Gündem

Bakan Fidan'dan SDG'ye son çağrı: Çıkın bu çizgiden

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "SDG, PKK'nın bir uzantısı olarak güçle, güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Ya bir güç görecek ya da bir güç kullanma tehdidi görecek." dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın konuşmasında öne çıkanlar;

İnsan gerçekten kendi vicdanıyla şunu söylemek istiyor: Keşke geçtiğimiz yıl bu zamanlar yaptığım analizlerde yanılsaydım. Verdiğim demeçlerdeki hüküm cümlelerim, analiz cümlelerim yanlış çıksaydı, ben de "Ya tamam yanılmışız ama burada büyük bir hayır çıktı, maslahat çıktı" deseydim. Ama örgütle yıllardır yakından takip etmiş, savaşmış, mücadele etmiş, incelemiş, yeri gelmiş konuşmuş biri olarak geçmiş görevlerimizde aldığımız dersler var, bildiğimiz konular var. Maalesef SDG, PKK’nın bir uzantısı olarak yani şu karakteristik özelliği taşıyor; Güçle veya güç tehdidi olmadan herhangi bir konuda diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Yani kendiliğinden... Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek.

Bunu da geciktirmek için şu anda diplomasiyi biraz öğrenmişler; esas itibarıyla propaganda amaçlı, dünyada kamuoyu oluşturma amaçlı kullanıyorlar. Yani her iki taraf da ortaya gelip "Ben de şunu vereyim, sen de şunu ver, buradan şuraya gidelim" çizgisi vesaire yok. "Ben hiçbir şeyi vermeyeyim ama veriyormuş gibi yapayım sembolik olarak Suriye'de; eğer kabul etmezsem de bölgedeki ve küredeki diğer aktörleri yanıma çağırırım, onlarla geliştirdiğim birtakım DEAŞ üzerinden hikayeler var..." İşte bazı senatörlerle görüşmeleri oluyor, İsrail'le sürekli giden bir şeyleri var. Şimdi bunun bir yere gitmeyeceğini artık görmeleri lazım. Ben de bunu anlamıyorum; bu ilişki sizi bir yere götürmez. Yapacağınız şey bölgenin sahici insanlarıyla, sahici çözümler içerisinde kalmak. Bu maksimalist tavırlar, bu aldatıcı şeyler... Yani sürekli "biz anlaşmadan, diyalogdan yanayız" deyip gerçekte tam tersini yapan, çelik çekirdek gibi durup bir santim bile pozisyon değiştirmeyen, sadece güç uygulandığı zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor. Deve kuşu gibi başını toprağa gömmenin bir anlamı yok.

"Halep'te paralel yapı ortadan kalkacak"

Biz bunu baştan beri söylüyoruz. İlgili birimlerimiz, istihbaratımız, diplomatlarımız, askerlerimiz bu konuyu muhataplarıyla konuşuyorlar. SDG'ye iletiyorlar, Suriyelilere iletiyorlar. Ama burada maalesef baştan da öngördüğümüz gibi bir değişiklik olmadı ve bugün şu anda Halep'ten başlayan süreci de yaşamaya başladık maalesef. Ben burada sürecin inşallah yakın zamanda bitip oradaki paralel yapının da ortadan kalkıp Halep'te tek bir devletin bütün vatandaşlarına tek bir devlet kurumları üzerinden hizmet vermeye başlayacağı anın geleceğine inanıyorum. Olması gereken de budur. Devlet hizmetinde teklikdir ama vatandaşa da kuşatıcılıktır.

Bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var, Amerika'nın istediği bir resim var; bunlar örtüşüyor. Sadece İsrail burada örtüşmüyor. İsrail "böl, parçala, yönet" taktiğiyle kendi güvenliğini sağlayan, kandan beslenen bir entite durumunda şu anda. Onu bir kenara bırakırsanız ki SDG'nin bunu bırakması lazım artık. Bu toprakların insanlarına sahici bir değer dönüşü yapmak istiyorsa... Yıllardır zaten bu topraklardaki insanların dinini, değerlerini küçümsemişsin. Daha sonra politika yapma adına değer sahiplenmesine başlamışsın. Kimsenin anlamadığı kavramları halka uzun yıllar anlatmışsın.