İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, aralarında Genel Yayın Koordinatörümüz Serdar Arseven'in de bulunduğu medya temsilcileri ile bir araya geldi.
Bakan Çiftçi, Tunceli'de 6 yıl önce kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmadaki son gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Gülistan Doku’nun kaybolmasının kamu vicdanında derin bir hassasiyet oluşturduğunu vurgulayan Bakan Çiftçi, dosyada önceliğin maddi gerçekliğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması olduğunu ifade etti.
Soruşturma kapsamında bilgiler paylaşan Çiftçi, 17 Nisan 2026 tarihli onayla, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkındaki "delillerin karartıldığı" yönündeki iddiaları araştırmak üzere 2 mülkiye müfettişinin görevlendirildiğini bildirdi.
Bakan Çiftçi, sürecin devamına ilişkin şu bilgileri verdi;
Aynı tarihli onayla Tuncay Sonel görevden uzaklaştırılmış ve yine 17 Nisan 2026 tarihinde gözaltına alınmıştır. Sonel, 21 Nisan'da çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır. Ayrıca 20 Nisan 2026 tarihinde, olay sonrasındaki inceleme, araştırma ve soruşturma süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek üzere 2 mülkiye müfettişi ve 2 polis müfettişi daha görevlendirilmiştir.
Tunceli'de üst düzey koordinasyon
Jandarma Genel Komutanlığının arama çalışmaları için teknik ve lojistik destek sağlamaya devam ettiğini kaydeden Çiftçi, İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran'ın dün Tunceli'de yerinde incelemelerde bulunduğunu ve Adalet Bakanlığı yetkilileriyle ortak bir toplantı gerçekleştirdiğini belirtti.
"Hiçbir süreç karanlıkta kalmayacak"
Bakanlık olarak tüm iddiaların titizlikle incelendiğini söyleyen Çiftçi, "Bizim yaklaşımımız nettir: Hiçbir iddia karşılıksız bırakılmaz, hiçbir ihmal görmezden gelinmez, hiçbir süreç karanlıkta kalmaz. Bu dosyada tek hedefimiz, somut gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Okul önlerinde önlem
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in katılımıyla valiler, il emniyet müdürleri, il jandarma komutanları ve il milli eğitim müdürleriyle kapsamlı değerlendirme toplantısı yaptıklarına dikkati çeken Çiftçi, "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz. Öncelikle bütün okulların çevresi yeniden risk esaslı değerlendirilecek, giriş-çıkış yoğunluğu, öğrenci hareketliliği, servis güzergahları, kör noktalar ve çevresel risk alanları tek tek gözden geçirilecek. Okul giriş ve çıkış saatlerinde kolluk görünürlüğü artırılacak." şeklinde konuştu.
Çiftçi, metruk yapılar, parklar, internet kafeler, oyun salonları ve öğrencilerin yoğun bulunduğu güzergahlarda devriye ve denetimlerin sıklaştırılacağına vurgu yaparak, şunları kaydetti:
"Kamera sistemleri, giriş-çıkış kontrolü, ziyaretçi usulleri ve güvenli toplanma alanları yeniden değerlendirilecek, eksikler süratle giderilecek. Daha önce yılda iki kez yapılan 'Okul Güvenliği' toplantıları artık her ayın ilk haftasında düzenli yapılacak. Her okulda okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir 'güvenlik kurulu' oluşturulacak. Biz burada yedi basamaklı bir çerçeve üzerinde çalışıyoruz; risk ve tehdit analizlerinin yenilenmesi, fiziki güvenlik önlemlerinin artırılması, erken uyarı sistemi, takip görevi, rehberlik-güvenlik koordinasyonu, bakanlıklar arası eş güdüm ve acil durum farkındalık eğitimi. Meseleyi sadece bina güvenliği olarak görmüyoruz; akran zorbalığı, tehdit dili, dışlanma, öfke kontrolü, içine kapanma ve dijital risk işaretleri de yakından izlenecek."
Çiftçi, devamsızlık yapan, okulla bağı zayıflayan ve risk altında olduğu değerlendirilen çocuklar için okul, aile, rehberlik ve kamu kurumları arasında daha yakın izleme ve destek süreci kurulacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rehberlik ve psikososyal destek hizmetleri güçlendirilecek. Sosyal medya, dijital mecralar, şiddeti özendiren içerikler ve olumsuz rol modeller konusunda da önleyici bilinçlendirme çalışmaları yaygınlaştırılacak. Ruhsatlı silah sahibi ebeveynlere yönelik bilinçlendirme yapılacak, ruhsatsız silahla mücadele de tavizsiz sürecek. Olası olaylarda müdahale sırası, kurumlar arası koordinasyon ve ilk müdahale kapasitesi yeniden gözden geçirilecek. Her il kısa, orta ve uzun vadeli uygulama planı hazırlayacak ve tedbirleri düzenli olarak bakanlığımıza raporlayacak."
