meclisi tarafından ve milli iradeyle kabul edilen Kanun'un, terörü sınırların ötesinden olduğu kadar ülke içinden de besleyen siyasi, sosyolojik ve silahlı mahfilleriyle beraber kökünden tasfiye etme mecburiyetinin hukuk sahasındaki mütemmim ve müessir neticesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin terörden bütünüyle arındırılması yalnızca dağdaki silahlı unsurun etkisizleştirilmesi ve örgütsel kapasitenin zayıflatılmasıyla mahdut bir güvenlik meselesi olmayıp terörün yeniden neşvünema bulabileceği siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminlerin kurutulmasını, milletimizin arasına etnik veya mezhebi mülahazalarla sokulmak istenen ihtilaf ve husumet damarlarının kesilmesini ve devletimizin egemenlik hukukunun hiçbir gayrimeşru odağın, vekalet unsurunun yahut harici hesap sahiplerinin müdahalesine açık bırakılmaksızın ülkenin tamamında tartışmasız biçimde hakim kılınmasını ihtiva eden çok katmanlı bir milli güvenlik meselesidir. 22 Ekim 2024 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi Grup Toplantımızda ilk defa dile getirdiğimiz Terörsüz Türkiye iradesinin fikri, siyasi ve stratejik membaı da tam olarak bu hakikatin özünde aranmalıdır."
"Terör meselesi ertelenemez bir milli beka zarureti haline gelmiştir"
Zamanın kendilerini haklı çıkardığına dikkati çeken Bahçeli, "Türkiye'nin mücavir coğrafyasında terör örgütlerinin ve vekalet unsurlarının jeopolitik nüfuz mücadelelerinde araçsallaştırıldığı etnik ve mezhebi farklılıkların bölgesel hesapların manivelasına dönüştürüldüğü bir süreçte, Türkiye'nin terör meselesini kendi milli iradesi içerisinde nihai surette çözüme kavuşturması ertelenemez bir milli beka zarureti haline gelmiştir." ifadesine yer verdi.
Bahçeli, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarıyla başlayarak İran'ın bölgedeki üçüncü ülkeleri ve askeri hedefleri de içine alan mukabeleleriyle genişleyen çatışma sarmalının bölgesel bir ihtilafın ne kadar kısa sürede sınırları aşan ve birbirine eklemlenen krizler silsilesine dönüşebileceğini gösterdiğini vurguladı.
Söz konusu çatışmanın, enerji arzından küresel ticarete kadar geniş bir sahada bölgenin geleceğiyle beraber küresel istikrarı da tehdit eden bir mahiyet kazandığının altını çizen Bahçeli, şunları kaydetti:
"Gerek terör şebekesi İsrail'in Gazze'de akıttığı kan henüz durmamışken Lübnan ve İran'a kadar genişlettiği saldırganlık ve çatışma siyaseti gerekse İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan mukabeleleri, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüseferi sekteye uğratan hamleleri ve Körfez'e yayılan tehditleri bölgemizde harlanan ateşin yeni devletleri, yeni cepheleri ve yeni çatışma sahalarını içine çekebilecek tehlikeli bir yayılma istidadı taşıdığını açıkça göstermiştir. İşte bu şartlar altında Türkiye’nin kendi iç cephesinde terörün açtığı bütün gedikleri kapatması, hayati bir mesele haline gelmiştir. Bu doğrultuda Terörsüz Türkiye hedefi Türkiye'ye karşı yaklaşık yarım asırdır kullanılan en kanlı jeopolitik müdahale vasıtalarından birini, onu sevk ve idare eden gafillerin elinden geri dönmemek üzere alma gayesi üzerine bina edilmiştir. Nitekim 22 Ekim 2024'te yaptığımız çağrıyla başlayan, PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakma istikametinde gelişen safhalarla somutlaşan, meselenin TBMM eliyle milli iradenin denetimine alınmasıyla yeni bir mahiyet kazanan silsile ile devam eden süreç Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgesel şartların doğru okunmasıyla tayin edilmiş, her merhalesi bir öncekini ikmal eden bir bütüne vücut vermiştir."
"Terörün yeniden üretilmesine hiçbir surette imkan tanımamak gerekir"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Devletimizin bükülmez bileği ile toplumsal bütünleşmeyi, Terörsüz Türkiye hedefi ile 'Terörsüz Bölge' ülküsünü aynı stratejik istikamette buluşturan bütüncül bir irade, nihayet hayat bulmuştur. Gazi Meclisimizin iradesiyle hukuki bir zemine kavuşan Terörsüz Türkiye hedefinde bundan sonraki safhanın kutup yıldızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ağır bedeller ödeten terör belasını gelecek nesillerimizin omuzlarına bir yük olarak bırakmadan devlet ve toplum hayatımızdan bütünüyle çıkarmak, terörün silahla ulaşamadığı çeşitli hedeflerin farklı kisveler altında ve vasıtalar aracılığıyla yeniden üretilmesine hiçbir surette imkan tanımamak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısının, milli egemenlik üzerine inşa edilen yönetim biçiminin, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün, Türk milletinin müşterek tarih ve gelecek tasavvurunun herhangi bir müzakerenin konusu haline getirilmesi mümkün değildir."