Okul saldırıları sonrası siber suçlarla mücadele
Bakan Çiftçi, okul saldırılarından sonra yalnızca olay yerindeki fiziki güvenlik boyutuna odaklanmadıklarını vurgulayarak, dijital mecraları da aynı ciddiyetle takip ettiklerini söyledi.
Bazı hesapların suçu övdüklerine dikkati çeken Çiftçi, "Saldırganlığı özendiriyor, korku yayıyor ve toplumu provoke etmeye çalışıyor. Kolluk kuvvetlerimizin sanal devriye faaliyetleri kapsamında 2025 yılında 210 bin 234, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla da 86 bin 937 hesap yöneticisi ve kullanıcısı tespit edildi. Sadece bu iki okul saldırısı sonrasında saldırgan içerikli 539, provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında gerekli işlemler başlatıldı." bilgisini paylaştı.
Çiftçi, okul saldırılarıyla bağlantılı 8 bin 11 internet adresi için içerik çıkarılması ve erişim engellenmesi sürecinin işletildiğini, toplamda 8 bin 270 internet adresi hakkında da işlem yapıldığını bildirdi.
Bakan Çiftçi, şöyle devam etti:
"C31K isimli oluşuma ait Telegram üzerinde faaliyet gösteren 259 kanal kapatıldı. Provokatif paylaşım yapan çok sayıda sosyal medya hesabı tek tek incelendi, bunlarla ilgili adli süreçler devreye alındı. Tutuklama, adli kontrol, erişim engeli ve yakalama süreçleri de eş zamanlı yürütüldü. Ayrıca kamu düzenini bozan, suçu ve suçluyu öven, olayları manipüle eden çok sayıda hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu. Muhterem Cumhurbaşkanımızın da ortaya koyduğu kararlı irade doğrultusunda sanal devriye kapasitemizi artırdık. Bizim için dijital alan, hukukun dışında kalan bir alan değildir. Sokakta suça nasıl geçit vermiyorsak, sosyal medya ve dijital mecralarda suçu öven yapılara da aynı kararlılıkla müdahale ediyoruz. Sanal dünya da hukuk dışı bir alan değildir, suçu övene de toplumu provoke edene de dijital mecralarda alan bırakmayacağız."
“Yeni Nesil Suç Örgütleri”
"Biz buna sokak çeteleri yerine “Yeni Nesil Suç Örgütleri” diyoruz. Bu “Yeni Nesil Suç Örgütleri, hem asayişi bozan hem de mahalle huzurunu hedef alan, gençleri suça sürükleyen ve şehir güvenliğini tehdit eden yapılardır. Biz bu yılı açık ve net bir iradeyle “Yeni Nesil Suç Örgütleri” mücadele yılı ilan ettik. Çünkü bugün ortaya çıkan yapılar, geçmişin klasik mafya yapılarından farklı özellikler taşıyor. Kendilerine çizgi film karakterlerinden ya da takma isimlerden esinlenerek adlar veriyorlar.
Gösterişi, sosyal medya görünürlüğünü ve korku yaymayı bir yöntem olarak kullanıyorlar. Yaş ortalamaları düşüyor, hızlı para kazanma hevesi öne çıkıyor. Dijital platformları hem propaganda hem de suç gelirleri bakımından daha yoğun kullanıyorlar.
Sabit merkezleri zayıf, örgütsel bağları daha gevşek, hareket tarzları daha öngörülemez. Bu nedenle bunlarla mücadele de klasik yöntemlerle sınırlı kalamaz. 2025 yılında 652 organize suç çetesine yönelik 1730 operasyon gerçekleştirdik.
Bu operasyonlarda 14 bin 75 şahıs gözaltına alındı, 7 bin 659 şahıs tutuklandı, 3 bin 463 şahıs hakkında adli kontrol işlemi yapıldı. 1 Ocak–16 Nisan 2026 döneminde ise 274 organize suç çetesine yönelik 676 operasyon yaptık.
Geçen yılın aynı döneminde bu sayı 222 çeteye yönelik 556 operasyondu. Yani hem operasyon sayımızı hem de darbe indirdiğimiz yapı sayısını artırdık. Aynı dönemde 4 bin 963 şahıs gözaltına alındı, 2 bin 219 şahıs tutuklandı, 1.129 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildi.