Bahçeli, kabul edilen Kanun'un terör örgütünün ve onunla iltisaklı yapılanmaların fiili varlıklarına son verdiğinin, kontrol ettikleri silah ve mühimmatın teslim edildiğinin, örgütsel komuta ve sevk kabiliyetinin ortadan kalktığının yetkili devlet kurumlarınca tespit ve teyit edilmesini müteakip işletilecek hukuki mekanizmaları ihtiva etmesinin düzenlemenin maksadını bütün açıklığıyla ortaya koyduğunu aktardı.
Çarpıtmalara, savrulmalara ve hamasi kılıflara sokulmuş laf ebeliğine, siyasi cambazlıklara lüzum olmadığını belirten Bahçeli, "Söz konusu Kanun'u peşin hükümlerle çepeçevre sarılmış sözde muhalif nazardan değil, lafzıyla ve gerekçesiyle birlikte millet lehine doğuracağı önemli sonuçları dikkate alarak Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin cephesinden okumak lazımdır." ifadelerini kullandı.
"Terör örgütünün tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğünün en açık tescili olacaktır"
Şehitlerin hatırası ile gazilerin fedakarlığına dair en küçük bir tereddüdün dahi zihinlerde yer bulmasına müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Türkiye bugün terörü tarihe havale edebilecek bir kudrete erişmişse bunun temelinde, vatan toprağının her karışını canıyla müdafaa eden aziz şehitlerimizin mübarek kanı, bedeninde patlama izleri ve şarapnel parçalarıyla yaşayan gazilerimizin destansı fedakarlığı, üç bin yıllık şanlı tarihiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Emniyet Teşkilatımızın, Jandarmamızın, güvenlik korucularımızın ve bütün güvenlik unsurlarımızın yıllara yayılan mücadelesi ile milletimizin sergilediği metanet bulunmaktadır. Terörün bütünüyle tasfiye edilmesi bu toprakları bizlere vatan kılan kahramanlarımızın mücadelesinin boşa çıkmadığının, terör örgütü PKK'nın ve onun bütün uzantılarının tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğünün en açık tescili olacaktır."
"Kaybedecek vaktimiz yoktur"
Kanun'un kabulüyle birlikte ulaşılan merhalenin bir nihayet değil, esasen hukuki ve idari bakımdan daha müteyakkız olunması gereken yeni bir safhanın başlangıcı olduğunun da unutulmaması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
"Kaybedecek vaktimiz yoktur. Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip öngörülen hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en kısa sürede hayata geçirilmesi, kurumlar arasında herhangi bir yetki ve koordinasyon boşluğunun meydana gelmesine izin verilmemesi ve ortaya çıkan tarihi fırsatın çeşitli gayri milli cephe, söylem ve söylevlerin istismar alanına dönüşmesine kati surette müsaade edilmemesi gerekmektedir. Türkiye'nin istikameti bellidir. Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye'nin bundan sonraki büyük yürüyüşünün başlangıç şartlarından biridir. Yıllarca terörün korku iklimi altında ekonomik, sosyal ve beşeri potansiyelini tam olarak harekete geçiremeyen bölgelerimizin yatırım, üretim, sanayi, tarım, turizm, eğitim ve istihdam imkanlarıyla buluşturulması, devlet ile vatandaş arasına örülmeye çalışılan suni mesafelerin ortadan kaldırılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlığının müşterek tarih, kader ve birlikte yaşama ülküsü üzerinde daha da kuvvetlendirilmesi, terörün kalıcı tasfiyesinin somut neticeleri olacaktır."
Bahçeli, "Ben Allah'tan yalnız iki şey istiyorum: Yurdum mesut olsun, yuvam bahtiyar.” diyen merhum şair Ziya Gökalp'in duasının Terörsüz Türkiye idealinin en sade ve en samimi hülasası olduğunu vurguladı.
Ulaşılan bu tarihi merhalenin aziz millete, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve bölgenin huzur, istikrar ve selametine hayırlı neticeler getirmesini temenni eden Bahçeli, vatanın birliği ve devletin bekası uğruna canlarını feda eden aziz şehitleri rahmet ve minnetle yad etti, kahraman gazilere hürmet ve şükranlarını sundu.