Operasyon yapılan suç çetelerinin; 191 KOM, 41 narkotik ve 42 siber bağlantılı organize suç örgütlerinden oluşuyor. TCK 220 kapsamında mevcut planlı dosya sayısı da 489.
Sokaklarımızı, mahallelerimizi ve gençlerimizi bu yapılara teslim edemeyiz. 2026, sokak çetelerine alan bırakmadığımız yıl olacaktır; mahallelerimizin huzurunu suç örgütlerine teslim etmeyeceğiz."
Ruhsatsız silahla mücadele
"Ruhsatsız silah meselesi doğrudan kamu düzenini, vatandaşımızın güvenliğini ve toplumsal huzuru etkileyen bir başlıktır.
Bu nedenle mücadelemizi tavizsiz sürdürüyoruz. 2024 yılında 111 bin 131 ruhsatsız silah yakalandı. 123 bin 739 şahıs hakkında işlem yapıldı. 2025 yılında 110 bin 470 ruhsatsız silah ele geçirildi. 119 bin 469 şahıs hakkında işlem tesis edildi.
Bu yılın ilk döneminde, yani 1 Ocak–16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 silah yakalandı. 33 bin 120 şahsa işlem yapıldı. Silah türlerine baktığımızda 14 bin 226 tabanca, 6 bin 170 kurusıkı tabanca, 11 bin 554 av tüfeği ve 573 uzun namlulu silah ele geçirildi. Her silah bizim için doğrudan bir güvenlik meselesidir.
Sokakta korku oluşturan, suçta kullanılma riski taşıyan hiçbir silaha müsamaha göstermiyoruz. Emniyetimiz ve jandarmamız ruhsatsız silahı kaynağında tespit etmek, ele geçirmek ve sorumluları adli mercilere teslim etmek için aralıksız çalışıyor. Ruhsatsız silaha karşı tavrımız açıktır; nerede olursa olsun bulur, ele geçirir, adaletin önüne çıkarırız."
Belediyelere yönelik soruşturma
"Öncelikle şunu çok açık ifade etmek isterim: Bakanlığımızın belediyelere yönelik işlemleri siyasi aidiyete göre değil, ihbar, şikâyet, teftiş ve denetim sonuçlarına göre yürütülmektedir.
31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinden 17 Nisan 2026 tarihine kadar 3 bin 309 araştırma ve inceleme yürütüldü. Bunların 1.535’i hakkında soruşturma izni verildi. Burada mükerrer dosyalar da var; yani aynı belediye hakkında birden fazla soruşturma söz konusu olabiliyor.
Dağılıma baktığımızda 677’si AK Partili belediyelerle ilgili. 371’i CHP’li, 128’i MHP’li, 18’i DEM Partili, 9’u İYİ Partili, 332’si de diğer partilere mensup belediyelerle ilgili. Bu veriye göre en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir. Yaklaşık toplamın yüzde 44’üne tekabül ediyor.
Bu tablo bile tek başına “sadece muhalefet belediyeleri hedef alınıyor” iddiasının gerçekle örtüşmediğini gösteriyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi özelinde ise Sayın Mansur Yavaş’ın görev dönemini kapsayan yaklaşık 7 yılda toplam 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildi.
23 ön inceleme raporu düzenlendi. 32 iddia konusu değerlendirildi. Müfettiş önerileri doğrultusunda 7 konuda soruşturma izni verildi. Bunların 2’si Danıştay tarafından kaldırıldı, 2’si halen Danıştay incelemesinde, 3 dosyada ise karar sonrası işlemler sürüyor.
25 iddiada ise Sayın Yavaş’ın imzası, onayı veya talimatı tespit edilemediği için soruşturma izni verilmedi. Ayrıca 18 konuda suç unsuruna rastlanmadı. 13 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi.
2 tazmin raporu da belediyeye iletildi. Hâlen 11 araştırma ve ön inceleme süreci devam ediyor. Dolayısıyla burada yapılan işlem siyasi değil; iddia, inceleme, müfettiş raporu ve hukuk süreci temelinde yürüyen idari bir mekanizmadır.
Ayrıca burada altını çizmek gerekir ki, İçişleri Bakanlığımızca verilen soruşturma izinleri nihai hüküm niteliği taşımaz. Bu kararlar, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesinde alınan idari kararlardır ve yargı denetimine tabidir. Nitekim bu süreçlerde Danıştay incelemesi söz konusudur. Son sözü söyleyecek olan merci, bağımsız ve tarafsız yargıdır.
Belediyelerle ilgili süreçlerde ölçümüz, hukuktur; aidiyet değil, iddia ve delildir."